![]() |
Bu kadar ilgi görünce, mesleki deformasyon olabilir, “Bu yazı niye ilgi gördü?” diye meraklandım. Fotoğrafın uyandırdığı mahremiyet merakı bu ilgiyi mutlaka etkilemiştir ama buna benzer başka fotoğraflar da paylaştım, hiçbiri bu kadar ilgi görmemişti.
Rakamlarla ilgili küçük bir ayrımı hatırlatayım: 417 bin görüntüleme, 417 bin kişinin yazının tamamını okuduğu anlamına gelmiyor. Ama ciddi bir ilgi gördüğü açık. Bunun ne kadarının fotoğraftan, ne kadarının metinden geldiğini de bilmiyoruz. Her yüz görüntülemeye karşı yaklaşık 6,5 etkileşim var. X platformunda bu oran daha düşük oluyor; link verilirse kullanıcıların çok daha azı tıklıyor. Linçlendiğim yazıda yazıya tıklama oranı yüzde 3’tü mesela: 750 binde 23 bin civarı. Ki tıklamak da yazının okunduğunu göstermiyor.
Üstelik bu sayılar tekil kişi sayısı değil. Aynı kişinin tekrar bakması veya yazıyla tekrar karşılaşması toplam görüntülemeye katkıda bulunabiliyor. Kaç farklı hesaba ulaşıldığını görmek için ayrı bir ölçü olan erişime bakmak gerekiyor. Elimizde her veri yok demek istiyorum.
Bu yılın başından beri blog yazılarımın çok fazla ilgi gördüğünü, bunun nedenlerini düşündüğümü ve ne zaman sönümleneceğini merak ettiğimi yazmıştım. Algoritmanın bir nedenle beni öne çıkardığını, bunu her yazım için yapmadığını görebiliyorum.
Eldeki popülerleşen yazıya bakarak, yarattığı ilginin gerekçelerine dair ancak tahminde bulunabilirim. Yazı bir fotoğraf yorumu, okurun insan tanıma hevesine alan açıyor. Fotoğraf, seyredeni hemen bir ilişkiyi çözmeye çağırıyor. Üstelik pavyona, cinselliğe ve başkasının özel anına bakmanın çekiciliğini de taşıyor. Nostaljik ayrıntılar var: Maltepe sigarası, kaçak “Amarikan” kot, Almanya’dan gelecek krem… İnsanların bildiği bir dünyayı harekete geçirecek şeyler bunlar. “Biliyorum” ve “hatırlıyorum” deme imkânı sağlıyor.
Ne ki ne söylesem eksik kalır. Bu yoğun ilginin sebeplerini bilmiyorum, algoritmanın işleyişine hâkim değilim ve eldeki verilerden kesin çıkarımlar yapmak pek kolay değil.
Gelelim etkileşim bahsine…
Bu tür yoğun ilgi gören yazılara yapılan yorumları oldum olası cevaplamam. Doğrusu pek de hayırlı şeyler yazılmıyor. Tahkir ve tezyif edici, mansplaining tadında, rekabetçi ve iddiacı yorumlarla karşılaşıyorsunuz. Yazının tam olarak okunmadığını, bir tarafından tutularak had bildirilmek istendiğini anlıyorsunuz.
Yine de ilgimi çeken bir yön var: Bu fotoğrafları paylaştığım için mutlaka ahlaken suçlanıyorum. Özel hayata ve mahremiyete saygı göstermediğim ileri sürülüyor.
Bu, popüler bir yargılama ve akıl yürütme biçimi olduğu
için ilgimi çekiyor. İnsanlar çok haklı olduklarına emin olmasalar bu kadar
kolay hüküm veremezler.
Oysa son bir buçuk yıldır, bu fotoğrafta olduğu gibi, her
defasında yapay zekâ yoluyla insanların yüzlerini değiştiriyorum. Yaptığım şey
edebî bir oyun. Fotoğrafları gerçeklik vehmini güçlendirmek için kullanıyor,
orijinali tahrif ederek paylaşıyorum. Başka bir deyişle, mahremiyetini ihlal
ettiğim sanılan insanların yüzleri, tam da mahremiyetlerini korumak için
değiştirilmiş oluyor.
Eveett Mıstık abi, “Ya hayırdır, niye bu kadar çok
etkileşim alıyor bu yazılar?” bahsinde vıdı vıdı etmeyi sürdürüyorum işte.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder