Salı, Nisan 18, 2017

Baarsana!


Siyasetçi kimdir, nasıl biridir diye sorulsa, bence hiç şaşmaz, bağıran birilerinin tarif edildiğini görürsünüz. Populizm, ajitasyon şu ya da bu, ne dersek diyelim, bizim siyasetçilerimiz canhıraş bağırıyor. Şöyle bir düşünün, sakinliğiyle tanınan biri siyasette tutunamıyor, yok hoşgörülüymüş, yok tevazu sahibiymiş, yok çelebiymiş kim olursa olsun silinip gidiyor.

Sadece siyasetçi mi? Her mesleğin bağıranı makbul. Çileden çıkıyor, haddini bildiriyor, cevabını veriyor, gözleri doluyor filan ama illa ki bağırıyor "en iyiler".

Bağıran adamları seviyoruz. Bağıran kadınlara helal olsun diyoruz.

Niye seviyoruz bağıranları? Gösterisi hoşumuza gidiyor bana kalırsa.

Peki bağırmak, kazanmak mı demek? Hayır, bağırmak kazanmak demek değil. Bağırmak, bir ön şart.

Yoksa, biz, daima kazanandan yanayız, kazananın gösterisinden yanayız. Kim değil ki demeyin? Kaç tane Osmanlı padişahı biliniyor, niye onlar biliniyor? İstanbul'un Fethi, Viyana Kuşatması şu bu... Niye iki paragrafta anlatılıyor gerisi... Niye herkes Gassaraylı? En başarılı takım olduğu için...Niye maçlarında seyirci yok. Bugün kazanamadığı için... Kazanamıyorsa sporun da tarihin de siyasetin de önemi yok. Türkiye'nin en yoksul ilçeleri, en mahrum, en mutsuz köşeleri neden iktidar partisine oy veriyor?

Kaybedildiğinde, kaybedenler en çok kime kızıyor, bağırmayan siyasetçiye, bağırmayan kulüp başkanına... Kırmızı kart görene değil sahada kalan "ruhsuz" oyuncuya...

Türkiye, uzun yıllardır baarıyor... Görünen o ki uzun yıllar baaran adamları seyredeceğiz.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails