![]() |
Otuzlu yıllarda çıktığı için doğal olarak yerli ve milli
bir çizgi romandı Çetin Kaptan. Bir o kadar da pedagojikti. Daha önce
değindiğim için o faslı geçiyorum.
Bu maskeli hikâyeyi pandemi günlerinde paylaşmıştım.
Çetin Kaptan neden gaz maskesi takıyor? Harçlığından
artırıp neden kendine bir gaz maskesi alıyor? Diye sorabilirsiniz. Bunun cevabı dönemin ruhunda saklı.
O yıllarda yeni bir büyük savaşın çıkacağına dair endişe
hayli yaygındı. Birinci Dünya Savaşı’nın hafızası hâlâ canlıydı. Gaz
saldırıları savaşın en korkutucu sembollerinden biri olmuştu. Uçaklar,
bombardımanlar ve zehirli gazlar artık yalnızca askerî meseleler değildi,
gündelik hayatın, gazetelerin ve popüler kültürün konusu olmuştu.
Bizdeki çocuk yayıncılığı da büyük ölçüde Fransız
örneklerini takip ediyordu. Altmışlı yılların ortalarına kadar memleketin kültürel
ve entelektüel yönelimi belirgin biçimde frankofondu. Çocuk dergileri, okul
yayınları ve resimli hikâyeler de bundan payını alıyordu. Gaz maskesi imgesinin
de büyük ölçüde bu kanaldan geldiğini düşünüyorum.
Bugün gaz maskesi denince akla daha çok Soğuk Savaş
gelir. Oysa bu imge çok daha eski. Birinci Dünya Savaşı’ndan başlayarak uzun
süre Avrupa popüler kültürünün en tanınan nesnelerinden biri oldu. Çocuk
kitaplarında, dergilerde, afişlerde ve oyuncaklarda karşımıza çıkıyordu.
Bizimkiler de Fransızlardan göre göre, “ağaç yaşken
eğilir” mantığıyla çocuk kahramanlarına gaz maskesi taktırmış olmalılar.
İşin ilginç yanı, hikâyede maske korkunun değil, gururun
nesnesi. Çetin Kaptan onu saklamıyor, iftiharla arkadaşlarına gösteriyor.
Bir dönemin gelecek kaygıları, bir başka dönemin çocuk
kahramanının aksesuarına dönüşmüş durumda.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder