Salı, Aralık 18, 2012

Düğün Dernek

Dedem ile Babaannem, 1938 yılına ait evlilik fotoğrafları. Dedem, öksüz ve yetim bir adam, soyadımız Cantek, bu tek başınalığı vurgulamak için seçilmiş. Berber Hasan'ın ilk karısı Bahtiyar'dan olma Necibe'yle evleniyorlar. Dedem çok küçük yaşta öksüz ve yetim kaldığı için sadece anne ve babasının adını biliyoruz: Ömer ve Kadriye. Babaannem ise eve gelen yeni anne Cemile nedeniyle evden ayrılmak istiyor...
Bir yıl kadar sonra daha şaşalı bir merasim. Anne tarafından Dedem Baki Beyle Hacı Bey'in kızı Ayşe Arslantürk nişanlanıyorlar. Evkaf Umum Müdürlüğü Veznedarı Halil Bey, oğlan tarafı adına bir davetiye yaptırmış.
Bu da düğünden bir fotoğraf. Düğüne gelenler eve doğru yürüyorlar.

Anneannem Ayşe Hanım, en fazla yirmi yaşındayken...

Düğünden bir fotoğraf. Ön sıradakiler Annemin anneannesi ve bababannesi
Soldan sağa: Dayım Ali Nihat, Kemal Dayım ve Annem...Ortadaki Kemal Dayım, Dedemin kızkardeşi Nüzhet Halamın oğludur. Babası memleketi terkedip Avustralya'ya göç ettiği için annesiyle birlikte Dayısının evine taşınmış, Annem ve Dayımla birlikte bir kardeş gibi birlikte büyümüşlerdir.1946 ya da 1947 yılından bir yaz resmi...

Başka bir nikah resmi, çeyrek asır sonrasından, annemle babam evleniyorlar. Düğün yapamamışlar, yoksul Hacettepe'deler...Bir taksi tutup nihah salonuna giderken çekilmiş bir fotoğraf...

Annem Nejla Hız ile babam Metin Cantek nişan resmi...1963 olmalı...
1964 yılından nikah sonrası. Sol başta Babaannem Necibe Hanım, kucağında kuzenim, halamın kızı Nevin, arkada kabarık moda saçlarıyla Halam...Halamla babamın arkasından gözüken Dedem Sıddık...Annemin arkasında Dayım, Anneannem ve henüz 5 yaşında olan teyzem Bakiye..Annemim babası bir kaç sene önce beklenmedik biçimde ölmüş, bu izdivacı göremediği için kız tarafı buruk...

Nişandan bir resim...Dayım Ali Nihat, Annem ve Babam...
Dedem, nikahtan sonra fidayda oynuyor. Dedem Sıddık Cantek, yalnız bir adamdı, gamsızdı. Öksüz ve yetim biri olarak, bu dünyadaki tek başınalığı bütün hayatını etkilemişti. Kıyamet kopsa umursamaz, kendi bildiğini yapardı. O kadar çok kötü şey yaşamıştı ki kimi hayat badirelerini dertten saymazdı. "Geçer" derdi. Sahiden de anlatılacak kadar renkli, dramatik ve çetrefil bir hayatı olmuş. Zor bir babaymış ama iyi bir dedeydi. Beni potuk diye severdi, bilmeyenler için potuk deve yavrusuna denir.

Bu da ben ve abim...1970 yılına ait...10 aylığım, arkada abim Savaş...Keçiören'deki evimizin balkonundayız. Borç harçla ev alınmış, ben de aradan çıkmışım aslına bakarsanız... Babam, Sınger Grevi yüzünden sıkıntılar çekiyor, annem üzüntüden düşük yapıyor filan... Arkadan ben doğuyorum...O grev olmasa o düşük olmasa ben olmayacağım...Şimdiki gibi zamanı belirlenmiş çocuklardan değiliz. Aradan çıkmışız. Kader kısmet...

5 yorum:

Hayal Kahvem dedi ki...

Ne güzel! Çok güzel bu fotoğraflar.
Çok güzeller! Çokk!

Hayat bu işte. Bir varmış bir yokmuş. Biri varmış, biri yokmuş.

Bu yazı ve fotoğraflar tam Karacaoğlanlık: Der ya hani... "Kim var imiş biz burada yoğ iken"

Levent Cantek dedi ki...

Öyle..gelip geçiyor hayat... hikayeler de olmasa insan yaşadığını farketmiyor işte...

Adsız dedi ki...

saçlarda sarıymış sanırım :)...dedeler hep aynı aslında ,o zamandaki yoksulluklarında bir olmasındandır belkide..yazınızdaki kaderin kendimle benzeşmesindenmidir nedir çokçada etkilendim resimlerden..belkide siyah beyazın hüznündendir bilinmez..teşekkürler bu yazıya hatırlananlara vesile olanlara...sevgiler banu

Levent Cantek dedi ki...

Teşekkürler, selamlar

gülçin dedi ki...

Bu resimleri ben nasıl kaçırmışım, yandım şimdi. Çok güzeller. Anneannemden kalma böyle resimlerle dolu bir çantamız var bizim de. kimbilir şimdi tozları kalmamış kimler, ne duygularla çektirip birbirlerine vermişler, arkasına Osmanlıca şeyler karalayıp.
Çok teşekkürler, sevgiler.

Related Posts with Thumbnails