![]() |
Cemal Nadir, üç ismin
poetikasından hareketle dizeler “uydurmuş”. Olmuş mu, olmamış mı derseniz eğer… Aktüel
esprilerin üzerinden neredeyse bir asır geçmiş,
bugünden o nüansları kavramaya
çalışmak pek de akıl karı değil.
O faslı geçiyorum. Nazım’a
atfedilen “Gözleri siyah kadın, o kadar güzelsin ki…” dizesini “dişlerimle kanatıp…” diye sürdürmek teknik olarak elbette
mümkün ama tonun bilinçli bir sertleştirmeye yaslandığı açık.
Benim ilk ilgimi çeken, şiir parodilerinden çok görsel tercihler oldu. Tiplemeler…
Abdülhak Hamit, dönemin
“şair-i azamı”
olmasından dolayı çizgide ona daha temkinli, hatta saygılı bir mesafe var. Orhan Seyfi hem mesai arkadaşı hem Akbaba’daki patronlarından
biri, neşeli,
sevimli, zararsız bir portre tercih edilmiş. Nazım ise sinirli, yumruğundan yıldızlar fışkıran, sert ve huşunet
yüklü bir figür olarak
karikatürize edilmiş.
Bu
tercih salt mizah refleksi mi yoksa dönemin ideolojik gerilimlerinin bir
izdüşümü mü? Karikatür her zaman abartır ama abartının yönü tesadüf değildir.
Nazım’ın muhalif enerjisi,
daha o yıllarda bile onu
“tehlikeli coşku” kategorisine yerleştirmiş görünüyor. Parodi edilen dizeleri
o gözle okuyunca ton
değişiyor: çürüyen
gözler, yorulan asab, dişlenen gerdanlar, sürülen kanlar… Bir grotesk doz artışı istenmiş. Pıyy...
Nazım’ın
şiirindeki gerilimin sadece şiddet imgesiyle açıklanamayacağını biliyoruz. Lirizmle
politik öfkenin, erotizmle devrimci retoriğin iç içe geçtiği bir dili her zaman
olmasa da kullanırdı. Karikatür ise bu çoğulluğu budayıp “tehlikeli şair”
şablonuna indirgiyor. Popüler kültür piyasası böyle çalışır: tekrar edilen
imge, zamanla metnin (ve orijinalin) yerini alır. Şair okunmadan tanınır, dize
duyulmadan hüküm verilir. Klişe tam da böyle kurulur, karmaşıklığın yerine
hızla tüketilebilir bir tip yerleştirilir. Nazım’ın muhalif enerjisi, bu bantta
estetik bir fazlalık değil, kontrol edilmesi gereken bir aşırılık gibi resmedilmiş
demek istiyorum.
Bir
not: Bu bantın asıl cazibesi ya da gerilim odağı mı demeli, fondaki
güzel kadın olmalıymış.
Çizim o potansiyeli taşımıyor. Kompozisyonun görsel dengesi zayıf, figür
dağılımı ve arka plan ilişkisinde bir eksiklik var. İyi bir gazete
editörü “zanaat ve anlam eksikliği” gereği bu “işi” yeniden çizdirirdi. Gazete temposu buna izin vermemiş olabilir ama Cemal Nadir
bu bantı kitabına alırken elden
geçirseymiş, işin hem esprinin
hedefi hem estetik bütünlüğü daha berrak olurmuş.
![]() |



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder