Salı, Ocak 05, 2021

Boyacının Şeysi

Günümüzden bakılınca eski mizah dergilerimizin sahiden saçma klişe esprileri vardır, ben "akılsızca" buluyorum ama o günlerde bu esprileri rasyonalize edecek nitelemeler yok değilmiş, örneğin bu yazıya konu olan karikatürlere ve o türden esprilere "fantezi" deniyormuş. hani yok  hiç olmuyor da biz hayal ediyoruz, okurun tahayyülüne sunuyoruz gibi bir şey denmek isteniyor galiba...

Bu yaşıma kadar boyacıya ayakkabı boyatan bir kadın görmedim, olur mu olur demişler, olursa negzel olur heyecanı da duymuşlar "sanki"...

İşin şakası bir yana, Amerikan ve dolaylı olarak Batı Avrupa karikatüründen devşirilmiş bir espri olduğu aşikar... E oralarda var mıymış derseniz, bunu bildiklerini veya öğrenmek istediklerini sanmıyorum.

Yukarıdaki Akbaba kapağında iki boyacı konuşuyor, biri diğerine bir meslektaşlarının "çıldırdığını" söylüyor, kara haberi duyan cevaplıyor: "Yine iyi dayandı be! On senedir bu sanatta"

Pıyy...

Diğer iki kapak daha yakın tarihli... Turistler İstanbul'a geldikçe, esprinin yabancılığı, "e o kadınlar da yabancı" mantığıyla açıklanmış olmalı, öyle görünüyor... Yabancı olunca kabul görür diye umulmuş. Mantık, değişmiyor elbette, erkek aklı, hararetle kıvranıyor... Erkek okurunu "güldürüyor"

Tabii bu fantezi istifi, erkek saldırganlığını normalleştiren bir süreci meşrulaştırıyor. Sıklıkla duyduğumuz efendim "o kıyafeti giymeseydi" gibi mazeretleri kolaylaştırıyor veya...

Arzu üretmek ile saldırganlık arasında gidip gelen bir zihniyetin izdüşümleri bunlar...


 

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails