![]() |
Babamla annem, benim sanatla, yazıyla, “sanat sepet” diye küçümsedikleri
işlerle uğraşmamı bir gün olsun istemedikleri için fikrimi sormaya gerek
duymadılar. Doğrudan gidip beni “Ticaret” dersine yazdırdılar.
Diğer seçenek ise Kompozisyon’du. Türkçe dersinin bir uzantısı sayılabilecek,
yazıyla ilgili bir dersti. Ticaret ise bildiğin muhasebe: defter, hesap, rakamlar,
kayıt, cetvel… Ortaokul çocuğuna esnaf stajı. E babam, Ticaret Lisesi mezunu ve
esnaf, daha ne olacak?
Buraya küçük bir not düşeyim: İlkokul ikinci sınıfta Kovboylar adlı, kırk beş
defter sayfası süren bir roman yazmışım. Dehşet bi şey! Yani ortada emare vardı
yani, tınmadılar bile! Gülmezsen sevinirim Mıstık abi!
Neyse, ortaokula dönelim. O ders saatlerinde sınıf ikiye ayrılırdı. Sevdiğim,
kafa dengi ne kadar arkadaşım varsa Kompozisyon’a giderdi. Ben ise kös kös
Ticaret sınıfında oturur, muhasebe eziyeti çekerdim. E peki Kompozisyon çok
parlak, hayat değiştiren bir ders miydi? Muhtemelen değildi. Ama bana daha
yakın, daha kolay gelirdi.
Zaten o yıllarda Türkçe sınavlarında en az dört
puanlık kompozisyon sorusu olurdu; ben de mambo jambo yazıp rahatça sınıfı
geçerdim. İnsan bazen yeteneğinin nerede olduğunu çocukken bile bilir. E
biliyordum Romalılar! Aaa!
Bugün dönüp baktığımda canımı sıkan şey, hayatımın ilk seçmeli dersini
seçememiş olmam değil. Fikrimin sorulmasına bile gerek görülmemiş olması. Asıl
ukde orada duruyor.
Sonra ne oldu? E yazarak geçiniyorum işte.
![]() |


6 yorum:
hangi çocuk ana babasının hayalindeki gibi olmuştur ki:)
hahaha, ben de ortaokulda 3 yıl (zorunlu) seçmeli ders olarak Ticaret okudum. ama bizdeki zorunluluk okuldan kaynaklıydı.Kküçük bir kolejdi bizim okul. Okul sahibinin eşi, ticaret dersi öğretmeni olunca okul bu dersi koymuş, başka seçenek bile yoktu
Çenebaz
Sizi bilemis iste.Asil tutkunuza sarilmissiniz.Daha ne ?
Ama yine de 45 sayfalik bir eser sahibi de kaale alinsin istiyor tabii insan ideal dunyada....
Evet ama yani...
Vardır illa
Mutlaka vardır bir tane daha, yoksa seçmeli ders olmaz
Yorum Gönder