Cuma, Ekim 14, 2016

Çizgilere Derkanar


Lone Wolf Cilt 16'nın ilk bölümü sahiden müthiş, sessizliği, tekrarı, çatışması o kadar başarılı ki... Bu sanatın gelmiş geçmiş en iyi hikâyelerinden biri olabilir. Biliyorum, iddialı bir çıkarımda bulunuyorum, belki abartıyorum, bunu hesap edin ama mutlaka bir göz atın. Hele çizerseniz, çizgiyle uğraşıyorsanız, hele storytelling işine kafa yoruyorsanız...Oturun inceleyin. Göz alıcı.


Yeni yayımlanmaya başlayan Mağara'da No:66 isimli bir çizgi roman var. Öğünç Ersöz yazmış, Kemal Aratan çizmiş. Aratan'ın ustalığını gösteren, hikâyenin hakkını veren, hayır, az söyledim, sınıf atlatan ölçüde güç katan bir şey okuyacaksınız. Öğünç'ün o sakin dünyasını içeriyor aslında hikâye, çok beğendim ama Aratan onu başka bir şekle sokmuş, delilik katmış işin içine, zıvanadan çıkarmış.


Tex 26'yı okudum, Seijas çizmiş, sevdiğim bir çizerdir. Hikâyeyse epey klişe. İşte büyük şehirde okuyan kız evine dönüyor, meğer babası ölmüş, bir üvey anne ortaya çıkmış, mirastan mahrum bırakılmış, kumpas kurulmuş şu bu... Teks ve arkadaşları oradan geçerken, mevzuya dahil oluyor, kasaba oligarşisinin ipliğini pazara çıkarıyorlar. İlginç olansa şu, Teks kıza yardım ediyor, eş zamanlı olarak aynı kasabadalar ama tuhaf bir biçimde hiç konuşmuyorlar. Adam akıllı sahneleri yok. İlk karşılaşmaları yukarıdaki karedeki gibi, yüz yüze bile gelmiyorlar. Halbuki genç kadın, hikaye açısından dramatik bir karakter, Kit'le yaşıt şu bu... Bir yerden sonra finaldeki teşekküre kadar hiç kullanılmadığı gibi hikâyeye de katkı getirmiyor. Facia ölçüsünde senaryo kusuru... Barutun var, kullanmıyorsun...


M.K.Perker'in Büyüklere Masallar albümü, anladığım kadarıyla ya yurt dışı düşünülerek çizilmiş işler ya da daha önce, ilk olarak orada yayımlanmış çizgi romanlar. Burada albümleşirken, Türkçeye çevirilirken garip bir şey yapılmış, yerelleştirilmişler. Perker, bunu neden yapmış, neden orijinalindeki gibi bırakmamış doğrusu hiç akıl sır erdiremedim. Çünkü öyle bir şey ki, ne çevre, ne tipler, ne de hikayeler Türkiye'de geçiyor gibi ama isimler, coğrafi yerler hep yerli, hep buradan gibi gösterilmiş. Yukarıdaki miğferleri ilk büyük savaşta Alman askerleri kullandılar örneğin... Albümde bu ve benzeri tuhaf duran epeyce ayrıntı var. Neyse... Dedim ya bu tercihi çok anlamadım. Tevfik Fevzi Bey olmasa Hans olsa ne olur ki...

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails