Pazar, Temmuz 10, 2016

Kural


Popüler bir figür, hele öldüyse, herkesin durduğu yere, inandığı kıbleye göre yorumlana yorumlana başkalaşır, biçim değiştirir. O popüler figür, fil misali, tutulduğu yerden tarif edilir. Öyle olur ki, tarif edenler, o popüler figürü sabitledikleri için kavgaya da tutuşurlar.

Bütün tartışmaların anlamsız olduğunu söylemiyorum. Tartışmanın bağlamını popüler kültür belirler diyorum. Popüler olan , herkes tarafından anlaşılır olduğu için popülerleşebilmiştir veya ne kadar karmaşık olursa olsun popülerlik imbiğinden geçerek basitleştirilmiştir. Kimse onun yazdıklarını, çizdiklerini okuma zahmetine girmez. Önemlidir, değerlidir, devrimcidir, sanatçıdır, siyasetçidir, kahramandır, hakkı yenmiştir, şudur bu'dur... Gerisi mühim değildir. Yani o popüler figür, yazıp çizdikleriyle değil şayiasıyla, şöhretiyle yaşamaya devam eder.

Yüzlerce Deniz Gezmiş, bir o kadar Nazım Hikmet, binlerce Atatürk yorumu olması hepsinin doğru ya da yanlış olduğunu göstermez, ayıklamayı da gerektirmez. Zamanın ruhu, bir siyasetçiyi, bir şairi, bir yazarı, mutlaka cevap veremeyecek bir ölüyü alıp bir yere getirir, aktüelin içinde onu konuşturur, kendine hasım ya da hempa olarak araçsallaştırır.

Günü yaşayanlar, aktüelin içinde siyaset yapanlar popüler ölülere ihtiyaç duyarlar. Onların popülerliğiyle meşrulaşır ve yaygınlaşırlar. Entelektüel görünür, edebiyattan, siyasetten, memleketten anlar olurlar...

Bilmiyorum, üzerinde uzlaşılacak bir şey varsa eğer o da gerçeğin çokluğudur, bana öyle geliyor. Popüler kültürün içinde popüler olanı sabitlemeye kalkmak ve mümkün olmadığı halde, sabitlenmişcesine münakaşa etmek, zaman kaybını geçtim, çok ama çok sıkıcı.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails