Cumartesi, Aralık 13, 2014

Garip Bir Aşk Hikâyesi



Galiba, hemen her kültürde böyle, yazarın genç ve öfkeli olmasını istiyoruz. Lafını esirgemeyen, heyecanlı, öfkeli, çekip giden, hızlı yaşayan, hazcı ve neşeli birini okumayı seviyoruz. Yazar yaşlanıyor ama yazdıkları genç kalıyor. Genç okur, kuşaktan kuşağa o sempatiyi sürdürüyor. Genç okurlarla konuşurken hemen fark ediliyor bu. ‘Şundan daha iyi yazar yok’, ‘bundan iyisi yazılmadı’ iddiasını duyunca yüzüm güleçleşiyor. Dünya sayısız güzel roman ve iyi yazarla dolu... Onlar inat ediyorlar. Fallarında şu yazıyor: ya okumayı bırakıp o iddiayla yaşlanacaklar ya da yeni maceralara girişip keşfedecekler.

Otuz yıl olmuştur, Boris Vian’ı ilk okuduğum dönemlerde, kimi yaşıtlarımla mukayeselere girişir, yazarlarla romanlara lig usulü maç yaptırırdık. Hararet lazım, Vernon Sullivan, mahlasın asıl sahibi Boris Vian’ı döverdi bana göre. Daha cesurdu, dobraydı, kestirip atardım. Hele ki Günlerin Köpüğü’nü konuşarak lafa girenler bana sentimental gelirdi. Bayık ve ağlak bir hicran! Allahım koru bunlardan beni! Yaş ilerledikçe insan sakinleşiyor, yazarlara ve ağlak romanlara (!) başka türlü bakması gerektiğini öğreniyor.

Boris Vian genç ölen ve genç kalan yazarlardan. Fransızlar için sahiden önemli. Günlerin Köpüğü’nü Fransızcanın en iyi romanlardan biri sayıyorlar. Son elli yılda hazırlanmış her ankette, her listede adına rastlayabiliyorsunuz. Üstelik, doğruysa eğer, iki günde, şıpın işi kaleme alınmış bir romandan söz ediyoruz. Yüksek edebiyata, edebi itibara, entelektüelizme nanik yapan genç bir yazar işte! 

Günlerin Köpüğü, komik ve hüzünlü, şairane ve trajik olmayı başaran, tuhaf, zamanını aşan bir romandır. Alelacayip gençler arasında geçen, fantastik ve kırık bir aşk hikâyesi anlatır. Aşık olma fikrinin heyecanıyla gezip tozan, pozcu, hedonist, ironik edebi konuşmalar yapan, laf yetiştiren zengin çocuklarını okuruz. Ebeveynleri yoktur, çalışmaktan hoşlanmazlar, disiplin, siyaset ve büyük hutbelerden hazzetmezler. Amerikanvaridirler, renklerle kıyafetlerle ilgili avangarttırlar. Caz dinlerler, kitaplardan şehvetle söz ederler, gevezedirler ama kolay susarlar, mutlu olduklarında bile depresyonun eşiğindedirler. Coşkun neşeleri, tarifsiz kederleri, saplantılı merakları vardır. Sebatla konuştukları tek şey aşktır. Marazi aşkla birine, bir modaya, bir yazara ya da eğilime kapılabilirler. Vian, sadakat isteyen çoğunluğa giderek daha yoğun bir politik öfke duyduğundan tek tek bireylerden, en çok da aşık çiftlerden yana olmuştur hep. (Geçerken söylemeli, Godard’ın Serseri Aşıklar’ının ilhamları arasında Boris Vian’ı saymak gerek.) Günlerin Köpüğü’nün rüya gibi akıp giden masalsı evreninin kahramanları âşıklardır. Tenselliğin kıyılarında dolanmakla birlikte hep bir fazlasıdırlar, naif ve edebi bir tutkuyla üzülür, özler ve severler. Kalbinde delik olan Vian, muhtemelen kendinden yola çıkarak içinde açan nilüfer çiçeği yüzünden ölen, göz yaşartıcı bir genç kadın karakter sunar bize. Proust kahramanları kadar kibar, genç Sartre kadar hazırcevap, Vian gibi nüktedan ve hülyalı sevgilisi roman boyunca onu kurtarmaya çalışır. Bunu başaramayacağını hastalık daha ilk nüksettiğinde anlarız. Paralar azalır, evler küçülür, şehir bencilleşir. O cıva gibi akan roman pekmez kıvamında koyulaşır, ölüm kaçınılmazdır. 

Günlerin Köpüğü’nün çizgi roman uyarlaması yayınlandı, bizde ilk kez yayınlanmasına karşın Fransa’da ucundan kıyısından görselleştirenler hep olmuştu. On yıl önce Preteseille yapmıştı bir uyarlama, bana kalırsa Sartre’ı rosckstar gibi resmetmek dışında pek başarılı olamamış, hikâye akışkanlığını yansıtamamıştı. Türkçede yayınlanan son uyarlamanın çizgileri Marion Mousse’ye ait. Mousse bilmediğimiz bir çizer değil, yakınlarda Frankenstein’ı yayınlandı örneğin. Ortalamanın üzerinde, deneyimli biri… Uyarlamanın asıl dikkat çekici tarafı senaryosu. Bu hızlı yazılmış, gariplikler ve mecazlarla dolu romanın ardışıklığı, trajikomik aurası güzel senaryolaştırılmış, iyi süzülmüş, iyi toparlanmış; bazen yavaşlayarak bazen süratlenerek çizere büyük kolaylık sağlanmış. 

Günlerin Köpüğü, daha bir çizere teslim edilebilirmiş, bence mutlaka renkli olmalıymış ama son kertede iyi uyarlama olmuş. Edebiyattan yapılan çizgi roman uyarlamalarını doğrusu pek başarılı bulmuyorum, Günlerin Köpüğü istisnalardan. 

Radikal Kitap, 12.12.2014



Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails