![]() |
Arada yazıyorum, bu abartının bu kadar çok sahiplenilmesini, hiç tartışılmadan kabul görmesini eleştiriyor, kendimce hicvediyorum ama popülerleşmiş bir inanış olduğu için değişeceğini de pek sanmıyorum.
Bu iddianın, Gırgır’ın da yayıncısı Haldun Simavi’nin sahibi olduğu, o yılların en çok satan gazetesi Günaydın tarafından üretildiğini pek çok defa yazmıştım. O yıllarda okuduğum haberi de hatırlıyorum. Bir gazete taraması yaparak bulup çıkarmak gerekiyor.
Yakınlarda iddiayla ilgili bir belge buldum. Onun izini sürerek başka belgelere de ulaştım. Hem onları hem de tahminlerimi paylaşacağım.
Yetmişli yıllarda kâğıdın gazetelere indirimli, mizah dergilerine ise daha pahalıya satılmasını öngören bir düzenleme varmış. Oğuz Aral’ın 4 Mart 1979’da Ecevit’e hitaben yayımladığı açık mektupta bu durumdan şikâyet ediliyor. Mektupta ayrıca Gırgır’ın, Guardian ve BBC’nin yayınlarına dayanılarak, dünyanın üçüncü büyük mizah dergisi olduğu söyleniyor.
BBC kayıtlarına henüz ulaşamadım ama Guardian’ın 31 Ocak 1979 tarihli sayısında bir haber buldum. “Cartoon Comment” başlıklı kısa yazı, Gırgır’ı Mad ve Krokodil’in ardından dünyanın “en başarılı üçüncü mizah dergisi” olarak tanıtıyor. İngilizcesi “third most successful”.
En çok satan demiyor. Başarıyla ticari başarının kastedilmiş olması mümkün elbette, fakat metinde tek bir satış rakamı yok. Karşılaştırma tablosu yok, araştırmanın kim tarafından ve nasıl yapıldığı yok. Kısacası ortada bir sıralama var, hesabı görünmüyor.
Yazının geri kalanı da bir tiraj araştırmasına benzemiyor. Oğuz Aral’ın bıyığından, Türklerin bıyık altından gülmesinden, ülkenin krizi büyürken Gırgır’ın tirajının yükselmesinden söz ediliyor. Aral uzun boylu, zayıf, içine kapanık biri olarak tarif edilmiş. Odası sade ve süslemesizmiş; kardeşi (Tekin Aral) de koridorun ilerisindeki odada Fırt’ı yönetiyormuş. Bunlar dergiye uğramış, Aral’la konuşmuş bir gazetecinin izlenimleri gibi duruyor.
Yazı imzasız. Bununla birlikte sayfanın tamamını görünce bir isimle karşılaşıyoruz: Michael Simmons. Guardian’ın Türkiye özel dosyasının girişini o yazmış. Gırgır’la ilgili kutu da hemen yanında yer alıyor. Bu, kısa yazının da ona ait olabileceğini düşündürüyor. Kesin imza yerine geçmez ama sonraki yıllarda Aral’la yaptığı röportajları okuyunca ihtimal güçleniyor.
Simmons, 1984’te Yılmaz Güney’le Oğuz Aral’ı aynı yazıda buluşturmuş. Biri Türkiye’den ayrılmış, diğeri kalmış; sanatla siyasal baskı arasındaki ilişkiyi bu iki isim üzerinden anlatıyor. 1986’da yeniden Aral’a dönüyor. Bu defa cezaevlerinden Gırgır’a gönderilen karikatürleri, mahpuslara yollanan çizim malzemelerini, sergi ve kitap çalışmasını anlatıyor. Gırgır’a ilgisi süreklilik taşıyor; dergiyi, siyasi baskıya rağmen mizahıyla Türkiye’de ifade özgürlüğünü savunabilen bir mecra olarak görüyor. Bu iki röportajda tirajın yarım milyona yaklaştığı da yazılmış. Ancak rakamın kaynağı belirtilmiyor.
![]() |
Aynı soruyu o dönem Türkiye’de soran da olmuş. Erdoğan Sevgin, TV’de 7 Gün’ün 5 Mart 1979 tarihli sayısında, Oğuz Aral’ın konuk olduğu televizyon programını eleştiriyor. Aktardığına göre sunucu, bir İngiliz gazetesinin yaptığı araştırmadan söz ederek Gırgır’ın tiraj bakımından dünya üçüncüsü olduğunu söylüyor; Aral da bunu onaylıyor. Guardian’daki kısa tanıtım yazısı, burada “araştırma” olmuş; “en başarılı” ifadesi de tiraj sıralamasına dönüşmüş. Aral’ın bir gün önce yayımlanan açık mektubunda da “en başarılı” ifadesi “üçüncü büyük” olmuştu. Demek ki bir ay içinde iddia daha kesin bir biçim kazanmış ve bu kaymada Aral’ın kendi sözlerinin de payı var.
Günaydın’ın eski sayılarına bakmak gerekiyor dedim yukarıda. İddianın Günaydın’da Guardian’dan önce mi, sonra mı çıktığını anlamak için bu gerekli. Günaydın, İngilizlerin haberini mi aktardı, yoksa zaten kullandığı bir tanıtım cümlesine dışarıdan destek mi buldu? Benim daha önce Günaydın’a bağladığım başlangıcı, tarihli kupürünü ortaya koymadan burada kesinleştirmem doğru olmaz.
Şimdilik söyleyebileceğim şu: Guardian, 1979’da Gırgır’ı üçüncü sıraya koymuş. Fakat bulduğumuz yazı, bu sıralamanın karşılaştırmalı bir satış araştırmasına dayandığını göstermiyor. İddianın Oğuz Aral ile yapılan bir görüşmeden çıkarak Guardian’a, oradan Aral’ın açık mektubuna ve TRT ekranına, en sonunda da derginin kendi tanıtımına dönmüş olması mümkün. Benim hissim bu yönde. Böyle bir dolaşımda insanın kendi sözü, bir süre sonra kendisine dışarıdan verilmiş bir başarı belgesi gibi geri gelebilir.
Gırgır’ın başarısını anlamak için dünya üçüncülüğüne ihtiyacımız var mı, hep söylüyorum, bence yok. Okurları arasından çizerler yetiştirmiş, çok sayıda insanın çizerek geçinmesini sağlamış, geniş bir okuma alışkanlığı yaratmış bir dergiden söz ediyoruz. Bunları anlatmak için epey malzememiz var. Üçüncülük kürsüsünün ise kim tarafından kurulduğunu hâlâ araştırıyoruz.
![]() |



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder