![]() |
Mizah, hele ki gazete-dergi karikatürü enikonu aktüeldir,
“çarçabuk” biçimde zamana yenik düşer, hepimizin kıkırdayarak güldüğü espriler
ve karikatürler, şimdiki zaman karşısında süratle işlevsizleşir, herkese “bunun
neresi komik” dedirtir. Mizah çalışırken, galiba en çok, geçmişte “insanlar
nelere gülerdi” sorusunun cevabını aradım, bana öyle gelirdi ki, toplumların
neye güldüğünü, ağladığını, öfkelendiğini anlarsak, anlamaya çalışırsak… o
toplumu daha iyi sezebilir, “okuyabiliriz”.
Yukarıdaki karikatür, o yarışmada okurların “en gülünç”
seçtiği, güldüğü, gülümsediği, anladığı, hakkında konuştuğu Cemal Nadir
karikatürü olmuş…
Bugünden bakarken, ister istemez ben de “bunun neresi
komik” diye düşündüm elbette. İnsanlara ne ilginç gelmiş? Masada uyuklayan
koca, güzel karısı ve onun elini öptürdüğü genç aşığı (acaba garson mu?)… Ne’si
komik bu karikatürün? Aldatılan (uyuyan) koca mı? Boynuz gibi çıkan dumanlar
mı? Bir sirk maymunu gibi eğilen, hanımefendinin narin elini dudaklarını
büzerek öpen genç erkek mi?
Aldatılan, boynuzlanan, üstelik zengin olduğu anlaşılan yaşlı
koca insanlara komik gelmiş olmalı. Bir tür intikam almış gibiler. Orta sınıf,
sosyete diye adlandırdığı kesimi yerden yere vurmaya bayılır. Gülmek,
unutmayalım, bir saldırıdır da.
Şunu sormalıyız: Okur kim? O okurlar, erkekler veya
kadınlar, nasıl bir kültürel sermayeyle hayata bakıyorlar? Okur yazar bir
aileden mi geliyorlar? Öğrenciler mi, memurlar mı? Kim bunlar da bu espri
onlara komik gelmiş?
İkinci mesele, böyle bir karikatür ve espri yoktan var
edilmez, mutlaka daha önce anlatılmış, dolaşıma girmiş ve kabul görmüş başka
hikâyelerden beslenir. Bu aldatma ve aldatılma esprisi, Cemal Nadir ile
başlayan bir şey değildir. İnsanlar daha önce tiyatroda, sinemada, başka
dergilerde, başka karikatürlerde buna gülmüş olmalıdır. Gündelik hayatta
anlatılan hikâyeler de cabası.
Demem o ki, bu espri nasıl bir kaynaktan çıktı ve nasıl yaşadı?
Belki de o yıllarda elitizmi ve alafrangalığı mizahla deşeleyen Lüküs Hayat
operetinin sokakta ve zihinlerde bıraktığı o tanıdık tortuya bakmak gerekiyor.
Sanki hısım akrabalar.
Aslında benim ilgimi çeken şey, karikatürün kendisinden
çok ona gülen insanların hayal dünyası. Çünkü bir karikatür, çizildiği dönemin
sadece mizah anlayışını değil, arzularını, korkularını ve gizli hınçlarını da
ele verir.
Buradaki kahkaha aldatılan adama değil, onun temsil
ettiği hayat tarzına yönelmiş gibi geliyor bana. Şık restorana giden, hizmet
gören, güzel kadınlarla birlikte olan, parası sayesinde ayrıcalıklı yaşayan bir
adama…
Popüler kültür, sosyete dediği zenginleri sürekli dövmeye
çalışır. O elitizm maskesinin altında çoğu zaman cahil, görgüsüz ve taklitçi
biri vardır, daha dün yoksuldur, hamallık yapıyordur, sonradan zengin olmuştur.
Hikâyeler dönüp dolaşıp onun kültürsüzlüğünü, sahtekârlığını ve sonradan
görmeliğini teşhir eder. Belki de karikatür birkaç çizgiyle küçük bir sınıf
intikamı kuruyordu. Güldükleri şey sadakatsizlik değil, ayrıcalığın
bozulmasıydı.
Bizde “burjuvazi yoktur” iddiası da aynı membaadan çıkmış
olabilir mi Mıstık abi? Burjuvazi vardır ama ona burjuva denmez, zengindir ama
meşru görülmez, başarılıdır ama mutlaka bir kusuru, bir sahtekârlığı olduğu
varsayılır vs. Popüler kültür de bu kuşkuyu biteviye üretir.
Bugün aynı espriye gülemiyorsak, bunun nedeni mizah
duygumuzu kaybetmiş olmamız değil. “Toplumsal hayal gücü” sürekli değişir.
Elbette aldatılma hâlâ anlatılıyor, hâlâ filmlere ve dizilere konu oluyor ama
artık tek başına komik sayılmıyor. Çoğu zaman trajik, psikolojik veya
melodramatik bir mesele olarak ele alınıyor. Karikatürün varsaydığı ortak
malumat ve duygu dünyası ortadan kalkınca, geriye sadece çizgiler kalıyor.
Başa dönelim. Bir belge olarak karikatür, bize sadece
neyin komik olduğunu değil, insanların neye güldüğünü de gösteriyor. Lütfen
dikkat, çünkü ikisi aynı şey değil.


1 yorum:
Burada acaba "gülünç" kelimesinde bir anlam değişmesi/kayması'ndan bahsedebilir miyiz? Gülünç bugün de sadece "komik" anlamında değil, "soytarılık" anlamında da kullanılıyor malum. Eskiden buna ek olarak bir de "cringe" gibi bir anlamı vardı sanki, burada da o anlamda kullanılmış olabilir mi?
Yorum Gönder