Perşembe, Aralık 10, 2020

Yaşı küçük

Oğuz Özdeş'in "Liseli Bir Kız Sevdim" isimli bir romanı var, uzun seneler iyi satmış, bilinen bir roman... Kapaktaki baskı sayısı size de bir fikir verecektir (1968, 10.Basım, 1986). Bugün, içeriğini bilmiyorum ama bu isimle bir roman yazmak mümkün değil...

Romanın "yaşadığı" dönemlerde Çarşaf'ın bir kapağına rastladım (1978), Emel Sayın'ın kendisinden yaşça küçük bir sevgilisi varmış, abartarak karikatürize etmişler, "oğlu yaşında bir gençle evleniyor" diyerek espriyi açıklamışlar. Merak ettim, kimdir nedir diye, Emel Sayın o tarihte 33 yaşında, sevgilisi de Gazinocu Fahrettin Aslan'ın oğlu, 18'inde... Aslan ve aile, evliliğe karşı çıkmış, hafif çaplı bir magazin skandalı çıkmış ortaya filan. 

Normal-anormal veya meşru-gayrimeşru ayrımını hatırda tutarak önce olanı konuşalım. Yetişkin bir erkeğin reşit olmayan Liseli Kız'a aşık olması normal sayılıyor ama iş, bir kadının tercihine, kendinden yaşça küçük bir erkekle birlikte olmasına, evlenmesine gelince eleştiriliyor, anormal sayılıyor diyelim. Çok farklı değil aslında, ikisi de eleştirilebilir, birini eleştirmek kimsenin aklına gelmiyor, diğerinde "küçük kıyamet" kopuyor. Biri çok satıyor, diğeri husumetle konuşuluyor. Emel Sayın'ın göze aldığı risk sahiden dikkat çekici. 

Geçmiş zaman, o çok satan roman ve o skandal unutuldu. Geriye kalan mı, yaşamaya devam eden mi desek... bir zihniyet varlığını sürdürüyor, erkek aklının ve gözünün hallenmesi yaşamaya devam ediyor. 

Arada hayatın ve haliyle mizahın ne kadar değiştiğini yazıyorum, bu da bir örnek... Mizah, hele karikatür, hep siyasetle meşbu sanılır, oysa en çok ahlakla uğraşır, hayatın sekülerleşmesi  ve özgürleşmesi adına "muhalif" davranır. Maksat bu olsa da varılan yer, hakim değerlere teslim olmak olabiliyor. Ve hiç şaşmıyor, aktüel düşünmek, eskimeyi kolaylaştırıyor. 

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails