Cumartesi, Temmuz 11, 2020

Yeşilçam, Gırgır ve "Halk"



Nedense Yeşilçam'ın halkın dilini yakaladığına, halkın sineması olduğuna inanmak istiyoruz. Gerek bu filmler üretilirken, gerekse bu süreç değerlendirilirken romantize ediliyor bu durum... Aslına bakarsanız popüler kültür ürünü olarak "başarı" kazanmış her şey benzer bir biçimde değerlendiriliyor... Gırgır da çok sattığı için halkın dergisidir, halkın dilini kullandığı için başarılı olmuştur filan... deniyor.

Doğru ve yanlış demek kolay değil... Karışık değil mi?

Söz konusu olan popüler kültür ise üretim, dağıtım ve tüketim bakımından karmaşık bir süreçten söz ediyoruz demektir ve kesin bir yargıya varmak kolay değildir. Örneğin Yeşilçam veya Gırgır'ın halkın dilini kullandığını elbette söyleyebiliriz ama bu dilin öğrenilebilir ve taklit edilebilir olduğunu atlayamayız. Şunu demek istiyorum, anlattıkları hayatlarla ilgili tek bir şeyi paylaşmayan ve o hayatı yaşamayan profesyoneller tarafından da üretildi bu dil... yani, yine demek istiyorum ki, söz konusu olan halkın diliyse, o dili üretenlerin halktan daha çok (ve daha iyi) halkın dilini konuşan birileri olmaları gerekiyordu, oldular. Çünkü, o gazete, o dergi veya o film, çok satıyorsa, kitlesellemişse, siz o dili üretmek, yaşatmak ve geliştirmek zorundasınızdır... Profesyonellik bunu gerektirir, bunu dayatır.

Bununla da kalmıyor üstelik, popüler kültürün karmaşık etkileri burada devreye giriyor: taklit edilen, aslının üstüne çıkan "yeni" halk dili, aracın (ve eserin gücüyle) halkı da etkiler, halk tarafından da taklit edilir olur. Bir deyiş, bir jest, bir nakarat gündelik dile sirayet edebilir, moda olur ağızlarda. Yapaydı-üretilmişti ama döner-dolaşır dile "yerleşir" çünkü insanlar popüler olana meylederler. 

Yeşilçam'a halkın dilini kullanırdı derken, üç beş senaristin senaryolarında kullandığı nakaratlı, esprili, komikleştirilmiş argoyu halkın dilinden çok üretilmiş yapay bir dizge saymak daha doğru olur. Benzer bir yargıyı Gırgır için de söylemek gerekiyor, halkın dilini, Oğuz Aral'ın ve birkaç "yazarın" diliyle eşlemek mantıklı değil...Bu sansüre hoş görünen, ehlileştirilmiş ve üretilmiş bir dildir...

Peki biz, üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçtikten sonra o üretimlere bakarak ne diyeceğiz veya halkın dili nasıldı sorusuna cevap ararken nerelere bakacağız? Popüler kültür karmaşıktır derken tam da bunu kastediyorum.

Halka hitap etmeye kalkışmak başka bir şey, popüler olmak daha başka bir şey... Temsiliyet, realite, tahkiye, hikayenin veya esprinin gücü, maharetli çizgiler, oyuncu pırıltısı ve coşkusu... çook başka şeyler...

Buna da devam edeceğim.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails