Perşembe, Eylül 13, 2012

Barbarella ve Safiye Sultan


Altmışlı yılların ikinci yarısında çıkan haftalık ABC gazetesinde yayınlanan Barbarella’yı okudum. Barbarella’yı ilk kez 80'li yıllarda Ankara’da ABC kitabevinde Fransızca albüm olarak görmüştüm, pahalıydı-alamamıştım. Yıllar sonra Türkiye’deki ilk yayınının G.Scognamillo aracılığıyla ABC gazetesinde gerçekleşeceğini öğrenecektim. Scognamillo, kendisiyle 1991 yılında yaptığım röportajda Jean-Claude Forest ile olan dostluğunu ve dizinin Türkiye’deki yayını hakkında bilgi vermişti. O dönem çalıştığı gazeteye, Akşam’a önermiş Barbarella’yı, Forest telif de istemiyormuş filan ama gazetedekiler bu tutmaz demişler ve yayınlamamışlar…

ABC, Kemal Uzan’ın gazetesi, tarz olarak (resimlerin kullanılışı, mizanpaj, fotoğraflar, spotlar, manşetler vs) Yeni İstanbul gazetesini andırıyor. Yeni İstanbul da Uzan Ailesinin gazetesiydi. Popüler bir sol gazete olmak iddiasıyla ortaya çıkmış, transfer ettiği gazetecilerin kısa sürede ayrılmalarıyla (maaşları ödenmemişti) eski haline, klişe deyimiyle bulvar gazetesi biçimine geri dönmüştü. ABC, Yeni İstanbul’a benzer şeyler yaşıyor. Başlangıçta bir magazin gazetesi aslında ama edebiyat magazini de yapıyor. Ünlü edebiyatçılar, çizerler, eleştirmenler, çevirmenler yer alıyor gazetede. Sonra giderek skandal ve dedikodu gazetesine dönüşüyor. Barbarella gazetenin bu sürecinde “aralarda bir yerde yayınlanıyor”. Bir dönem çizgi romanlar yayınlayalım diye düşünülüyor muhtemelen. Barbarella tam sayfanın boydan yarısını kaplayarak yayınlanıyor. Hepinizin bildiği gibi Barbarella Frankofon kültüründe sansürle başı derde girmiş erotik bir çizgi roman. Filme uyarlanan (elbette sansasyonelliği nedeniyle uyarlanan) dizide cinsel ilişkiye girmekten çekinmeyen, cinsel ilişkiyi bir tabu olarak görmeyen bir kadının serüvenleri anlatılır.

Barbarella’yı okurken nerelerde sansür edilmiş hissiyle de okudum. Bazı kareler çıkarılmış, o anlaşılıyor… Bitirirken bir izlenimimi aktarayım. Bence yerli çizgi romanımız yaklaşım itibarıyla “adult”… Barbarella ile kıyas götürmeyecek ölçüde bir “açıklık” var her şeyden önce…cinselliği imleyen sahneler gerçekten çok fazla.. Daha bugün Azmi Nihad’ın yazdığı Şahap Ayhan’ın çizdiği Safiye Sultan’a (1953) baktım. Sanıyorum haremde cariyeler Safiye Sultan’ın ayaklarını o kadar beğeniyorlar ki ayakkabılarını çıkarıp ayaklarını öpüyorlar. Bu sahne 1953 yılında Yeni Sabah gibi muhafazakâr bir gazetede yayınlanıyor. 

[2006 yılında yazmışım]

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails