![]() |
Sembolün Roma’dan çıktığı düşünülüyor. Bugün İtalya’da
hâlâ biliniyor, İspanyollar ve Portekizliler aracılığıyla Latin Amerika’ya da
taşınmış. Yayılma rotası epey ilginç görünüyor.
Bilenler vardır, Doğu Avrupa’da -özellikle Slav kültürlerinde
bu hareket “sana hiçbir şey yok”, “hadi oradan” gibi küçümseyici bir anlamda
kullanılıyor. Bizde de “nah” benzer bir tınıyla yapılıyor zaten. Birini
kızdırmak, karşılık vermek, biraz da rahatlamak var hareketin içinde. Bir bakıma
görselleştirilmiş bir küfür demek gerekiyor.
Bizde pek bilinmediği için şaşırtıcı gelebilir ama
Romalılar bu işareti şeytandan korunmak için de kullanıyormuş. Nazar boncuğu
gibi düşünün: evlere asılan, kolye ya da muska olarak taşınan küçük “incir eli”
tılsımları varmış. İçindeki grotesk göndermenin şeytanı bile şaşırtıp
kaçıracağına inanıyorlarmış. “Müstehcen olan şey kötülüğü korkutur” fikri doğrusu
epeyce matrak.
İslam ve daha geniş olarak Akdeniz halk kültüründe de
aynı mantıkla çalışan semboller var. Doğrudan aynı jest değil ama benzer bir
düşünceyle çalışıyor: beden veya el sembolleriyle nazarı ve kötülüğü
uzaklaştırmak. Bizdeki Hamsa, yani Fatma’nın Eli, ortasında göz olan o el
figürü mesela. Kapılara asılır, kötülüğe “dur” denir. Göz ve el birleşimi,
nazarla göz göze gelip onu geri çevirmek fikrine dayanıyor.
“Nah” işaretinin bir zamanlar böyle koruyucu bir işlevi
olduğunu öğrenince aklıma şu geldi: Nazar değmesin diye tükürür gibi “tu tu tu”
yapılır ya… O da aslında aynı mantık. Kötü enerjiyi bozmak, dikkatini dağıtmak
amacı taşıyor. Komik mi? Evet.
Bu tür jest ve sembollere genel olarak apotropaik (kötülük kovucu) deniyor. “Nah” işaretinin böyle bir işleve sahip olması mizahi açıdan enteresan değil de nedir yani, Mıstık abi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder