![]() |
Fotoğrafa dikkatli bakınca insanın gözü ister istemez ayrıntılara
kayıyor. Müzisyenlerden biri çocuk yaşta, galiba def ya da bendir, öyle bir şey
çalıyor. Salondakilerin ona sempatiyle tebessüm etmiş olduğunu hayal edebiliyorsunuz.
Benim dikkatimi solistin duruşu, gövdesine verdiği biçim çekti. Mikrofona
mesafesi. Bir elini hafifçe arkaya götürmüş hali… Bugünün diliyle bakınca
neredeyse “cool” denebilecek bir sahne tavrı var.
Asıl takıldığım ise elindeki beyaz mendil oldu. İlk
bakışta şarkı sözlerinin yazılı olduğu küçük bir kâğıt sandım. Değilmiş.
Bildiğiniz mendil. Elbette bunun pratik sebepleri var, sahne ışığı yakıyor, salonlar
havasız, mikrofon ilkel, heyecan cabası… Mendil doğrudan işlevsel bir nesneye
dönüşüyor, teri silmeye, eli kurulamaya, burnu yoklamaya, dudaktaki nemi almaya
yarıyor.
Orhan Boran’ın da elinden mendil eksik olmazdı. Çocukken
çok merak ederdim; elleri mi terliyordu, yoksa mendil başlı başına bir kibarlık
alameti miydi? O kuşak için mendil biraz da “beyefendilik aksesuarı” galiba.
İnsanlar o zamanlar sigara tabakası, çakmak, mendil taşıyorlar. Her biri
gündelik hayatın küçük ritüelleri.
Ortaokul yıllarında bir doğum gününe davet edilmiştim.
Dans mans olacak, kızlar gelecek, insanın kalbi doğal olarak pırpır ediyor.
Saçımı taradıktan sonra babamın çekmecesinden aşırdığım mendili büyük bir
özenle arka cebime yerleştirdiğimi hatırlıyorum. Bugünden bakınca küçük bir “amca”
gibi giyinmişim aslında; beyefendi gibi görünmeye çalışıyorum. Galiba asıl derdim
ellerimin terlemesiydi. Ayy elleri terliyor derlerse korkusu çekiyordum.
Boşa endişelenmişim. O gün, kızların da ellerinin terlediğini
öğrendim. Çıkmayı düşündüğüm kızla salınarak konuşurken mendili tamamen
unutuvermiştim.
Sadece mendil kaybolmadı, onunla
birlikte belirli bir beden dili de kayboldu gibi geliyor bana. Hayıflandığım
sanılmasın, sadece değişimi izlemeye çalışıyorum. Görebildiğim kadarıyla
günümüz şarkıcılarının elinde artık su şişeleri var; terliyor ve içiyorlar. Ya
da sahne önlerine bırakılmış kâğıt havlularla kurulanıyorlar…
Daha “fonksiyonel” ve daha aceleci bir
çağdayız. Pratik olan estetik olanı tahtından indirdiğinden beri, sahnede
terlemek kimseye dert olmuyor. Kağıt havludan sahne estetiği de çıkmıyor...

2 yorum:
Islak mendil var bi de, zarar kere zarar. Islak mendil gelirdi eskiden, berberde sıcak ve ıslak biçimde sakala vurulurdu.
Islak mendilin dönüşüme giremediği bu yüzden de bir on yıl içinde yasaklanacağı söyleniyor, bilmiyorum.
Yorum Gönder