Perşembe, Ocak 08, 2015

Peygamber Sabrı


Yukarıdaki fotoğraf, "İslam Düşmanı" iddiasıyla katledilen 1934 doğumlu Wolinski'ye ait. Üç beş yıl önce, İstanbul ziyareti sırasında çekilmiş, Sultanahmet camiinde eskizler çiziyor defterine...

İnsan düşünmeden edemiyor, bir karikatüristimiz, bir sanatçımız başka bir dine ait ibadet evindeyken fotoğraflansaydı nasıl haberleştirilirdi acaba? Hain, yalaka, madrabaz, dönek denir miydi? Diyenler çıkardı herhalde, beş parmağın beşi bir değil...E demokrasi var...

Bugün işe giderken gördüm, Atakule'ye yakın bir yerde, Hoşdere caddesinin sonunda insanlar büyük bir kardanadam/kardankadın yapmışlar... Bir yüzü erkek, bir yüzü kadın, sırt sırta...Hoş, esprili, insanı gülümseten bir şey...Güzel diyorsun... Güzel insanlarmış yapanlar...

Sonra iş yerinde, dayanamadım, dünden beri hiç bakamadığım katliam görüntülerini açtım. Katillerden biri, yerde yaralı yatan, Müslüman olduğu söylenen bir polisi tak diye acımacızca öldürüyordu. Rapçi olacakken katil olan, kendini kahraman sanan, yaşlıları, yaralıları öldüren bir mücahit...Bu da insan...

Dünden beri memleketin öfkeli fanatikleri önce kederlenen her kim varsa onlara höykürüp saydırarak acılarını yarıştırıyor sonra "zamanlama manidar", "niye şimdi bu oldu olay" türünden akılları sıra zeka gösterisi yapıp büyükleniyorlar. Bu vasatlıkla, itiraf edelim, ilk kez karşılaşmıyoruz, kuşaktan kuşağa aktarıyoruz, öyle anlaşılıyor.

Akılları onlara kalsın, şunu konuşalım: acı yarıştırılmaz, hele ortada kan varsa, katil varsa ayıptır, günahtır, ahlaken utanılacak bir pervasızlıktır... Şuncacık merhamet kırıntısını dahi bilmiyor muyuz?

Ben yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Wolinski'nin çizgilerini, esprilerini, yapıp ettiklerini biliyorum. Cabu'yu, Charb'ı biliyorum. En az 25 yıldır biliyorum. Katledilmişler, üzülüyorum. İnsanların sırf üzüldüm diye bana garezlenmelerini anlamıyorum, polisler şehit olurken, Filistin'de Müslümanlar ölürken niye sustun deme hakkını nerden buluyorlar şaşırıyorum. Cevabımla ilgileneceklerini bile sanmıyorum. Ben kimseye sen niye üzülmüyorsun diyemem. Aklım almıyor, ama bırakın da sevinenleri de onaylamayayım. Bu kadar basit bir insani ilkeyi öğretemedik mi biz insanlarımıza?

Arkadaşlarım bana niye şaşırıyorsun diyor. Şaşıracağım, insan olan şaşırır. İnsan olan irkilir. Şaşırmazsam, yaralıları, yaşlıları öldüren katillere, o katilleri alkışlayanlara benzerim. Benzemeyeceğim.

Her büyük kutsal kitap,  Adem'le değil, dikkatle okuyun, din ile değil, Adem'le vicdanının hikâyesiyle başlar... Nuh'un hikâyesini düşünün, Nuh kıvranıyor, yağmur, sel, gemi, hepsi bahane... Kasıp kavruluyor...Peygamber sabrı diyoruz, niye diyoruz? Bu kadar mı zor merhamet göstermek...Bu kadar mı zor merhamet gösterenleri kabullenmek...

Bu kavga edenler, höykürenler, yaftalayanlar dini savunmuyorlar, ifade özgürlüğüne ve demokrasiye, kendileriyle aynı fikirde olamayanlara saldırıyorlar, katlanamıyorlar. 

Peygamberin sabrı var, intikamı yok... İntikam filimlerde oluyor, onlar da yaşlıları öldürmüyorlar.

1 yorum:

mümtaz dingir dedi ki...

Güzel yazmışsınız Derin Hakikatler,
Hiç bir peygamberin intikamı olmaz. Sevgisi,şefkati ve merhameti olur.
Kuran başka tanrıları aşağılamayı yasaklar.Başkalarının saygı duydukları değerleri aşağılamak kabul edilecek bir durum değil. Ama karşığı öldürülmek de değil. Farklılığı var eden Allah, farklılıklara tahammül edemeyenler Allah adına cinayet işliyor. Tuhaf. Ben de çok üzgünüm.

Related Posts with Thumbnails