![]() |
Niye böyle bir ezber var ve niye bu kadar yaygın? Galiba
kimse artık anlatmak istemiyor, herkesin derdi göstermek. Anlatmak her bakımdan
zahmetli çünkü: bağlam, emek ve risk istiyor. Göstermek ise hızlı, tek
cümleyle, tek görselle, tek etiketle “ben buradayım” demeye yetiyor. Sosyal
medyada duygunun kendisinden çok, duygunun sahnelenmesi ödüllendiriliyor.
Görünürlük, ölçü birimine dönüştüğü anda, bağırmayanın,
köpürmeyenin, kendini sahneye koymayanın varlığı cılızlaşıyor. Duygulanım
burada kolektif bir dil değil, bir performans standardı haline geliyor. Sosyal
medyada böylesi bir dolaşım hızlandıkça duygular derinleşmiyor, bir işarete
dönüşüyor.
Bense kişisel olarak hep aynı yerdeyim: Biz artık
sevmiyoruz diyorum, sevdiğimizi başkalarına göstermek istiyoruz. Öfkelenmiyoruz,
öfkelenmiş pozu veriyoruz. Üzülmüyoruz, ne kadar üzüldüğümüz görülsün
istiyoruz. Bu noktada Judith Butler’ın performatiflik fikrini hatırlatayım. Kimliğin
“içten gelen öz” olarak değil, tekrar eden edimler yoluyla kurulduğunu söylüyor
biliyorsunuz. Sosyal medyada “vicdanlı özne” de benzer biçimde kuruluyor:
tekrar edilen cümleler, paylaşımlar, ritüeller. Ama tekrarın kendisi, içerikle
teması garanti etmiyor.
Burada da “unutmayacağız” sözü, unutmaya karşı bir yemin
değil, bizzat unutmanın kendisine yönelik uyumlu bir ritüel gibi işliyor:
birkaç günlüğüne kendimizi iyi hissettiren, sonra hızla başka bir gündeme
devreden bir duygusal boşalım yaşıyoruz.
Bunu yalnızca ahlaki bir zayıflık diye okumak kolaycılık
olur. Daha yapısal bir ekonomi var: dikkat ekonomisi. Platformlar, süreklilik
değil, tazelik ister. “Hatırlamak” ise algoritmik akışın doğasına aykırıdır,
hatırlamak, ısrar ve tekrar gerektirir ama bu tekrar “trend” üretmezse
görünmezleşir. Bu yüzden, “kanımız kurusun” türü cümleler, hatırlamanın
içeriğini değil, hatırlamanın hızlı tüketilebilir bir biçimini üretir.
Unutmamak bir cümle kurmakla değil, bir yük almakla
ilgili olmalı zaten. Bedeli olan şeyler unutulamaz, bedelsiz olan ise sadece
paylaşılır. “Unutmayacağız”ı hakiki kılan, bir estetik yoğunluk ya da retorik
sertlik değil de süreklilik, takip, sorumluluk ve gösterilen emektir. Böyle
büyük laflar söylenince iddianın merkezine “muhatabı” geri koymak ve rahatsız
edici sorulardan kaçmamak gerekiyor bence… Aksi halde geriye yalnızca poz
kalıyor, poz da her poz gibi, başka bir pozla kolaylıkla değiştiriliyor.


2 yorum:
“‘Unutmayacağız’ demek yerine, sizce tam olarak ne yaparsak bu söz ‘poz’ olmaktan çıkar da gerçek bir sorumluluğa dönüşür?”
Gündem bitince de devam ediyorsan ve bunun sana küçük de olsa bir maliyeti varsa, o zaman ‘unutmayacağız’ poz olmaktan çıkar bence. Aynı şeyi her gün paylaşmak değil de düzenli aralıklarla geri dönmek, takvimde ısrar etmek benim ilgimi çekiyor mesela. Zaman, para, konfor, ilişki riski yine önemli… “Like” değil, kayıp ihtimali taşıyan bir şeyle ilerlemek gerekiyor sanki. Çok selam
Yorum Gönder