Cumartesi, Haziran 04, 2016

Kilo Kaybetmek


1977 yılından bir Gırgır kapağı, mizah dergilerimizde muhalefet edilen siyasetçileri kadınsılaştırarak göstermek, nasıl anlatsam, bir tür alışkanlıktır. Hemen herkes hakkında bu türden espriler yapılır. Günümüz algısında hoş durmadığı aşikar, yapılanı cinsiyetçi, şoven ve kıt zekalı bulmak da mümkün. Ben öyle buluyorum mesela. Ama sonuçta vakıa, siyasetçilerin veya erkeklerin, kadınsılaştırılması, o yönde imalarda bulunulması o yıllarda komik bulunuyormuş. Bize düşen o esprinin niye yaygın olduğunu düşünmek...

Ertesi hafta espri bir parça daha uzatılmış...


Geçtiğimiz günlerde bir gazeteci arkadaş, yaşadığımız dönemdeki basın davalarının çokluğu hakkında geçmişle karşılaştırmalar yapmamı istedi. Şöyle bir şey hissettim, gergin günlerden geçiyoruz, geçmişi değil bugünü konuşmam isteniyordu. Kendisine, hiç olmadığı kadar çok davayla yaşadığımızı, malumu ilam olacağı için böyle bir kıyasa gerek olmadığını söyledim.

Her derginin yaşadığı dönemin yayıncılık algısı, siyasetle ilişkisi, demokrasi inancı, kamusallaşmış ve kabul görmüş uygulamalara olan bakışı farklıdır. Dergiler ve gazeteler, bir aurada doğar, yaşar ve ölürler. Her dönemin çok satarı bu yüzden farklıdır.

Yukardaki örneğe bakarak, şunu diyebiliriz, evet, bugün buna benzer bir şey yayınlanamaz. Peki, bu Demirel'in daha hoşgörülü olduğunu mu gösteriyor? Bence hayır, çünkü, bakılması gereken sadece Demirel değil. Mahkemelerin, medyanın, siyasetçilerin, kültür endüstirisinin bu espriyi nasıl karşıladığı daha önemli.

Yetmişli yıllar, 61' Anayasasıyla nefes alan özgürlükçü bir dönem, bugünle karşılaştırmak pek doğru olmaz.

Asıl şuna bakalım, Demirel, buna kızarak cezalandırmak isteseydi, ne olurdu... Veya, Demirel adına yargı birimleri harekete geçer miydi? Açılan dava nasıl yürütülürdü? Ve bence asıl önemlisi, insanlar bu esprinin cezalandırılmasını ister miydi? Cezalandırılmasını normal bulur muydu?

Bunları daha önemli sanki. Çünkü insanlar, bugün, mahkemelere konu olan davalarla ilgili şunu söylüyorlar, yazmasaymış canım, çizmeseymiş, o da öyle söylemeseymiş... Su testisi su yolunda kırılırmış... Finito!

Cezayı meşrulaştıran, hızlandıran, pekiştiren, çeşitlendiren şey o dönemi yaşayan insanların zihniyetidir. Siyasetçiler bunu kullanır ve yönlendirirler.

Bugün, böyle bir şey yayınlanamaz diyoruz, niye hem fikiriz?

Tartışacaksak, galiba en fazla şunu tartışırız, daha doğrusu tartışmanın eksenini bile belirleyemeyiz ve şuraya sıkışıp kalırız: ayıp denir, utanmazlık denir, bu görsel, bu kapak bize - Türkiye'ye yakışıyor mu? Onlar da vakti zamanında şunu yazmışlardı, Demirel de şunları yapmıştı şu bu...Hakkaten başka bir maça çıkarız...Atar ve tutarız.

Bu görseli o yıllarda yayınlayan, tartışan, dava açmayan, bu görseli önemsemeyen, üstünde durmayan insanlar nerdeler?

Demokrasiye ve ifade özgürlüğüne inanmıyoruz artık. Belki eskiden de inanmıyorduk ama inanmamız gerektiğine dair eğitim alıyorduk ve herkesi bağlayan bir anayasa inancımız vardı...O kayboldu...

Çok kilo kaybettik...desem çok mu gazeteci tribi olur...

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails