Cuma, Ağustos 07, 2015

Madunköy



İstanbul’da kavgacı bir mahalle Madunköy. Milletin gitmeye korktuğu, polisin girerken silahını okkaladığı bir mahalle… Lambaların pır pır ettiği, günah gibi karanlık sokakların olduğu, geveze, gözü kara, tozlu ve meydan okuyan bir mahalle… Bir gece mahallede bir polis öldürülür, sonra bir tane daha… Sonra polisler bizimkilere, bizimkiler polislere dalar… Sonra daha başka şeyler… 

Kürtler, Lazlar, Türkler, Balkanlılar, aşiretler, tarikatlar, siyasiler, kabadayılar, ruhunu kaynar sular gibi fokurdatan türlü erkekler…Mehmet Batur, Madunköy’de bir kenar mahallenin tarihini anlatıyor: boşluğu, görünenden fazlasını, eski defterleri… Madunköy’de herkesin her şeyle ilgisi var. 

Madunköy, sert bir dengenin, duyulmayanların, her yerde anlatılmayanların romanı…

Perşembe, Ağustos 06, 2015

Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar


Ankara’nın gri, ara sıra yağmurlu, ara sıra karlı ve yaz boyu sessiz ve terli sokaklarında dolaşan üç arkadaş… Hadi oturalım diye bir pastaneye girdiklerinde peynirli börek ve çay isteyen Zafer; Frenk üzümlü pasta ve cappucino sipariş eden Filiz; onların yanında, hiçbir
şey istemediğini söyleyen Mahir… Niye hep beraber dolaşıyor ki bunlar?

Zafer ile Filiz kol kola, Mahir’in elleri ceplerinde; Tunalı’da, Karanfil Sokak’ta, Opera’da, Sakarya’da geçen akşamlar; gidilen barlar, içilen içkiler; ardından böyle geçmeyen tek bir akşam… Başka ne var Zafer?

Serhan Ergin’in aşkın ve arkadaşlığın kıyılarını, usul usul akıldan geçenleri anlattığı Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar gündelik dilin akıcılığıyla, yalnızca “ben, sen ve o” özneleri kullanılarak yazılmış minimalist bir roman.

Unutulan (!) Yıldız




Geçtiğimiz günlerde Akgün Tekin’in Doğan Kitap’tan çıkan Türk Basınında Kayan Yıldız: Haldun Simavi’nin Günaydın’ı adlı kitabını okudum. Basın tarihi çalışmalarını kaçırmamaya çalışıyor, hemen hepsini okuyorum. Akgün Tekin, Haldun Simavi’nin Günaydın gazetesinde yetişmiş, gazetenin uzun yıllar yöneticiliğini yapmış Rahmi Turan’ın yakın çalışma arkadaşı. Rahmi Turan hangi gazeteye giderse onu da yanında götürmüş. Kitap o sebeple sadece Simavileri ve Günaydın gazetesini anlatmıyor, bir Rahmi Turan güzellemesi de yapıyor. Oldukça dağınık, epeyce tekrar eden kendi içinde tutarsız bölümleri var kitabın. Öte yndan 700 sayfalık kitapta çok sayıda anekdot, dedikodu, belge var. Çizgi dünyasıyla ilgili bölümlerden bahsetmek istedim.

Haldun Simavi’nin Bedri Koraman çizgisini çok beğendiğini, o tarzda bir çizer (fotoğraf ayrıntısında arkaplan çizimleri içeren iyi portreci olacak-resimsi bir karikatürist) istediğini anlatıyor Akgün (s.195). Hatta Oğuz Aral’ın iş başvurusunu sırf bu nedenle (çizgisini beğenmeyerek) uzun süre reddettiğini aktarıyor (s.613). Sonraki yıllarda Bedri Koraman’ı transfer etmek istemiş, Koraman’dan kaynaklanan nedenlerle gerçekleşmemiş. Koraman tarzında çizer olarak çıkardığı Kamil Çakmak’tan ise memnun kalmamış vs

Ferit Öngören’in (Türkiye’de mizah tarihiyle ilgili gerçekten çok önemli metinler yazmıştır) bir dönemin meşhur (Akgün’ün deyişiyle mizahi seks gazetesi) Tan gazetesindeki esprili haberleri (!) yazan ekibin içinde olduğunu bilmiyordum (s.200).

Akgün Tekin’in kitabının Rahmi Turan güzellemesi yaptığını söylemiştim. Kitapta bir çok yerde insanı gülümseten methiyeler yapılıyor Turan için. Kara Murat ile ilgili bölümlerde Rahmi Turan - Abdullah Turhan ayrılığına nedense değinilmiyor (s.520-5). Öyle ki Abdullah Turhan, Kara Murat’ı kısa bir süre çizmiş, sonra dergi çıkartmak için kendi isteğiyle gazeteden ayrılmış gibi anlatılıyor. Kara Murat’ı yıllarca tek başına o çizmemiş de çizerlerinden biri (sadece bir tanesi) olmuş sanki.

Turhan’ın Günaydın’dan ayrılıp Sabah’a geçen Rahmi Turan ekibinin içinde yer aldığı nedense unutulmuş. Aynı Turhan, Rahmi Turan Sabah’tan ayrılınca onunla birlikte gitmemiş, gazetede kalarak bu kez Selahattin Duman ile birlikte Burakbey’i sürdürmüştür. Abdullah Turhan açık bir tercihte bulunarak Rahmi Turan’dan ayrılmıştır. O kadar insanla konuşan-yazı alan Akgün Tekin keşke Abdullah Turhan’la da konuşsaydı. Halen Rahmi Turan ile çalışmayı sürdüren bir yazar olarak bunu tercih etmemiş sanki.

Alıntı: “(…) bir süre sonra kendi işini kuracağını söyleyen Abdullah Turhan çizmeye ara verdi. Bu defa başka bir usta Gürbüz Azak görevi üstlendi. Daha sonra, Refet Kartal, Ragıp Derin ve Ertan Tank gibi yine kendi alanlarında usta olan ressam arkadaşlar Kara Murat’ı çizmeyi sürdürdüler [Son olarak Ergin Asyalı çiziyor]” (s.524) 

Düzelteyim: Abdullah Turhan 1971 ile 1986 yılları arasında benim saydığım 20 Kara Murat serüveni çizdi. Sonra zaten Sabah ve Burakbey dönemi başlar. Hangi ara ismi geçen ressamlar Kara Murat çizmiş olabilirler ki… Hafızadan yazıyorum 86 sonrasında Ertan Tank, Kara Murat çizmeye başladı, sonra bir trafik kazası geçirdi ve çizemez oldu. Bir iki yıl sonra Süleyman Gök bir serüven çizdi ve yanılmıyorsam o serüven dergide de yayınlandı. Ragıp Derin Durakoğlu’nu çiziyordu o dönemler ve o yıllarda Refet Kartal artık hiçbir şey çizmiyordu nerdeyse. Gürbüz Azak ismi Kara Murat bahsinde yanlışlıkla geçiyor diyelim. Bu isimlerin hemen hepsi Abdullah Turhan’ın yardımcılığını da yapmışlardır.

Bir parantez açıp o döneme ilişkin merak ettiğim bir konuyu açayım. Kara Murat o dönem Günaydın’da günlük olarak tefrika ediliyor, ayrıca haftalık dergi olarak da yayınlanıyordu. Rahmi Turan, Sabah’a geçtiğinde Kara Murat’ı Günaydın’da bıraktılar. Muhtemelen telifle ilgili sorunlar çıkabilir endişesi taşıdılar ve ona benzeyen yeni bir tiplemeye, Burakbey’e başladılar. O arada Kara Murat (ve Tarkan) haftalık dergileri Günaydın Veb Müessese Müdürü Samet Koçyiğit’e satılıyor. Kara Murat’ın telifi kimdedir belirsiz? Abdullah Turhan ya da Rahmi Turan bu satıştan pay alıyorlar mı-çıkan dergiden telif alıyorlar mı belirsiz. Çok daha sonra Rahmi Turan Kara Murat’ın hikâyelerini (Meydan ya da Gözcü’de) başka çizerlere yeniden çizdirmeye başladı. Abdullah Turhan’ın kareleri başkaları tarafında aynen ya kopyalandı ya yeniden çizildi. Orada da bir karmaşa oldu. Tüm bunları izlerken bana hep bir dava tehdidi, dava açılabilir endişesi ya da bir dava açılmıştır gibi geldi. Aslı nedir bilmiyorum.

[Yazıyı, 2006 yılında koloni'ye yazmışım, aynen alıntıladım]

Pazartesi, Ağustos 03, 2015

Kulağı Büyüyen Adam


Bugün, bitirme günü...Kulağı Büyüyen Adam'ı da bitirmiş durumdayım. Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2016'da okursunuz...

Pazar, Ağustos 02, 2015

Uzak Şehir


Uzak Şehir'in senaryosu bitti, geçen hafta defterde bitirmiştim, worde aktarılması tashihdi, revizyondu, bugün vedalaştık kendisiyle...Aralıklarla yazdığım için baktım, ilk sayfaları geçen yıl, Temmuz'un başında bitirmişim. 13 ayda bitti diyebilirim. Berat çizmeye aynı ay başladı, ilk üç sayfayı 10 Ağustos'ta göndermiş...Eylül sonu gibi bitiririz diye düşünüyorduk, büyük bir terslik olmazsa o tarihe yetiştireceğiz...Böylece Dumankara (2013), Emanet Şehir (2014) ve son olarak Uzak Şehir ile Ankara üçlemesini tamamlanmış olacak..Uzak Şehir, albüm olarak Ekim'de çıkar...

Karanlık bir hikâye oldu Uzak Şehir....

Bakalım, hayat, işler güçler fırsat verirse yeni bir grafik roman senaryosuna başlayacağım. Malum, çabalayan öküz çifte çok gider...


Cumartesi, Ağustos 01, 2015

Seyrüsefer Defteri 61




Slow West (2015), ilginç bir western (31 Temmuz). ++ Get Hard, Will Ferrel komedisi, yine iyi değil+ Just a Gigolo (1978), sevdiğim ortamlardan, ilk büyük savaş sonrasında Berlin'de geçiyor, Bowie değil Kim Novak ilginç. David Hemmings filmi (30 Temmuz). + Yine bir İstanbul seyahati (29 Temmuz). ++ Madame Bovary (2014), ben beğendim bu uyarlamayı (28 Temmuz). ++ True Detective Sea.2 Ep. 5 ve 6'yı seyrettim (27 Temmuz). ++ Cut Bank, hikâyesiyle bir Coen filmini andırıyor (26 Temmuz). ++ My Mistress (2014) bildik bir hikâye ama oyunculukları beğendim, filmi kurtarmışlar (25 Temmuz). ++ Wuthering High School (2015) bayık bir ergen soap operası diyelim, yine de iki güzel sahnesi var (24 Temmuz). ++ Ayın kötü filmi: Avengers Grimm ++ Diana, Leydi Di yorumu, tv filmi, hayli vasat (23 Temmuz). ++ Contrband, zamana karşı hızlı kurguyla ilerleyen sahneler, entrikanın önüne geçmiş, seyrediliyor o ayrı (22 Temmuz). ++ Penny Dreadful Sea2 Ep.7 ve 8'i seyrettim (21 Temmuz).++ Şevkat Yerimdar, Balat delikanlısına Angara ayarı vermek garip olmuş (20 Temmuz). ++ Olur Olur Bal Gibi Olur, güzel bir Kayserili var, gerisi dizi reçetesi ve sinema işi argo (19 Temmuz). ++ Penny Dreadful Sea2 Ep.5 ve 6'yı seyrettim (18 Temmuz). ++ A Good Marriage, Stephen King'in kısa hikâyesinden uyarlanmış, kısa kalmalıymış (17 Temmuz). ++ Shameless (Bez Wstydu, 2012), Polonya filmi, iyiymiş, potansiyeli varmış, ilerleyememiş (16 Temmuz). ++ Intensies (1976), Japon abartısı, ilginç sahneleri var, meşhurmuş bilmiyordum; Mulheres (1981), Brezilya filmi, Pasolini'nin hikâyesindenmiş, derin vasat (15 Temmuz). ++ Masters of Sex Sea.2 11 ve 12'yi seyrettim (14 Temmuz). ++ Intimacy (2001), ilginç anlatılmış, bence iyi uyarlama olmuş (13 Temmuz). ++ True Detective Sea.2 Ep. 3 ve 4'ü seyrettim (12 Temmuz). ++ Ayın nostaljik seks komedileri Lady Jail, İspanya'dan, L'Ingenua, İtalya'dan (11 Temmuz). ++ Penny Dreadful Sea2 Ep.3 ve 4'ü seyrettim (10 Temmuz). ++ Masters of Sex Sea.2 9 ve 10'u seyrettim (9 Temmuz). ++The Gunman, iyi oyuncularına rağmen hayli vasat, oyuncuları inanmamış (8 Temmuz). ++ Penny Dreadful Sea2 Ep.1 ve 2'yi seyrettim (7 Temmuz). ++ İstanbul seyahati (6 Temmuz). ++ All Out (1991), vasat bir Alman gişe filmiymiş (5 Temmuz). + La derniére femme, biraz da nostaljiyle yeniden seyrettim (4 Temmuz). ++ True Detective Sea.2 Ep. 1 ve 2'yi seyrettim (3 Temmuz). ++ Blackhat (2015), hacker hikayesi, vasat altı (2 Temmuz). ++ Run All Night (2015) Unforgiven tınısından gitse bir şey çıkacakmış, derinleşememiş, dümedüz tempo demişleri onu da hakedememişer (1 Temmuz).



Related Posts with Thumbnails