Kare, 1979 tarihli çizgi romandan, Kandemir Konduk
yazmış, Ragıp Derin çizmiş. Çetin Altan’ın “
Artık yolda bile yolcudan çok solcu
var ama benim yine öğleden sonra Basın Savcısı’yla buluşmam var” sözü ilgi
çekici. Solun toplumdaki yaygınlığıyla devlet baskısı arasındaki çelişkiyi
gösteriyor, fakat bunu yaparken dönemi hafifçe romantize ederek “
halk sola
yönelmişti, devlet buna direniyordu” izlenimi de yaratıyor. Bir yıl sonra gelen
darbeyi ve yeni rejimin toplumdan aldığı onayı düşününce, bu iyimserliğin ne
kadar yanıltıcı olduğu daha iyi görülüyor. Yüzde 92 miydi Mıstık Abi?
Altan Enson’un çizgi işçiliği nedeniyle aldığım özgün bir
reklam çizimi. Muhtemelen 1950’lerden. İlginçliği, gündelik hayatın ve tüketim
kültürünün ne kadar değiştiğini göstermesinde: Bir çift ayakkabı, “
değerli ve
özgün” bir armağan olarak sunuluyor, üstelik ayrıntılı bir illüstrasyonla
tanıtılıyor. Bugünün gözünden sıradan görünen bir tüketim nesnesinin o
yıllardaki maddi ve simgesel değerini, aynı zamanda reklamcılığın henüz çizere
ve el emeğine dayanan dünyasını gösteren küçük bir belge.
Akbaba’nın 1956 tarihli bir sayısından Necmi Rıza
karikatürü. Gazete haberine göre bir dansöz, yarı çıplak hâlde basın toplantısı
yapmış. Dansözün kimliği ve toplantının gerekçesi belirtilmiyor, sonraki
yıllardaki karikatürlerden hareketle dansözün Nana olabileceğini düşünüyorum. Necmi
Rıza, İstanbul’daki basın toplantısıyla Anadolu’daki oturak âlemini yan yana
getiriyor. Ancak esprinin kimi hedef aldığı pek açık değil: Gösteriye dönüşen
gazeteciliği mi hicvediyor, taşrayla şehir arasındaki ikiyüzlülüğü mü
gösteriyor, yoksa kadın bedenini bir kez daha seyirlik hâle mi getiriyor?
Muhtemelen üçünü birden yapıyor, fakat erotizasyon, hicvin önüne geçiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder