Cumartesi, Mayıs 14, 2016

Karanlık Güzelleme


Bazı kavram ya da adlandırmaları tek biçimli anlamaya teşneyizdir. Efsane dendi mi bir olumlama yapıldığını düşünürüz, hâlbuki “doğru olmayan, uydurma olduğu” aşikâr bir anlamı daha vardır sözcüğün. Hakeza, masal dendi mi yine bir iyimserlik hissederiz, çocuklara yönelik bir öğreticilik, bir masumiyet girer devreye. Oysa, sözlü kültürün içinde, masallar çocuklar için üretilmiş değildir. Herkese anlatılan, nesilden nesile aktarılan, kural ko(ru)yucu, korkutucu yönleri vardır masalların. İyilikle kötülüğün, günahla sevabın, hayatla cehennemin mukayesesi yapılır. İyiliğin, erdemin, sevabın ve vicdanın, yaşanan hayata galebe açıldığı tahkiyeler dinleriz. Masallar bu bakımdan ahlak tartışması içerirler ve ekseriyetle korkutarak, bir eksikliği göstererek kendilerini var ederler. Şaşırma ve irkilme, her masalın içinde vardır ve bugün anlatılabilen masallar, modern pedagojinin cenderesinden geçmiş, süzülmüş ve seyreltilmiş, kabul edilebilir sınırlara çekilmiş, yenilenmiş metinlerdir.

Yakınlarda ilginç bir çizgi roman yayınlandı, kapağında “çocuklar için değildir” uyarısıyla çıkan Karanlık Güzel’den söz ediyorum. Şöyle bir sayfalarını karıştırırsanız, göz alıcı yumuşak renkleri, sevimli ve çocuksu çizgileri olduğunu göreceksiniz. Tek kelimeyle masalsı, masal bahsi oradan geliyor. Karanlık Güzel’deki sevimli karakterler, bugüne dair, çocuk kitaplarında, çizgi filmlerde, belki Holywood’ta gördüğümüz, aşina olduğumuz çizgilerle sunuluyorlar ama karanlık bir farkla… Bu sevimli, komik çizgili, güler yüzlü karakterler dehşetli bir hikâyenin, hatta bir ölünün içinden çıkıyorlar…

Küçük bir kız çocuğu ormanda nedeni belirsiz bir biçimde ölüyor ve onun içinden küçük, sevimli canlılar çıkıyor, hepsi masalsı güzellikte, naif ve masum görünüyorlar. Tam sayfa resmedilen sahne, Swift’in Gulliver’inin Cüceler Ülkesinde uyanmasını hatırlatıyor. İrkiltici olan, küçük canlıların bir çocuk ölüsünün içinden çıkmaları… Ölen kızı aralıklarla çürürken de görüyoruz. Sevimli karakterler mutlak bir ben-merkezci egoyla, sadece kendilerini düşünerek, ne olduğunu sorgulamadan ve ölen kızı hiç umursamadan yaşamaya başlıyorlar. Hikâye öyle tuhaf ilerliyor ki bir ara Golding’in Sineklerin Tanrısı gibi kendi aralarında bir hiyerarşi oluşturacaklarını düşünüyoruz, orada kalsa, andırmıyor değil, orada kalmıyor, karakterler küçük kızın evcilik oyunun iyimserliğiyle sürekli güleryüzlü görünüyorlar. Büyük bir sükûnet ve yalınlık içinde öldürebiliyorlar örneğin. Her biri Chucky’nin dehşetini taşıyorlar diyemem ama peri masalının bozulmasına katlanamayan, gücün etrafında toplanan bir topluluk görüyoruz. Hikâyeciler bize şunu sorduruyor ısrarla “Nasıl bir toplum anlatılıyor?” Orman-Doğa metaforuyla insan türünün hayatta kalma dürtüsünün hikâyesini, kaosu mu betimliyorlar? Karakterler dayanışmacı bir akılla değil, kurnazlıkla, hasetle, hesapla yaşıyorlar çünkü. Barbie’nin süsü, evcilik oyununun karikatürü, gerçekten kaçma, ne yapıp edip tek bildikleri oyuna dönme arzuları tek tek gösteriliyor. Güzel, bakımlı, kibar ve ölçülüler. Ne yapsalar vahşi görünmüyorlar, itaat etmek, haddini bilmek, kurallara uymak ve her ne olursa olsun evcilik oyununu sürdürmek hayatlarının asıl mottosu… Dışarıdan bakınca iyimser ve ışıltılı, içine girince soğuk ve karamsar bir masalsılık…

Çocuklar şimdiki zamanı yaşarlar ve yetişkinlerin kurallar dünyasını sürekli ihlal ederler. Büyümek, onların kurallara uymayı öğrenmesi demektir. Çelişkilidir, zira çocuklar büyürken yetişkinleri taklit ederler ve bunu yaparken de yetişkinlerin kuralları ihlal ettiğini fark ederler. Edebiyatın edeb temelini düşünün, ne desek az, edebiyat edepsizlikle uğraşır en çok. Çizgi roman çocuklar içindir ama hep yetişkin görünmeyi arzular. İsyan ve bastırma, düzen ve anarşi, kural ve kuralsızlık, itaat ve inkâr… Bitmeyen itişme ve çelişkiler… Karanlık Güzel’in çocukları, çocuksuları, oyuncakları, yaratıkları, adına ne dersek diyelim, isyan ediyorlar aslında, yetinemiyorlar, ebeveynlerin krallığını taklit ederek, geçmişi ve geleceği düşünmeyen, ânı yaşayan “gerçek dünyayı” yeniden kuruyorlar. Bunu yaparken de tümüyle iyiliğe dayandırılmış dünyalarından kurtulmalarının biricik yoluna başvuruyorlar: kötülüğe. Ancak bu yolla özgürleşecekler belki de.

Fabien Vehlman, Türkiye’de Spirou senaryolarıyla tanınıyor, Fransa’daysa daha çok Le Marquis d'Anaon ve Seuls çizgi romanlarıyla biliniyor denilebilir. Çalışkan yazarlardan. Albümün çizeri olarak gözüken Kerascoët ise karı-koca olan Marie Pommepuy ve Sébastien Cosset’in ortak imzası, uzun yıllar animasyon sektöründe çalışıyorlar, en bilinen işleri bir ara Türkçede de yayınlanan Küçük Vampir dizisi. Sayısız çocuk kitabı resimledikleri, Karanlık Güzel’e bakınca anlaşılıyor zaten. Albüm, İngilizceye çevrildikten sonra özel bir ilgiyle karşılaştılar demek gerekiyor. Keşfedildiler veya. Bir başka önemli çalışmaları olan, Hubert’in yazdığı Beauté de farklı dillere çevrildi bu ilgiden sonra. Sahiden ilginç bir albüm Karanlık Güzel… Gücünü farklı okumalara açık olmasından alıyor... Hobbes’un Leviathan’ı da var işin içinde, hayatta kalma mücadelesi, karakterlerin farklılaşması ve yeterince gelişemeyen türlerin yok olmasının anlatıldığı Darwinci doğal ayıklanma yasası da… Naifliği ve iyimserliği alaşağı eden büyükler için yazılmış bir masalsılık. Tuhaf bir zaman hikâyesi, Bernard Shaw çok önce söylemişti, “ömür boyu mutluluk mu, buna kimse dayanamaz, dünya cehenneme döner!”

Radikal Kitap, 13.5.2016

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails