Pazar, Mart 08, 2026

Nazım ve Cemal Nadir


Cemal Nadir’in Amcabey bantında rastladım Nazım’a… Amcabey, üç şairle plaja inmiş; “işte deniz, işte güneş, işte kadın” diyerek her birinden birer şiir istemiş. Şairler: Nazım, Abdülhak Hamit ve Orhan Seyfi.


Cemal Nadir, üç ismin poetikasından hareketle dizeler “uydurmuş”. Olmuş mu, olmamış mı derseniz eğer… Aktüel esprilerin üzerinden neredeyse bir asır geçmiş, bugünden o nüansları kavramaya çalışmak pek de akıl karı değil. O faslı geçiyorum. Nazım’a atfedilen “Gözleri siyah kadın, o kadar güzelsin ki…” dizesini “dişlerimle kanatıp…” diye sürdürmek teknik olarak elbette mümkün ama tonun bilinçli bir sertleştirmeye yaslandığı açık.

Benim ilk ilgimi çeken, şiir parodilerinden çok görsel tercihler oldu. Tiplemeler… Abdülhak Hamit, dönemin “şair-i azamı” olmasından dolayı çizgide ona daha temkinli, hatta saygılı bir mesafe var. Orhan Seyfi hem mesai arkadaşı hem Akbaba’daki patronlarından biri, neşeli, sevimli, zararsız bir portre tercih edilmiş. Nazım ise sinirli, yumruğundan yıldızlar fışkıran, sert ve huşunet yüklü bir figür olarak karikatürize edilmiş.

Bu tercih salt mizah refleksi mi yoksa dönemin ideolojik gerilimlerinin bir izdüşümü mü? Karikatür her zaman abartır ama abartının yönü tesadüf değildir. Nazım’ın muhalif enerjisi, daha o yıllarda bile onu “tehlikeli coşku” kategorisine yerleştirmiş görünüyor. Parodi edilen dizeleri o gözle okuyunca ton değişiyor: çürüyen gözler, yorulan asab, dişlenen gerdanlar, sürülen kanlar… Bir grotesk doz artışı istenmiş. Pıyy...

Nazım’ın şiirindeki gerilimin sadece şiddet imgesiyle açıklanamayacağını biliyoruz. Lirizmle politik öfkenin, erotizmle devrimci retoriğin iç içe geçtiği bir dili her zaman olmasa da kullanırdı. Karikatür ise bu çoğulluğu budayıp “tehlikeli şair” şablonuna indirgiyor. Popüler kültür piyasası böyle çalışır: tekrar edilen imge, zamanla metnin (ve orijinalin) yerini alır. Şair okunmadan tanınır, dize duyulmadan hüküm verilir. Klişe tam da böyle kurulur, karmaşıklığın yerine hızla tüketilebilir bir tip yerleştirilir. Nazım’ın muhalif enerjisi, bu bantta estetik bir fazlalık değil, kontrol edilmesi gereken bir aşırılık gibi resmedilmiş demek istiyorum.

Bir not: Bu bantın asıl cazibesi ya da gerilim odağı mı demeli, fondaki güzel kadın olmalıymış. Çizim o potansiyeli taşımıyor. Kompozisyonun görsel dengesi zayıf, figür dağılımı ve arka plan ilişkisinde bir eksiklik var. İyi bir gazete editörü “zanaat ve anlam eksikliği” gereği bu “işi” yeniden çizdirirdi. Gazete temposu buna izin vermemiş olabilir ama Cemal Nadir bu bantı kitabına alırken elden geçirseymiş, işin hem esprinin hedefi hem estetik bütünlüğü daha berrak olurmuş.



Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails