Cumartesi, Eylül 08, 2012

Oğuz Aral, Onat Tansayar’ı hiç sevmedi…


Ertem Göreç’in 1965 tarihli Karanlıkta Uyananlar filminden söz edeceğim. Göreç’ten çok senaryo yazarı Vedat Türkali ile hatırlanan çalışma, sinema tarihimizin işçi sorunlarına eğilen, grev anlatan ilk filmi sayılır. Film için anlatımı ve dramatik yapısı itibarıyla Türkali romanlarına benziyor onu söyleyebilirim. Benim asıl ilgimi çeken filmde Oğuz Aral’ın oynuyor olması... Oğuz Aral’ın neden o filmde oynadığını (ve nasıl bir tipleme canlandırdığını) anlamak için film hakkında bir şeyler söylemek gerekiyor… ama girmeyeceğim, sadece filmin politik bakışının Türk Solu (ve o dönem solcu sinemacıların) içinde yaşanan tartışmalarla ilişkili olduğunu söylemekle yetineyim..İlgilenen olursa Sinematek tartışmalarıyla, evrenselci marksizm ile ATÜT tarzı solun-Ulusalcı Solun çatışması, bu kavram ve aidiyetlerin birbirine karışması filan da diyebilirim. Oğuz Aral, filmde yaşanan hayattan ve ülkesinden kopuk, Paris hayranı bir sanatçıyı canlandırıyor. Hafif kırık, elinde içki kadehiyle ağır entelektüel laflar eden biri. Elbette bir klişeyi canlandırıyor, kısacık bir rol, sonra Paris’e gidiyor vs…Buraya kadar her şey tamam, ama canlandırdığı tipin ismi ilginç: Onat Tansayar… İsim doğrudan doğruya adı Sinematekle özdeşleşen Onat Kutlar’a bir gönderme…Kutlar, Aral’ın canlandırdığı biri gibi olmakla suçlanmış, epeyce  karikatürize edilmiştir (ve bence çok haksızlık edilmiştir)…Filmde resmedilen sanatçıların tamamı (yani sadece Onat Tansayar değil) bu karikatürün parçası… bu Tansayar soyadı da Edip Cansever ile (filmde Aral onun Yakup’lu şiirini diline doluyor) Turgut Uyar’a gönderme…sahiden ilginçmiş…Şurası kesin: Oğuz Aral için sadece bir rol değil bu, açık bir politik tercih

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails