Perşembe, Temmuz 12, 2018

National Geoglathif: Metropolün doğası, doğanın metropolü



Latif Demirci, gün be gün üreten, iştah ve devamlılık gösteren yıldız çizerlerimizden… Ne yazık ki pek çok büyük çizerimiz, Demirci’nin yaşıtları, büyükleri veya küçükleri artık çizmiyorlar. Şu ya da bu nedenle meslekten uzaklaştılar, kimileri reklam sektöründen gelen siparişlerle yaşıyor, kimileri vinyet çiziyor, kitap resimliyor filan. İstisnaları vardır muhakkak da ekseriyeti “çok yanlış yapılıyor çook” tadında siyasete öfkeyle, mesleğe ilgisizlikle bakarak geçinip gidiyor. Latif Demirci ise çalışıyor, başka türlü bakıyor yaptığı işe. Sakin, usul usul, mesafeli, tecrübeyle, zekice eleştiriyor hayatı. Üstelik sadece yaptığı işle hatırlanmak ister gibi medyatik teşhir ve algının dışında yaşıyor. Öyle ki onu yaptığı işle ilgili konuşurken bile görmüyoruz. 

National Geoglathif son albümü. Karikatürlere atılan tarihlere bakılırsa 2012’de tamamlanmış bir çalışma. Her çizerin bir çevre tasarımı, dünyayı resmetme biçimi vardır. Buna çizgiyi kullanma tercihlerini, kare içi boşluklarından yüz ifadelerine varıncaya kadar çeşitlenebilecek kendine özgülükleri katmak gerek. Latif Demirci az çizgiyle anlatan çizerlerden. Görür görmez onun tarafından çizildiği anlaşılan yuvarlak gözlü, yuvarlak burunlu karakterlere sahip. Özel bir vurgu yapmadıkça hepsi ince kollu, ince bacaklılar. Hiç biri pek konuşkan değil. Demirci çizerek, yazıya yüklenmeden anlatmak istiyor derdini.

Gırgır’da, dergilerde çalıştığı yıllarda balonu-sözü öne çıkartan bir tarza sahipti. Tek başına üretmeye başladığında sözü giderek azalttı, üstelik mizah dergilerinde balonların çoğaldığı, gevezelik düzeyinde diyalogların faş ettiği bir dönemde bunu yaptı. Gazete okuruna çiziyordu, siyasi ve medyatik gündemi özetleyecek espriler bulması isteniyordu. Gazete karikatürü, mizah dergilerinde yayınlanan karikatürlerden mantık olarak farklıdır. İlkinde manşeti ve gazete gündemini pekiştirmeye odaklanırsınız ve okurunuz, karikatür okuru değildir. O okurun asıl derdi siyaseten hasmanelik görmek ve rakip partinin eleştirisinin yapılmasıdır. Öte yandan basit bir ifadeyle, o karikatür olmasa da gazeteyi satın alacaktır. Oysa mizah dergisi okuru, çizgi ve espri için satın alır dergiyi. Bir mizah dergisi siyasi tercihlerle satın alınıyorsa eğer bilin ki o dergi artık az satıyordur.

Yakın döneme kadar gazete karikatürlerinde Türkiye’de 50’ Kuşağı denen karikatürcülerin bariz bir egemenliği vardı. Turhan SelçukAli Ulvi gibi isimlerin vefatlarından sonra bir yenilenme olmadı, üstelik tarz da uzun yıllar boyunca eskimişti. Salih Memecan biçimi “cartoon” havasında sağ tandanslı bir biçim gazeteleri domine etti veya o tarzın yerine ikame edildi demek gerekiyor. Demirci, Hürriyet’te hem kendi üslubunu korudu hem de aktüel siyasete yönelik ironik bir dil tutturdu. Daha sofistike, daha neşeli, daha derinlikli bir espri aurası yarattı. Kişisel fikrim, pozcu bir suskunluğu, önemli bir şey söyleyecekmiş beklentisini bana espri olarak çok seviyormuş gibi geliyor. Kişisel memnuniyetsizlikler, farklı görünme halleri, hinlikler, bir hava yaratma arzusunu epeyce diline doluyor çünkü.

National Geoglathif, kendi zevki-hayali için çizdiği karikatürlerden oluşuyor. Ünlü doğa dergisini andıran bir kapak istifi seçmiş kendine. Şehir doğası, insan doğası, ticaret ve ilişki doğasını anlatıyor daha çok. Karikatürler dışında açıklayıcı bir yorum ya da yazı kullanılmamış. Karikatür diyorum ama kimileri için illüstrasyon denebilir, mevcut durumu resmeden betimleyici çizimler bunlar. Tezatlıklar ilgisini çekmiş, nohut pilavcı seyyarın hamburger yemesi, kanarya severler derneğinde kavga edenler, kotrasıyla sahile yanaşıp salaş çaycıdan çay isteyenler, safari cipiyle kenar mahalleden geçerken video çekim yapanlar gibi tezatlıklar kurmuş, bu türden çelişkilerle ilgilenmiş. Doğayla kapitalizmi kıyaslamış, kirliliği, çokluğu, durgunluğu, arzuyu, şehirle kırsalı, doğa sporlarıyla ticareti bir arada düşünmüş. Albümün bana ilginç gelen tarafı, doğa olgusunu kenar mahalleden yola çıkarak anlatması. Kediler, saksılar, kanaryalar, seyyar satıcılar ve dar sokaklarla resmedilen kenar mahalle, canlı bir varlıkmışçasına doğayı özlüyor ama gel gör ki çatıları uydu antenleriyle dolu, geleneği temsil eden amcalar teyzeler pahalı cep telefonları, tabletler kullanıyorlar. Zenginler, doğal gıdalar için şehirden uzakta, o beğenmedikleri ve ayak basmadıkları kenar mahalleleri andıran eprimiş evlere-bahçelere gidiyorlar, ormanda sağlıklı yaşam için koşarken seyyarlardan yiyecekler alıyorlar. Beğenme, özleme, rağbet ve taklit etme, arzunun türlü halleri olarak kendini gösteriyor. Modern zamanların tuhaflıkları, rekabetçilik, sınıf atlama hırsı, olduğundan farklı görünme çabası, koşuşturma, yoksullardan uzaklaşma, zenginliğe pervane olma, markalar, duvardaki tablolar, gecekondular ve villalar, tel örgüler, süs köpekleri ve başıboş hayvanlar Latif’in espri dünyasının parçaları. Paçalı güvercini görmek için çatıda toplanmış kuşçular, sergi açılışına gelmiş sanatseverlere benziyorlar. Lüks arabasının üstüne çıkıp daldaki elmaları toplayan adam çocukluğunu arıyor vs Pencere önünde oturarak geleni gideni seyreden yaşlı teyze koruma altına alınması gereken bir canlı olarak görülebilir mi?

Latif Demirci, ustalığının, tekrara düşmeyen yenilikçi bakışının ürünlerini derlemiş, toplamış. National Geoglathif, güzel albüm.

[2014]

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails