Çarşamba, Kasım 16, 2016

Tiyatro ve Karikatür



- Yazınsal olarak genellikle mecazi anlamda tip karikatürize tanımı kullanılır. Mekanın karikatürize edilmesini nasıl yorumlarsınız?

Karikatürize etmek, basitleştirmek veya belirginleştirmek, anlatımı herkesin hemen anlayabileceği biçimde bir klişeye dayandırmak anlamında kullanılıyor. O bakımdan mekân da zaman da zamanın ruhu da karikatürize edilir. Ne amaçlandığı, ne niyetle yapıldığı önemli. İşlevselse, hikâyeye katkı sağlayacaksa her unsur kullanılır.

- Yazınsal olarak karikatürize etmek ile görsel olarak karikatürize etme arasındaki bağı/benzerliği nasıl görüyorsunuz?

Deyim ya da niteleme, karikatürden çıkmış gibi görünebilir ama karikatürün ilham kaynağı ya da öncüsü, ister istemez tiyatrodur, taklittir, gündelik hayatın içinde yaşayan jestler ve ilişkilerdir. Sanat, hayattan ve yaşanan zamandan beslenir, onu yorumlar ve yeniden hayata ve zamana sunar. Devr-i daimden söz ediyorum, bağ ve benzerlik olmadan, ne sanat ne de edebiyat yaşayabilir.

 - Grotesk ve abartı’nın sözlü ve görsel/grafik mizahta ortak paydada buluştuğunu düşünür müsünüz?

Grotesk ve abartı, mizah ve karikatürün kullandığı araçlardan biri ama sadece onlara dayanıyor demek yanlış olur. Her unsur, eskiyebilir, arkaik kalabilir, zamana yenilebilir… Grotesk veya bir hissiyat olarak abartı, yaşanan zamana kendini uyarlayabiliyor ve yaşayabiliyorsa, tahkiye içinde gerçeklik vehmine zarar vermiyorsa o ortak paydada varlığı sürdürebilir. Yok olmuyorsa, derslerde anlatılan bir tarih mezesi olarak hatırlanır sadece.

 - Temelinde “Karagöz” oyunları olan bir geleneksel Türk Tiyatromuzda karikatür çizgisinin sahnede uygulaması sizce hala geleneksel bir yorum olarak mı görülüyor? Bu anlamda karikatür ile minyatür sanatı arasında biçimsel ilişki kurulabilir mi?

Soru biraz karışık. Önce bir ayrım yapayım, bence böylesi bir ayrımı yapmak gerekiyor, Türkçe Tiyatronun kurucuları, Karagöz’ü ya da Ortaoyununu kendilerine milad olarak görüyor ve gösteriyor olabilirler. Çıkan ürünlere, denemelere bakarsak eğer, bizim tiyatromuzun çıkışı ya da palazlanması, Batı Avrupa Tiyatrosuna dayalıdır. Konuşurken söyleniyor elbette bunlar. Üstelik, Karagöz ya da Ortaoyunu ne kadar millidir, ne kadar başka kültürlerden ve mizahlardan etkilenmiştir, onu çok hesap etmiyoruz. Aynı şey, karikatür için geçerli, itibarlı olduğu için minyatürle bir bağ kuruluyor. Büyük bir geçmişten, asırlar öncesinden bugüne uzanan bir gelenekten söz etmek hoşumuza gidiyor ama bizim karikatürümüz, minyatürden değil, Avrupa karikatüründen feyz alır, onları taklit ederek, kendini geliştirir.

Geleneksel Türk Tiyatrosu dediğimiz şeyler Karagöz ve Ortaoyunu ise ve siz onları karikatürün bir uzantısı, bir çeşitlemesi olarak görüyorsanız… şunu söyleyebilirim, yüz yıl önce dahi, Karagöz eski, esprisi eski, demode, yenilenmesi gereken, zanaatkarları ve temsilleri eksilen bir oyundu. Karagözü çağdaşlaştırmak, çocuklara indirgeyerek yeniden sevdirmek milli eğitimin sorunu olarak görülüyordu. Başarılı olamadı, çünkü mizah, aktüelden, olup bitenlerden nefeslenir, konuşulur olması gerekir. Gelenekle mizah, çok yan yana gelir şeyler değildir. Şunu demek istiyorum, Karagöz, Kavuklu, Hasrettin Hoca ecdadımız, tarihimiz, örfümüz, ahlakımız denilerek talim terbiye konusu oldular. Mizah adına değil pedagoji adına kullanılıyorlar.

-Tiyatro sahnesinde çağdaş karikatür yaklaşımı sizce nasıl olabilir?

Hikâyeye bağlı demek zorundayım. Bir de sizin karikatür derken neyi anladığınızı bilmiyorum. Commedia del arte karikatür müdür? Karikatürize midir? Veya çağdaş karikatür dediğiniz şeyi nasıl tanımlayacağız?

 -Karikatür, yapısı itibariyle iki boyutlu bir iletişim şeklidir. Tiyatronun görsel anlatımında genel olarak iki boyutlu pano dekor uygulamaları görülüyor. Bunun haricinde üç boyutlu grotesk uygulamaları sizce karikatür vurgusunu zayıflatır mı?

Kim uygulayacak, nasıl uygulayacak, ortaya çıkan üretim, hikâyeye nasıl katkı sağlıyor bilmiyorum ki… İyi yapılırsa iyi, kötü olursa kötü… Dekor, hikâyeyi besliyor mu, güçlendiriyor mu ona bakarız. Aslolan hikâyedir, gerisi detaydır. Dekoru olmayan sayısız başarılı performans seyrettim.

 - Karikatür oluşturmada kullanılan alaya alma, simge kullanımı, taraf tutma vb. yaklaşımların sözlü mizahta kullanımı, bu iki farklı anlatımın aynı temellerden beslendiğine varabilir miyiz?

Karikatür, mizahi bir anlatım aracı olduğuna göre…

 – 21. yy.‘da çizgisel, sözel ve görsel Türk Mizahı öğelerinin birbiriyle bağını nasıl görüyorsunuz ?

Çok anlamadım bu soruyu. Bir bağ olması gerekir diyerek mi soruyorsunuz? Hangi örneklerle hangi örnekleri, kimlerle kimi kıyaslayacağız?

- Karikatürün iki boyuttan çıkıp, üçüncü boyuta kavuştuğu satirik heykel örnekleri mevcut. (Mehmet Aslan, Kemal Masaracı) Ben bunu obje tiyatrosu ve kavramsal sanat arasında görüyorum. Aynı zamanda Türk Tiyatrosu Sahne Tasarımı örneklerinde abartılı yüz hatlı maskeler ve grotesk anlamda biçimi bozulmuş kostümler de mevcut. Karikatürlerde kullanılan abartılı hatlar sebebiyle bu tür yorumlar da sizce karikatürize sayılır mı?

Anlatırken karikatürize bir abartı diyorsak, yapılan işler karikatürizedir.

 - Karikatür estetiği Türk Tiyatrosu’nda “komik, gülünç, absürd veya grotesk” türlerde daha çok tercih ediliyor. Ama karikatür sadece güldürü amaçlamaz. Bu önyargının temeli Türkiye’de karikatüre eğlendirici gözle bakılması olabilir mi?

Yine aynı argümana başvuracağım. Önyargı varsa hikâyede kullanılabilir veya ters yüz edici bir etkiyle bambaşka bir noktaya varılabilir. Karikatür güldürür diye bir önyargı varsa, bu tiyatro üreticisinin sorunu olamaz, bu yargı başlı başına bir avantaj ya da dezavantaj değildir. Önemli olan hikâye içinde nasıl kullanıldığıdır.

-Dönem dönem tiyatro sahnelerinde ve mizah dergilerinde gördüğümüz politikacı, patron, yobaz, memur vb. tiplerin görsel olarak birbirine benzerliğini nasıl yorumlarsınız?

Bir metne dayanıyorlar, o metinde nasıl nitelendiklerini bilmiyorum, tek tek bakmak gerekiyor. Oyuncu bildiğini oynayabilir, Yönetmen öyle yönlendirmiş olabilir. Seyirci böyle daha iyi anlayabilir diye düşünmüş olabilirler. Bir benzerlik varsa klişedir ama klişe tek başına kötü bir şey demek değildir.

- Sahne tasarımında karikatür çizgisinin kullanımı genelde karikatüristlik yapan tasarımcılar ve tiyatrocular tarafından tercih ediliyor. (Hüseyin Mumcu, Mahmut Tibet, Oğuz Aral, Kemal Aratan gibi) Bunun bir yönetmen yönlendirmesi olduğunu düşünüyor musunuz?

Tek tek örnekleri bilmiyorum. Mantıklı olan çok parçalı bir işin her bir parçasını bilen birine devretmektir. Eğer öyle yaparsanız, anlatınızı güçlendirirsiniz.

- Savaş Dinçel, Nejat Uygur, Oğuz Aral, Altan Erbulak gibi hem oyunculuk hem de çizerlik yapmış isimlerin karikatüristlik temellerinin sahne üzerindeki hareket, mimik ve mekan kullanımını beslediğini düşünüyor musunuz?

Hepsini sahnede seyretmiş değilim ama oyunculuk farklı birikimlerle beslenmesi gereken bir performans gerektiriyor, mutlaka faydalanıyorlardır. Öte yandan kimi oyunlarda, kimi rollerde sırf bu marifetleri nedeniyle tercih edilmemiş de olabilirler. Mimik ve jestler kolay değiştirilemiyor veya karikatürize bir mekân tasarımı oyunu basit de gösterebiliyor. Her oyun ve hikâye bu yüzden ayrıca değerlendirmek zorunda.

[Cem Çevikayak isimli bir arkadaş yaptığı yüksek lisans tez çalışması için sordu bu soruları.]

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails