![]() |
Görseldeki kitap 1970’te yayımlanmış. Hemen değil ama 12 Mart
sonrasında toplatılmış. 16 Mart 1973 tarihli Resmî Gazete’ye bakılırsa yazarı
ya da çevirmeni olarak görünen Ethem Balamur tutuklanmış.
Kitabı biraz da bu yüzden okudum. Sonra bulabildiğim diğer
kitaplarını… Çoğu kısa cep romanlarıydı. Yedi sekiz tane okudum. Ergenliğimde bile
bu kadar “seks romanı” okumamış olabilirim.
Ethem ya da Etem Balamur hakkında pek bilgiye ulaşabildiğimi
söyleyemem. Diyarbakır nüfusuna kayıtlı, 1944 doğumlu, Fransızca bildiği
anlaşılan biri. Daha çok “E. Balamur” ya da sadece “Balamur” imzasını
kullanıyor. Otuzdan fazla kitapta adına rastladım. Erotik romanlar ve novellalar
çeviriyor, bazen kendisi de yazıyor. Türün dışına pek çıkmadığı, aynı zamanda
yayıncılık yaptığı ve çok satan kitaplar ürettiği anlaşılıyor. 1970’lerde yoğun
biçimde çalışıyor. Tutuklanmasından sonra üretimi azalıyor. 1977’de yeniden hızlanıyor.
12 Eylül’den sonrasındaysa ortadan kayboluyor.
Fransız erotik roman dizilerini temel aldığı söylenebilir. Büyük
ihtimalle bunların bir kısmını telifsiz biçimde çeviriyor, kendi ismini ya da
mahlasını kullanıyor. O yüzden belirgin bir edebi üsluptan söz etmek zor.
Mesela Yuvadaki Yılan (1970) ile kendi yazdığını düşündüğüm Şoförün Metresi (1977)
arasında ciddi fark var. İkincisinde hafif bir Orhan Kemal havası seziliyor.
İlkiyse doğrudan “hardcore” cinsel ilişki anlatısı.
Yetmişli yıllar boyunca aktif biçimde yayıncılık yapıyor. Zaman
zaman “bilimsel” iddialarla hazırlanmış cinsellik ansiklopedileri yayımlıyor. Belki de erotizm ve cinsellik gizli saklı tüketilen alanlar olduğu için
yayınevine seçtiği isim manidar: Tabu.
Romanların dönemi açısından oldukça cesur içerikleri var. Galiba bu
tür kitaplar özellikle iki dönemde rahat dolaşıma girebildi: 1970’lerde ve 90’ların
ikinci yarısında. Sonrasında hukuk, sansür mekanizmaları ve uygulayıcı
refleksler buna izin vermemeye başladı. Bugünse bambaşka bir yerdeyiz. Böyle
bir erotik edebiyat hâlâ var mı emin değilim; varsa da eski etkisini kaybetmiş
durumda. Belki internetin içinde başka yollar buluyor, daha görünmez biçimlerde
dolaşıyor. Gizli saklı sürüyor demek istiyorum.
Erotik ya da pornografik yayınlar üzerinden bir ifade özgürlüğü
veya “sanat” tartışması yapmayacağım. Yuvadaki Yılan yayımlandığında
müstehcenlik üzerine ciddi tartışmalar çıkmış, siyasi gerilimler yaşanmış.
Balamur’un izini sürerken o dönemin literatürüne olabildiğince baktım.
Ama açık konuşayım; beni asıl ilgilendiren şey o tartışmalar değil.
Bu işin ticaretini yapan insanların hikâyeleri.
İşin içinde esnaflık var, uyanıklık var, çalışkanlık var, meydan
okuma var, hızlı para kazanma arzusu var. Bir batıp bir çıkıyorlar.
Düşünsenize, çok satıyorsunuz ama kimse sizi tanımıyor. 12 Mart sıkıyönetimi sizi
hapse atıyor ama yıllar sonra kimsenin hafızasında yer etmiyorsunuz. Hatta
entelektüel bir savunma hattı bile oluşmuyor çevrenizde.
Her neyse… Bir masaya oturup delice bir tempoyla pornografik
romanlar yazan, çeviren, yayımlayan bir adam fikri bana hâlâ çok enteresan
geliyor.

