![]() |
Otuz yıl önce “Türkiye’de Çizgi Roman” isimli bir kitabım yayımlandı. İlk çalışmam olduğu için türlü naiflikler ve yavanlıklar içeriyordu ama bana sahiden akademi yolunu açtı. Hayatımın uzunca bir dönemini üniversitede çalışarak sürdürebildiysem, o ilk kitabın sayesinde oldu. En azından ben “minnetle” öyle hissettim.
Yıllar içinde o kitabın devamını yazmak, başka türlü
yorumlamak, aynı metne daha farklı bir “tarih” dizgesi kurabilmeyi hep istedim.
İnsan zamanla yalnızca bilgi biriktirmiyor, bakışı da değişiyor çünkü. Otuz yıl
önce gördüğünüzle bugün gördüğünüz aynı olmuyor. Ama iş yoğunluğu, hayatın
savrulmaları, ilgilerin değişmesi, belki de planlı çalışamamak yüzünden bunu
bir türlü gerçekleştiremedim.
Bu ayın başında bu kitabın bir tür devamı ya da yeni bir
yorumunu yazmaya giriştim. Bir borç ya da mecburiyet gibi hissettiğim şeyi,
yazarak “kapatmak” istiyordum. Nihayet başlayabildim.
Bilenler için yeni değil ama ben hemen her metnimi elle
ve deftere yazarak tamamlıyorum. İşler beklediğim gibi giderse, Temmuz sonunda
bitirmeyi, kitap olarak bu yıl içinde yayımlatmayı hedefliyorum. Böyleyken
böyle Romalılar…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder