Cumartesi, Kasım 12, 2016

Ejderha Tahayyülü




Bir Alevi mahallesini anlatmışsınız… Özel bir tercih miydi yoksa Ankara’da bir yeri mi işaret etmek istediniz?
Tam olarak nereyi anlattığımı göstermemeye çalıştım. Bence bir mahalleyi de anlatmıyorum, orayı bir arkaplan olarak kullanıyorum. İlk aklımda olanlar şuydu. Türkiye’de sol çevreler, yoksulların muhalif partilere oy verdiğini düşünür, ilgisi yoktur, daima iktidar partisine oy verir yoksullar. Böyle olunca etnik ya da dini aidiyetlerle bir mahalleyi seçmem, muhalif tınıları ona göre istiflemem gerekiyordu. Ankaralıyım, doğal olarak Kürtleri değil Alevileri daha iyi tanıyorum. Bir de şu oldu, roman için çalışırken çok insanla konuştum, önemli bir miktarı Aleviydi, ötelendikleri için okur yazardır Aleviler ya da edebiyat nedir bilirler, güzel hikâyeler anlattılar bana. O konuşmalardan sonra karar verdim demek daha doğru. Yoksa Alevi değilim ve onları resmetmek konusunda iddialı da değilim. Anlatılmadıklarını görüyorum o ayrı.

Karamsar bir hikâye Uzak Şehir…
Evet, öyle olmak zorunda. Bu bir şehir üçlemesi, o bütünün bir anlamı olması gerekiyor, kapitalizm kazanır, muktedirler kazanır diye bitiyor, zaten de hayat böyle gelişiyor. Şunun farkındayım, genel olarak okur, özel olarak çizgi roman okuru kaybeden hikâyelerine alışkın değildir veya tercih etmez diyelim.

Siyaseten siz karamsar mısınız?
Bugüne dair bir soruysa bu eğer tek tek olayları konuşup kahredebilirim. Ankara’da bomba patladı, Paris’te kafede oturan masum insanlar kurşunlandı. İnsanların tepkilerine bakıyor ve içim kararıyor. Ama konuşkan biriyim, çok takılıp kalmam, çalışarak yoluma devam ederim, karamsar olmadığımı düşünüyorum.

Uzak Şehir için çalıştığınızı, Ankara underground’undan insanlarla görüştüğünüzü yazmışsınız. Bu nasıl bir deneyimdi, sizi nasıl etkiledi?
Elbette bir yük oluyor insanın üzerinde. Kafamda bir hikâye vardı, insanlarla konuştukça başka bir hikâyeye kapıldım, nasıl anlatacağımı bilemiyordum, çok sertti ve anlatırsam deşifre etmiş olacaktım. Bu duygu nedeniyle kafamdaki hikâyeye döndüm, ara verdim, evirip çevirdim. Doğrusunu yaptım ama sıkıntı vericiydi. Asıl sıkıntı yaşanan hayatların farklılığı. Beni nasıl etkiledi? Ejderhayı yazarken ejderha olmak güzeldir ama ejderhanın bir tahayyül olduğunu biliyorum.

Ankara Üçlemesi bitti, grafik romanlara devam edecek misiniz?
Evet. Şu an iki ayrı çalışma sürüyor, ikisi de yine Ankara’da geçen tarihi hikâyeler. Biri 1951, o yıl geçen bir politik hikâye, Komünistler, İslamcılar, hafif tertip bir Rus romanını andırıyor. Sefa (Sofuoğlu) ile çalışıyoruz. Diğeri 1930’lu yıllarda geçen yine politik bir arkaplanı olan bir kabadayı hikâyesi, Taner Duran’la çalışıyoruz. Hikâyesiz yaşanmaz. 

[Agos, Kasım 2015'te yayımlanmıştı. Blogta kullanmadığımı fark ettim.]

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails