![]() |
Yazıyı niye yazmıştım...
Şaziye Karlıklı'nın Benli Belkıs kitabında
(Doğan Kitap, 2018) bir anekdota rastlamıştım. Kitabın sonlarına doğru Çetin
Altan'dan bir alıntı vardı. Belkıs'ın son günlerinde, Çetin Altan yaşadığı bir “manşeti”
anlatmıştı.
İşte, içki masasında konuşurlarken Belkıs, artık her nedense bluzunu yırtıp
Çetin Altan'a göğüslerini gösteriyor ve "bak hala memelerim taş gibi"
diyordu...
![]() |
![]() |
Belkıs öldüğünde değil, yıllar sonra anlatılan bir
hikâyenin kahramanıysa… Üstelik anlatıcısı dışında tek bir tanığı yoksa… İnsan
ister istemez durup düşünüyor. Gerçekten yaşanmış bir hatıra mı bu, yoksa
kadınlığıyla efsaneleştirilmiş bir figüre sonradan yakıştırılmış bir sahne mi?
Çünkü hikâye ziyadesiyle kusursuz. Fazla “erkek
meclisi”ne uygun. Namlı bir gece hayatı kadını, yaşlanmış ama hâlâ meydan
okuyan bedeniyle ortaya çıkıyor, bluzunu yırtıyor ve “bak hâlâ taş gibiyim”
diyor, deme gereği duyuyor. Sanki magazin hafızasının kadınlardan beklediği son
replik buymuş gibi.
Belkıs, yıllarca erkeklerin anlattığı hikâyelerin başrolündeydi.
Rejimin “öteki”si, magazinin “orospusu”, erkek muhayyilesinin daimi
provokasyonu… Böyle kadınların yaşlılığı bile uslu-edepli anlatılmıyor. Mutlaka
bedeniyle, cinselliğiyle, hâlâ arzu uyandırıp uyandırmadığıyla hatırlanması
gerekiyor.
Belki gerçekten yaşandı. Belki o bluz gerçekten yırtıldı.
Ama bana, yaşanmış bir hatıradan çok, bir dönemin kadınlara bakışını ele veren “gazeteci
fantezilerinden” biri gibi geliyor.
İnanmıyorum.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder