Çarşamba, Ocak 10, 2018

Gerçek






Çizgi romanlarımızdaki gerçeklik algısının kırıldığı, anlatıcının hikayeye dahil olduğu, olup biteni yorumladığı sahneleri seviyorum. Birini Hortlak'ta anlatmıştım, Oğuz Aral ile Altan Erbulak arasında gelişen Oğuz Aral ile kahramanı Hayk arasında büyüyen enteresan bölümleri aktarmıştım.

Yukarıda seçtiğim bantlar, Bedri Koraman'ın Cici Can bantından. (Yıllar yıllar önce ileride yazarım diye epeyce çalışmıştım Cici Can'a. Olmadı, yapamadım halen. Bir ihtimal emekliliğe diyelim.) İlginç olan Altan Erbulak'ın Affan adıyla yine işin içinde yer alması. Erbulak, çok sevilen ve sosyal biri, anlaşılan o ki, iyi bir sohbet arkadaşı. Bedri'yle kahramanların bu kadar iyi olup olmayacağını tartışıyorlar, aslına bakarsanız Oğuz Aral'la bu bağlamın bir başka yönünü-başka bir temsiliyetle konuşmuşlardı.

Bantları okunabilsinler diye özellikle büyük kullandım.

Bedri Koraman, okurun neden kahramanlarla özdeşleştiğini, neden onları beğendiğini anlatıyor, kendi konumunu da açıklıyor: "Ben idealden (idealize ettiğimiz kahramanlardan) yanayım.". Altan Erbulak ise "ben kötü kahramanlar çizeceğim! Sen hayallerinde uğraş!" diyerek, bol ünlemli bir öfkeyle çıkıp gidiyor.

Daha uzun anlatmak gerekiyor bu tür sahneleri. Çizgi romancılar, bu tür araya girmelerle kendilerini, yaptıkları işi anlatmıyorlar sadece. İtibar da arıyorlar. Onları konuşan, yapıp ettiklerini irdeleyen birileri yok, yapayalnızlar. Hele o yıllarda.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails