![]() |
İnsanların önemli bir kısmı ya sürekli eleştiriyor ya da
yıllar önce yaptığı tek bir işin etrafında dönüp duruyor. Oysa ne bitmeyen
eleştirilerin ne de geçmiş başarıların insana yeni bir şey kattığını
düşünüyorum. Bir ay sonra, bir yıl sonra kimsenin hatırlamayacağı kavgaların
içine girmeye değer mi? Ben değmediğine inanıyorum.
Bu hissiyatı belki de ta çocukluğumdan taşıyorum. Çok
kavga edilen bir çevrede büyüdüm. Gürültünün, öfkenin ve bitmek bilmeyen
hesaplaşmaların ne kadar yorucu olduğunu erken yaşta öğrendim. Bu yüzden bugün
kavgalardan kaçabildiğim için değil, mümkün olduğunca uzak durmak istediğim
için geri çekiliyorum. Her zaman başarabildiğimi söyleyemem ama asıl niyetim hep
bu.
Üstelik yaş ilerledikçe ölüm de ihtimal olmaktan çıkıp
hayatın doğal bir parçasına dönüşüyor. Sanırım “Hayat kısa” sözümün bir başka
kaynağı bu farkındalık. Vaktim azalıyor Mıstık abi…
Bu yüzden bir ilke gibi, yaptığım işlerle de fazla
oyalanmak istemiyorum. Tamamlanmış her iş artık geçmişte kalsın istiyorum. Onu
sürekli anlatmanın, onun etrafında dolaşmanın bana bir faydası yok. Yeni
işlere, yarın yapılacaklara bakmak gerekiyor. Geriye sadece üretilenler kalıyor…
Hayallerim elbette var. Ama onları pek anlatmayı
sevmiyorum. Belki eskiden beri biraz uğur saydığımdan, belki de gerçekleşmeden
konuşmanın enerjisini azalttığını düşündüğümden… İş bitene kadar susmayı tercih
ediyorum. Biraz romantik bir tarafı olabilir bunun. Belki de bu da aynı ilkenin
bir uzantısı: anlatmak, bir bakıma oyalanmanın başka bir biçimi.
Ve galiba, söylemesem olmaz, asıl inandığım şey ilham
değil, çalışmak. Düzenli ve ısrarlı çalışmanın sonunda bir şeylerin mutlaka
değişeceğine inanıyorum. Devam etmek, takılıp kalmamak, beklememek,
kahretmemek, rutine devam etmek ve saire…
Futbol dünyasının klişe bir sözü var ya: “Önümüzdeki
maçlara bakacağız.” Aslında yaratıcı üretim için de geçerli olan, hiç de fena
olmayan bir şiar gibi geliyor bana. Biten işi geride bırakıp sıradakine
odaklanmak gerekiyor.
Sanatçıların sıkça düştüğü bir tuzak var. Kendilerine
yeterince değer verilmediğini, hak ettikleri ilgiyi görmediklerini düşünürler.
Bunun insanı yıprattığını inkâr edemem ama orada oyalanmayı da doğru
bulmuyorum. Takdir de tekdir de başkalarının işidir. Senin işin çalışmaktır.
Türkiye'de neredeyse herkes Orhan Pamuk'u eleştirir.
Edebiyatını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz; bu ayrı mesele. Ama şu soruyu
sormakta fayda var: Onun kadar disiplinli çalışan kaç yazar var? Gerçekten kaç
kişi var?
Biz büyük sözler söylemeyi seven bir toplumuz. Hepimiz az
ya da çok bundan payımızı alıyoruz. Oysa işin hemen akla gelmeyen bir tarafı
daha var: masaya oturmak, ter dökmek, aynı cümlenin üzerinde saatler geçirmek,
gerektiğinde dünyayla bağlantıyı kesmek… Asıl mesele orası. Çünkü üretmek,
uzaktan göründüğü kadar kolay olmuyor. Ve günler zaten kısa; boşa geçirecek
vaktimiz yok. [2012]
![]() |


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder