Cumartesi, Temmuz 04, 2026

Yenilginin Ardından

Paylaştığım fotoğraf, ilk yayımlandığında mizahi bir potansiyel taşıyordu. Biraz halı saha turnuvasını, biraz kurum içi futbol maçını andıran “müdürümlü, şefimli” atmosferi, Dünya Kupası’nın ihtişamıyla belirgin bir tezat oluşturuyordu. Üstelik orta yaşlı, hatta bir kısmı kilolu görünen erkeklerin üzerinde “Gençlik” yazılı formalar taşıması da başlı başına ironik bir görüntü yaratıyordu.

Dünya Kupası’ndaki yenilgilerin ardından aynı fotoğraf, sosyal medyada bir kere daha dolaşıma girdi. Bu yaygınlaşmayı yalnızca siyasal çağrışımlarla açıklamak eksik olur. Büyük başarısızlıkların ardından insanlar, taktikten altyapıya, oyuncu kalitesinden yönetime uzanan karmaşık nedenleri tartışmak yerine, öfke ve hayal kırıklığını tek bir sembolde toplama eğilimindedir. Ülkenin siyasal gerilimi sportif hayal kırıklığıyla birleşince, “fotoğrafın taşıdığı o örtük mizah” politik hiciv için hazır bir malzemeye dönüştü. Milli takım başarılı olsaydı muhtemelen aynı fotoğraf unutulmazdı ama böylesine yaygın da kullanılmazdı, uygun bir anı bekleyen bir görsel olarak arşivde kalırdı.

İnternet kültüründe bazı fotoğraflar “ortak birer mizah şablonuna (meme) dönüşür.” Bunun nedeni, yüz ifadeleri, beden dili ve kompozisyonların yeni anlamlara kolayca uyarlanabilmesidir. Roland Barthes’ın işaret ettiği gibi, fotoğrafın anlamı yalnızca kendi içinde değil, dolaşıma girdiği bağlam içinde de üretilir. Fotoğraf değişmedi demek istiyorum, değişen, ona bakanların onu okuma biçimiydi. Sosyal medyanın tipik özelliklerinden biri de bu zaten: Görüntüler, üretildikleri bağlamdan koparılarak çok farklı olayların simgesine dönüşebilir. “Bu kopuş gerçekleştikten sonra, kadraj artık belirli bir olayı belgeleyen bir fotoğraf olmaktan çıkar, her bakanın kendi kültürel bagajını doldurduğu boş bir levhaya dönüşür.”

Diğer yandan, bu fotoğrafı dolaşıma sokan parodici aklın arkasında belirgin bir muhalif bakış da var. Ancak buradaki alay yalnızca iktidara ya da belli bir siyasal çevreye yönelmiyor, aynı zamanda belirli bir habitusa, estetik zevke ve kültürel sermayeye ilişkin bir yargı da içeriyor. Fotoğraf, “Türkiye’nin hâli”ni gösteren bir belge gibi okunurken, kadrajdaki kişilerin bedenleri, giyim tarzları ve jestleri de bu yargının malzemesine dönüşüyor. Böylece politik eleştiri ile sınıfsal ve kültürel küçümseme birbirine karışıyor.

Bu yüzden bu kareye yalnızca başarılı bir politik hiciv örneği demek eksik kalır. Aynı zamanda sosyal medya beğeni ekonomisinin ürettiği bir üstünlük gösterisine dönüşüyor. Paylaşan kişi yalnızca karşı tarafla alay etmiyor, kendi estetik beğenisini, kültürel konumunu ve ait olduğu sembolik dünyayı da ilan ediyor. Kahkaha, burada yalnızca güldürmüyor; “biz” ve “öteki” arasındaki o aşılmaz estetik ve kültürel sınırı yeniden çiziyor. Tam da bu yüzden, sosyal medyanın o konforlu alanından üretilen bu hiciv, karşı tarafı dönüştürmekten çok, kendi yankı odamızın duvarlarını biraz daha kalınlaştırıyor.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails