Perşembe, Mart 27, 2014

Ankara Kapıları



Ankara'nın beş karayolu girişine şehir kapısı yaptırmış Melih Gökçek. Yazılanlara göre beşer milyondan beş kapı olmuş, bunlar Ankara'nın sembolü olacakmış.

[Gugıla Ankara Kapısı yazınca çelik kapı reklamları çıkıyor....]

Hemen akla gelen şeyler söylemeyeceğim, elbette söylemek lazım. Bu beşer milyonun parası nerden çıkıyor, kimin parasını hangi hakla harcıyorsun demek gerekiyor filan ama oralara hiiç girmeyelim.

Biliyorsunuz, Gökçek kendisini eleştirenleri solcu, entel, ateist, CHP'li, Gezici, homoseksüel, Türk düşmanı vs sayıyor.

Hayata partizanlıkla bakamayız, en azından ben bakamıyorum, nihayetinde ortada bir şehir var, belediye bu şehre hizmet eder. İyi hizmet gelirse, iyi idare edilirse iyidir. İki, iki daha dört eder.

Ben, Gökçek'in partizanlıkla konuştuğuna inanmıyorum. O partizanları kandırmak için konuşuyor, partizanların yanında duruyor, partizanların hoşuna gidecek şeyler söylüyor.

Partizan lafını açmak lazım. Gökçek, partizan filan biri değil. Partizanlığın ne olduğunu anlayan, nasıl söylemesi ve eylemesi gerekiğini bilan biri. Şu an AKP'de ama bunun bir önemi yok. Kaç parti eskitti, kaç parti değiştirdi. Hep orada kalmayı başarıyor. Bu kadar bir büyük bütçeyi yönetmesine rağmen hiç bir bitirilmiş projesi yok ama bir yolunu bulup orada kalabilmeyi başarıyor.

1980 sonrasının en önemli siyasetçisi Gökçek.

Bu kadar oy almış, bu kadar zamandır iktidarda olan AKP bile onu karşısına almaya cesaret edemedi. Bir ara sanki alacaklardı, en büyük hasmının Rus Escortlarla mahrem görüntülerini ortaya çıkarttı. Evet, aynen bunu yaptı, adamı harcayıverdi...Şimdi ara ara komplo terorileri anlatıyor ya, bir istihbarat teşkilatı olduğunu söylüyor ya, inanırım diyorum soranlara. Ankara'da kimle konuşsanız, Gökçek'in herkesle ilgili görüntüleri-video kaytları olduğunu söyler, buna inanırlar.

İnsanlar ondan tedirgin oluyorlar, sağcısı solcusu Gökçek'ten korkuyor...Bu kadar bütçe açığı, bu kadar borç, bu kadar usulsüzlük... İnsanlar bilmiyor mu, biliyor...Ama bulaşamıyorlar.

Şimdi şehir kapısı yaptırmış, ne işe yarayacak belli değil...Hadi fayda aramayalım, insanların hayatını kolaylaştıracak bir şeyin, illa da olması gerekmiyor diyelim başka türlü bakalım. Neyi sembolize ediyor bu kapılar...Ankara'nın tarihini, dokusunu, geleneğini, bi karakteristiğini yansıtıyor mu? Hayır. Mimari olarak bölge mimarisini sembolize ediyor mu? Hayır. Altından arabalar geçiyor, eksoz dumanı şu bu...Yaptı işte... Savunulur, iler tutar yanı yok ama yaptı işte...

Ne söylesen nafile, münakaşaya girsen, seni entellikle suçlar, geçer gider...CHP yapsaydı böyle konuşur muydun filan, bir dünya laf yersin... Bunca yıl okuduğuna, bir şey anlatmaya çalıştığına pişman olursun...

Oysa hayatında tek bir kitap okumuş, sahiden tek bir kitap okumuş adam bile bu saçmalığı görür. Kuran-ı Kerim'i okumuş adam, o harcanan paranın beyhudeliğini bilir. Yukarda Allah, aşağıda yoksullar var der.

Gökçek de siyasette bu şehir kapısı gibi bir şey... İnsanlara, kamuya bir faydası yok ama orada duruyor...Nedir o dediğinde, Ankara için ne yapıyorsun diye sorduğunda seni bir şeylerle suçluyor, partisine-partizanlarına oynuyor. İslam diyor, Ülkücülük diyor, gelenek, uhuvvet, vatan, bayrak sıralıyor....Siyasi riyanın, sivil zulmün, doğruya benzemeye muvaffak olan yalanın, vakur ve telaşşsız hilenin mümessili-remzi, pehlivanı ve kahramanı Gökçek. Onu altetmek kolay değil.

Herkes Ankara'da yerel seçim var, partiler yarışıyor sanıyor, Vallahi değil. Biz kurtulmaya çalışıyoruz. Bunu ancak yaşayanlar anlar.

1 yorum:

xCoach Incompréhensible dedi ki...

bu, bizdeki şu 'yaptım oldu'culuktan ve insanların kendisinde bu cüreti bulabiliyor olmasından kaynaklanan bir durum.

açıkça, özgürlüklerin tanımını ve yetkilerin tam tanımının yapılması gerektiğini savunuyorum. çünkü adım adım aşıyor insanlar yetkilerini ve hadlerini, sonrada iflah olmaz birer pislik haline geliyorlar.

ilgili kişiye kapılar ile ilgili olarak bir ateist, entel, solcu, ibne olarak sordum; her türlü hakaretini göze almıştım yada yapıştıracağı herhangi bir yaftayı taşıyabilirim diyordum. Çünkü, kalitesi ayan beyan ortada olan birisinin hakkımda söyleyeceklerinin pek de bir önemi yok tarafımca. O ne yaptı; beni blokladı.

Biraz abanın altında sopa göstermek lazım gibi geliyor. Anlayacakları dilden konuştun mu hallolmayacak şey yok :)

kapılara gelince... iğrençler.

Related Posts with Thumbnails