4 yorum:
Sevgili Levent, Ethem ya da kimi zaman kullanmayı tercih ettiği gibi Etem Balamur'u 1970'lerdeki ergenliğimde çokça okumuştum ama bulunması biraz zahmetliydi. Tabu Yayınevi'nin ilanları o zamanki Günaydın'da çıkardı. Başka gazetelerde var mıydı o tür ilanlar bilmiyorum. Genelde gazete büfelerinde tezgah altında satılırdı. Senin de belirttiğin gibi Ethem Bey çevirmekle başlamış sonra da büyük ihtimal bazılarını oturup kendi yazmıştır.
Kimi kitapları oldukça hardcore, kimileri de bildiğin dramdı. Mesela Çılgın Leydi'yi kapağına aldanıp alıp okuduğumda sinirlenip yırtmıştım. Birleşik Devletler'de geçen bildiğin Kerime Nadir romanıydı. Keza Okşanmak İsteyen Kadın da yerli film senaryosu gibiydi ve içinde seksin s'si yoktu. Basmane'deki bir gazete büfesinden utana sıkıla almış, tombul memeli bir kadının bulunduğu kapağını kimse görmesin diye montumun içine sokmuş eve dönüyordum ki aniden arkamdan bir kadın seslendi. "Küçük küçük, kitabını düşürdün." Geriye döndüm, baktım kaldırımda duruyor benim emanet ve utandırıcı bir şekilde kapağı tabak gibi üste gelmiş düşerken. Seslenen 40 yaşlarında bir kadındı. Nasıl utanmıştım anlatamam. Kıpkırmızı kesilip yerden almış, yine montumun içine tıkıştırmıştım. Eve varıp okuyunca derin bir hayal kırıklığı tabii. Orhan Kemal ya da Mehmet Seyda kitapları bile daha erotiktir eminim. Tatsız bir sürprizdi. Onu da cart curt yırtmıştım. Ama hardcore olanları harbiden tahrik ediciydi.
Son yıllarda onun romanlarımdan aldığım tadı bir tek Sel Yayınları'nın çıkardığı Görgülü ve Bilgili Bir Burjuva Kadınının Mektupları'nda almıştım itiraf edeyim. Tuhaf bir büyüsü vardı Ethem Balamur'un.
İlginç bir anekdot aktarayım. 1960'ların ortalarında Başak Yayınları da (Türkiye'ye ilk defa Ian Fleming'in James Bond'u getiren yayınevi) bu türden erotik bir dizi yapmıştı. 70'li ve 80'li yıllarda sahaflarda denk gelince alıp okumuştum ama bir Etem Balamur tadı vermiyordu kesinlikle. Sanırım çevirmenin kullandığı eski kelimelerin ve tercih ettiği cümle yapısının bunda etkisi vardı. Tenasül uzvu, Janet'in müphem bakışları vesaire vesaire. Sanki Recaizade Mahmut okuyor gibi olurdum onlara göz atınca.
Neyse, böyleyken böyle.
Yuvadaki Yılan yazının içinde Evdeki Yılan'a dönüşmüş nedense.
Çocukluk hayali, evle yuvayı özdeşleştiriyorum galiba :) Düzelttim, teşekkürler
Etem Balamur belki çoktan hakkın rahmetine kavuştu ama ondan bayrağı devralan Nizamettin Muhtar Eşoğlu halen yaşıyor.Ölümsüz eseri "Uzayda Kaybolanlar" şimdilerde bağımsız bir çevirmen grubu tarafından dilimize kazandırılmaya çalışılıyor. Post apokaliptik bir dünyada ölüm kalım mücadelesi veren on kişi ve çevresindekilerin hayat kavgası hafif erotik bir dille okura sunulmaya çalışılmış: Kitabın official sayfası: https://sites.google.com/site/mukavvahareketi/novel/uzayda_kaybolanlar
Şimdiden 14 PDF oldu bile.
Örnek bir bölümün adresi ise: https://drive.google.com/file/d/1gYqoXSvWQ48gLHRGOSmXB6ysvFVxaiFf/view
İyi okumalar dilerim.
Yorum Gönder