Çarşamba, Aralık 30, 2020

İyi Seneler

Bu yıl zor geçti, biliyorum herkes için zor geçti ama ne bileyim bana hayatımın en zor yılı gibi geldi... Geçen yıl bugün, "umarım 2020 iyi ve sağlıklı geçer" demişim, temenni nihayetinde ama geçmedi işte... Demek ki temennilerde fena ıskalıyorum, ispatlanmış oldu...

Babam, pandeminin ortasında, otuz dört gün içinde kanserden öldü, iki ay sonra annem covid oldu, geçici de olsa hafızasını yitirdi, ona bakarken ben de kovid oldum, kovid geçti, boynumdan bir böcek ısırdı, şişiği indirmek için eczaneye giderken kapı ağzında bir köpek ısırdı, aynı yerden iki defa başımı bir yere çarptım, kanattım, gözümde üst üste arpacık çıktı, zor uyuyan birine dönüştüm, kimseyi çekemez oldum, herkese üzülür oldum, ev haline, çevremin ruh hallerine yetemez oldum... Say say bitmez, bir yandan da hayat devam etmeli, sözleşmem var, senaryo yazmalıyım. Nerdeyse dört ay üst üste gelen dertler sebebiyle yazamadım- çalışamadım... 

Hiç bu kadar şey yaşamamıştım, bir türlü soluduğum havayı değiştiremedim, e'cicik bile tatile gidemedim, yeni insanlar tanıyamadım, herkes beni "sağlam" bulduğundan dert dinledim, derdimi hiç anlatamadım. Her şey bana zor geldi, muhtemelen sevdiklerime de ben zor geldim, kahrımı çeken bilir...

[Uzun zamandır bir ormanın içinde hayal ediyorum kendimi...asırlık ağaçlar altında öylece oturuyorum.]

Ha ne yaptım, meşgale iyidir, heç olmazsa aklıma mukayyet olayım dedim, "it gibin" çalıştım ve yazmam-bitirmem gereken bir senaryoyu yılın kalan aylarında "hayatımdan çıkardım." Ne diyor Nazım, "çalışmak lazım, yaşamak için değil, unutmak için, dalıp dalıp gitmemek için, düşünmemek için kötü kötü"

İş bitince bana öyle iyi geldi ki, yılın en güzel saatleriydi, nasıldım anlatamam, dünyanın en güzel gülen gözleri oldum o gece... Yolda yürürken kediler seveyim diye önüme serilip karınlarını açtılar bana...

Yeni sözleşme yaptım, film yazacağım, aklımda tuhaf hikayeler... Geriye, ta kırk yıl öncesine kendime bakıyorum, işte geldim gidiyorum misali, bir lütuf gibi halen hayallerimle tırmalıyorum dünyayı.

Yeni yılla ilgili temennilerim yok, ne desem nafile, diyeceğimi başlıkta söyledim. Blogu bu sene için kapatıyorum.

Salı, Aralık 29, 2020

Bir şey olmamaya karar vermek

Sait Faik, çocukken gençken bir şey olmaya değil olmamaya karar verdiğini söylüyor, klişe soruya ters köşe cevap...Bu sebeple seviliyor ve hatırlanıyor işte...

Yukarıda da öğrencilikten nefret ettiğini söylemiş... Nedense öğretmenliği kutsama eğilimimiz var, halbuki hepimiz höt zöt ve sahiden tıngır mıngır hocalarla sıralarımızı eskittik... Öyle bir tane iki tane de değildi, aksine, ilginç ve değerli olanlar nadide ve istisnaiydi...
 

Pazartesi, Aralık 28, 2020

Mesafe

Şu hayatta öğrendiğim bir şeydir, diyelim, çok doğru ve “yararlı”, sahiden iyicil bir şey yaptınız, buna rağmen sizi beğenmeyecek, size kahredecek birileri çıkar, o sebeple geçip giden zamana, olup bitene,  konuşulanlara mesafeli kalabilmek gerekiyor, kolay demiyorum, insanız, yalpalayarak yaşıyoruz, benim dediğim, unutmayalım, aklımızda tutalım yeter…

Pazar, Aralık 27, 2020

Bozkır İkinci Sezon

Soranlar için duyurayım, Bozkır’ın ikinci sezonu için BluTv ile sözleşme imzaladım, senaryoyu 2022 Şubat başında teslim edeceğim. Güzel bir hikaye ile dönmeyi hayal ediyorum. Bakalım...
 

Yeni bir serüven


2021 yılı için @OGMPictures ile sözleşme imzaladım, başlangıç olarak dijital platformlarda yayımlanmak üzere iki film senaryosu yazacağımı duyurayım. Umarım bana güvenenleri, ilgi ve nezaket gösterenleri mahcup etmem, üstesinden gelirim.

Çarşamba, Aralık 23, 2020

Salâh Bey


Fransızca öğretmeni, müfettiş ve kütüphane müdürü. Kırkların şairlerinden, ellilerde gazeteci. Dört köşeli üçgenden bir romanı var, asıl mahareti denemelerinde. Kendine gömülen, İstanbul’a yazılan. Neşeli, gevrek, okumuş adam kahkahası. Elek tekne. Hayhuy kayıtçısı. Hacivat’ın karısı Beyoğlu’nda geziyor. Salâh Bey Tarihi yazılıyor. Ağzında bir çakıltaşı, bir ıslık, bir kadınla konuşuyor, bir başkasının ardından seyirtiyor. Küllük’te kimler oturuyor? Höpür höpür kim içiyor kahveyi? Gel iki lafın belini kıralım Kuzu Çobanı. Salâh Birsel, Türkçenin flaneurü.

Pazar, Aralık 20, 2020

Topuz Hakan

Münif Fehim'e  kırklı yıllarda Topuz Hakan isimli bir çizgi roman çizdirmişler... Çizgi romana bakınca ya hızlı çizmiş ya da telif çok düşükmüş demek zorunda kalıyor insan... Fehim'in çok daha güçlü bir çizgisi var, biliyoruz. 

Türkiye'de çocuk dergileri yetmişli yıllara kadar pek satmıyorlar. e satmadıkları için, özgün işlere iyi telif ödeyemiyorlar... telif iyi olmayınca nitelikli çalışmalar çıkartamıyorlar filan... Sonuç: Topuz Hakan, Münif Fehim çizse de kaybolup gitmiş...ucuz etin yahnisi misali

Gazeteler olmasa, çizgi romanımız bir ivme kazanamayacakmış, o kesin...

 

Related Posts with Thumbnails