Perşembe, Ekim 27, 2016

Ülkü Tamer, Larry Yuma'ya Karşı



Ülkü Tamer’in Yaşamak Hatırlamaktır başlıklı anı kitabını okuyorum (YKY, 3.Baskı, 2004). Rahat okunan, iyimser bir kitap. [Milliyet Çocuk ile ilgili anılarını, ilginç bulduğum ayrıntıları paylaşacağım.]

Tamer, Milliyet Yayınlarından aldığı teklifle yayınevinin başına geçiyor, çok geçmeden çocuk dergisini yeniden çıkartmaya soyunuyor. Dergi, daha önce gazetenin ilavesi olarak çıkmış, ilgi görünce bağımsız olarak yayımlanmış ve süreç içerisinde düşen satışları nedeniyle kapatılmış. Bugünle kıyaslamak gerekirse dergi kapandığında 5,ooo satıyormuş. Tamer, çocuk dergisinin yetişkinler için nasıl hazırlanıyorsa-çıkıyorsa aynen öyle yayınlanması gerektiğini düşünmüş, dergiyi de öyle biçimlendirmiş (…) Hazırlıklar sürerken tiraj kaybettiği için kapanan derginin editörü-yöneticisi Cemal Hoşgör ile konuşuyor. Hoşgör, Ülkü Tamer’in görüşlerine katılmıyor ve bu türden bir çocuk dergisi olamayacağını savunuyor; sonunda anlaşır gibi görünüyorlar ama Hoşgör ekliyor: [Bir İngiliz çizgi romanını kastederek] “Örümcek Adam’ı mutlaka koyalım. Çocuklar en çok onu seviyor”.   

Ülkü Tamer, Hoşgör’ün yanıldığını anlatmak için bir parantez açıyor “Bir süre sonra derginin eski okurları arasında yaptırdığımız bir soruşturma, Örümcek Adam’ın en sevilmeyen dizi olduğunu ortaya çıkaracaktı”. Hoşgör ile anlaşamıyorlar, Ülkü Tamer kafasındaki dergiyi çıkartabilmek için nasıl uğraş verdiğini göstermek için anlatıyor bunu. Hoşgör, çizgi roman ağırlıklı bir dergi düşünüyor ve öyle bir maket hazırlıyor: “Çocuklar böyle dergi istiyor”

 Ülkü Tamer, çok açık, çizgi romanı sevmiyor, çizgi roman önerenlere “peki ama biz de çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışmazsak, kim yapacak bunu” diyor. Dergi çıktığında, hayal kırıklığına uğruyor ve  en sevilen köşe Larry Yuma çizgi romanı oluyor. Ülkü Tamer, kendi deyişiyle yılmıyor, altı ay sonra yapılan yeni soruşturma (anket) sonuçları karşısında kendi deyişiyle “nerdeyse hüngür hüngür ağlayacak” gibi oluyor. Larry Yuma altıncılığa düşmüş çünkü.  

Anı kitaplarının tipik hikâyeleştirme biçimi: hep eşik noktaları var, hep bir şeylere rağmen başarılar kazanılıyor. Ülkü Tamer de satışlarının nasıl arttığından bahsederken karşılaştığı güçlükleri sıralıyor, bir başarı hikâyesi anlatıyor.  

Larry Yuma altıncılığa düşünce, başlangıçtaki kadar ilgi görmez olunca şöyle bir şey çıkıyor sanki, çocuklar çizgi roman okumayı bırakmışlar veya Milliyet Çocuk çizgi romanı kaldırmış ya da azaltmış. Değil elbette. Hiçbiri olmadı, Milliyet Çocuk, çizgi romansız varolmadı, olamazdı da.

 Çizgi romana gösterilen ilgi karşısında kendini kötü hisseden birinin çizgi roman yayımlıyor olması nasıl bir ıstıraptır kim bilir? Hem, o çizgi romanları okuyarak büyüyen çocuklar için üzülmemek elde değil (!?)  

Ülkü Tamer, çizgi romanı bir yozlaşma noktası olarak gördüğü o yılları tekrar düşünürse, kültür adamlarının tek boyutlu ve mutlak çizgi roman sevmezliğini hatırlayacak, etrafındaki insanların, çevresinin anlattığı kadar kendisine karşı çıkmadığını, aksine çizgi roman sevmezliği nedeniyle desteklendiğini sanıyorum kabul edecektir. 

 [Yazıyı, 2006’ta yazmışım]

1 yorum:

Çağatay Duruk dedi ki...

Ülkü Tamer'in kitabını okumuştum, ve Milliyet Çocuk ile ilgili kısmın çok kısa geçildiğini düşünerek biraz hayal kırıklığına uğramıştım. O kısmı okuduktan sonra sizin gibi Ülkü Tamer çizgi roman sevmiyormuş diye düşünmemiştim ama, şimdi bu yazınızı okuyunca, haklısınız, kitabın o bölümünden bu sonuç çıkıyor. En çok Milliyet Çocuk'ta çizgi romanlar nasıl seçiliyordu, onu merak ediyordum. O yıllarda piyasada çıkan çizgi romanları da sevmekle birlikte, Milliyet Çocuk'takileri daha çok severdim ve dergiyi dört gözle beklerdim.

Related Posts with Thumbnails