Pazar, Kasım 12, 2017

Tartüf, Çizgi Roman Olursa...


Edebiyat ya da sinemadan yapılan sayısız çizgi roman uyarlaması okuduğunuzu tahmin ediyorum. Sinemacılardan veya yazarlardan çizgi romana (ve çeşitli çizerlere) yönelik sempati dolu açıklamalar da okumuş olabilirsiniz. Buna karşın çizgi romanın tiyatroyla pek yakınlığı yoktur; dünya çizgi romanında tiyatro uyarlamaları hem sayıca azdır hem de akılda kalacak nitelikte bir eser kotarılabilmiş değildir. Çizgi romanlar tiyatroda sahnelenmekle birlikte özgün tiyatro oyunlarının uyarlanmamış olması, muhtemelen piyasa koşullarının bir sonucu. Tiyatro kendisinden daha popüler bir anlatıyı sahneye taşırken çizgi roman endüstrisi, ilgi yaratmak (ve kullanmak) için kendinden daha popüler olan sinemaya bakıyor sıklıkla. Roman ve hikâye uyarlamalarında sahne tasarımı, kurgu ve bölümleme bakımından sinemaya yakın bir dil tutturulması hısım akrabalığın delili kuşkusuz. Shakespeare  uyarlamalarına bakıldığında özgün oyunla ilgisi olmayan bir dizge kurulduğunu hemen fark edebiliyorsunuz.

Tiyatro, genel anlamıyla eylemden çok konuşmaya dayandığı ve olaylar, ekseriyetle tek bir mekânda geçtiği için çizgi romana uyarlanırken baştan kısıtlar taşıyor ve yeni bir sahne bölümlemesi ve tasarımı gerektiriyor. Geçenlerde Molière’nin Tartüf oyununun çizgi roman uyarlaması yayınlandı.

Klasik tiyatroda oyunlar bir gün içinde bitecek biçimde düzenlenir. Oynanan oyunun geçtiği zamanın süresi arttıkça gerçeklik duygusunun tahrif edildiğine inanılır. Öyle ki, geçmiş, konuşmalarla anlatılır ve her ne olacaksa oyunun oynandığı süre içinde başlayıp bitmesi istenir. Tartüf, bu mantıkla kurgulanmış bir oyun, her şey çabuk gelişiyor. Kendini sofu gibi gösteren Tartüf’ün gerçek kişiliğini ve niyetini anlayamayan Orgon’un aile çevresinde gelişiyor. Aile, eş-dost Tartüf’ün bir düzenbaz olduğunu göstermeye çalışıyor ve bir türlü safça-imanla onu savunan Orgon’u ikna edemiyor. Tiyatro tarihi açısından oyunun ilginçliği, Tartüf daha sahneye çıkmadan seyirciye onunla ilgili mufassal malumat verilmesi, çatışma eksenini sahnede olmayan birinin üzerinden kurmasıdır. Çizgi romanda aynı bölüm uzunca bir süre Tartüf’ün yüzünü göstermeyerek, arkadan yandan gölgeleyerek hazırlanmış. Tiyatroda “kimmiş bu Tartüf çıksın artık” dedirten gerilim kısmen korunmuş.

Tartüf uyarlamasının en önemli güçlüğü, hikâyenin çizgi roman dünyası için bir olağanüstülük içermemesi. Oyunun vakt-i zamanında Kral için yazılmış ve ilk kez Kraliyet önünde sahnelenmiş olması, Tartüf’ün gerçek niyetini anlayarak düğümü çözen bir Kral aklının varlığını zorunlu kılmış olabilir ama bu çizgi romanlar için pek alışıldık bir durum değildir. En azından finaldeki kötü adam teşhirini karşıtlık ekseninde –ve Kral dışında- birinin –kahramanın- yapması geleneğine aykırıdır. Uyarlama yapılırken senaryoya bir başkalaştırma yapılmamış. Molière’in Fransız eğitiminin bir parçası olması, albümün okullara tavsiye edilecek olması uyarlamadaki sadakat ölçüsünü belirlemiş olmalı. Uzun yıllardır bu denli sadık bir uyarlama görmediğimi söyleyebilirim. Uyarlama ile ilgili bir başka mesele Tartüf oyunundaki uyaklı-beyitli dille ilgili. Çizgi roman için özgün metindeki manzum dil fazla süslü ve yapay kalıyor çünkü. Tartüf, Fransızcadan yabancı dillere tercüme edilirken (Türkçeye olduğu gibi) genellikle konuşma diline yaklaştırılarak düz yazı olarak çevrilmiştir. Çizgi roman uyarlamasında Nur S.Danışman, özgün manzum dile yakın bir çeviri tercihinde bulunmuş. İlginç olduğu muhakkak, çevirmenler için meydan okuyucu ve cezbedici bir yönü olmasını da anlıyorum ama okur, cümleler başka türlü olabilir miydi diye düşünmemeli, doğru olan bu bence. Manzum ya da düz yazı olmasından çok buna dikkat edilmeli sanki. Mitos Boyut Yayınlarının Tiyatro dizisinden çıkan Tartüf çevirisi (A.Selen, Ş.Aktaş ve Ç.Sarıkartal) bu sorunu, konuşma diline yakın bir manzumla aşmış. Benim beklentilerime daha yakın bir çeviri olduğunu söyleyebilirim. Burada kişisel tercihlerden söz ettiğimin farkındayım, şuna dikkat çekmek istiyorum. Filoloji bölümlerinde farklı mecralarda yapılan çeviriler karşılaştırılıyor, böylesi bir mukayese için Tartüf’ün çizgi roman uyarlaması, tercüme tercihleri ve uyarlamanın niteliği bakımından iyi bir örnek bana kalırsa.

Son söz üreticilere: uyarlamayı hazırlayan ekip Fransa dışında tanınan isimler değiller. Senarist Duval, neredeyse birebir sayılabilecek bir yazıma kalkışmış. Uyarlamada sadakat hep tartışılır. Saramago anılarında Körlük romanının sinema uyarlamasını neden kabul ettiğini açıklarken “bugüne değin hep benim yazdığımı yineliyorlardı, başka ve yeni bir şey düşünmüyorlardı” diyerek, uyarlamalardaki sadakatten hoşlanmadığını anlatmış. Duval, bu bakımdan Saramago’nun sevebileceği bir senarist değil, sağlam bir sadakat göstermiş metne çünkü. Yapıp ettiği, diyalogları görsel olarak tasarlayarak metni zenginleştirmek... Çizer Zanzim’i ise beğendim. Naif bir çizgisi var, çizgi romandan çok karikatürle uğraştığını hissettiriyor. Fırça kullanmıyor, tarama ucuyla resmediyor resmedeceğini. Çabuk çizdiğini sanmıyorum ama kolay ve herkes çizebilir ölçüsünde üretiyor. Naifliği buradan kaynaklanıyor ama bu bir tür sıcaklık da katıyor uyarlamaya.

[Bu yazı, ilk kez Birgün Kitap'ın 13.11.2010 tarihli sayısında yayımlandı.]

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails