Pazar, Kasım 05, 2023

Köşeyi dönme sanatı

1989 Yerel Seçimleri olmalı, dönemin sosyal demokrat partisi SHP, İstanbul'un mevcut başkanı olan Bedrettin Dalan'ı eleştiren bir propaganda broşürü hazırlatmış. E bunu yaparken mizah dergilerinin altın yılları olduğu için karikatürden faydalanmak istemişler. Alp Tamer Ulukılıç çizgileriyle ön ve arka yüze katkıda bulunmuş, doğal olarak imzasını kullanmamış.

Broşür, yolsuzluk iddialarına dayanıyor, hicvederek yaygınlaştırmak istemişler, öyle anlaşılıyor... Dalan ile ilgili iddialar yargı yoluyla bir sonuca ulaşmadığı için broşür "küçük düşürücü", "itibar zedeleyici" ve "hakaret" içeriyor "demek durumundayız". Ne ki bildiğim kadarıyla Dalan tarafından açılan ve sonuçlanan bir karşı dava olmadı. Yani hem çaldığı ispat edilemedi hem de o kendisini suçlayanları mahkeme yoluyla cezalandıramadı. 

Belediye başkanlarının ve genel olarak yöneticilik yapan siyasetçilerin zenginleşmesi kimseye normal gelmiyor ama hiçbirimizi şaşırtmıyor, şu veya bu şekilde "haksız kazançla zenginleştiklerine inanıyoruz". Niye inanıyoruz? Tek tek davalar mı oldu, yolsuzluklar ortaya mı çıkarıldı derseniz eğer şöyle bir düşünün derim, kolektif hafızada yer tutan büyük bir mahkeme kararından söz edemeyeceğimizi anlarsınız. 

Bu iddiaların asıl kaynağı yine siyasetçiler elbette, aralarında geliştirdikleri tölerans eşiği ve tartışma etiği, o kadar yüksek ve düşük ki, poz ve veryansınlarla duyurulan duygu dolu ve dürtüsel her şey bize gerçekmiş gibi geliyor, gerçek olup olmamasını kimse sorgulamadığı için doğruymuş değilmiş, suçmuş değilmiş, anlaşılamadan bir sonraki "güne" geçiyoruz.  

Post-truth denilen şeyin ilk hazırlayıcısı ister istemez siyasetçiler ve onların servis ettiği bilgilerle manşet üreten gazeteciler ve gazete sahipleri...

Sokak röportajlarında bu kadar insan niye bağırıyor ve had bildiriyor, haklı olduğu için mi, böyle öğrendiği için mi...


1 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

Yazınızın her satırında öğrenilmesi gereken ne çok hayat dersi ve gerçek var. Keşke başlığa "lütfen dikkatlice okuyunuz." cümlesi de eklenseymiş. Görülmeyen, duyulmayan, farkına varılmayan öyle çok şey var ki.
Harika bir bildiri eklemelerle nefis bir karikatürle taçlandırılmış. Ve altına imzasını atmayan bir emekçi karikatürist.
Akbaba Mizah dergilerini babam bir ciltte toplamıştı. Ne güzel bir kaynaktı. Ramiz, Turhan Selçuk ve Abdülcanbaz. Onları tanımak güzeldi. Mizah hayatın tadı tuzu gibiydi.
Teşekkürler paylaşımınız için.

Related Posts with Thumbnails