Pazartesi, Aralık 17, 2012

Düt Demeye Dudak Gerek














Acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olur gibi bir halk deyişimiz var. Dudağını büzmek, dudağını sarkıtmak, dudak dudağa gelmek şu bu...Dudak neyin göstergesi? Ne desek belli: dudaklar, erotizmin simgelerinden..Dudağını ısırmadan poz vermeyen aktris çok azdır. Dudaklarını slikonla kalınlaştıran kadınların sayısıysa akıllara ziyan...Erkeklerin belirlediği erotik kodların nihai sonuçlarından biri de zaten bu...

Dudaklara yönelik kitlesel (ya da global) ilgi, geçen yüzyılda belirginleşti. Hollywood'un yasak olanı aşındıran tutumu dudaktan öpüşmeyi öylesine yaygınlaştırdı ki, hemen her ülkenin sosyal tarihinde öpüşme bahsinde bu aralarda başlayan bir milattan söz etmek mümkün. Daha doğrusu dudaktan öpüşmenin teşhir edilmesi, mahrem olmaktan çıkması bu tarihlere rastlıyor diyelim. Edebiyatta ve kadim şiir geleneğinde dudaktan öpüşmekle ilgili ifadeler bulmak, ne kadar eskiye giderseniz gidin mümkün ama asıl normalleşme, sinemada,televizyonda, gazetelerdeki sıradanlaşmayla mümkün oldu.

Bizim içinse altmışlı yıllar bir milad olarak gösterilebilir. Ondan önce popüler kültür üreticilerimiz öyle kolayca dudaktan öpüşme betimleyemiyor, çizemiyor, gösteremiyorlardı. Filmlerimizde sansürcüleri zıplatacağı için öpüşme sahnelerine kalkışılamıyordu. 1961 Anayasasıyla bir ferahlama dönemi oldu. Bence, böylesi benzer bir açılım, 1990'lı yılların ilk yarısında da oldu...Sansürün gevşediği, mahrem olana dair gösterge, ifade ya da eylemlerin normalleştiği, kalıcılaştığı dönemler aslına bakarsanız çok değil...Bu kadar arzu olmasa, bu fırsat kalıcılaşamazdı muhtemelen...

1 yorum:

Sokratesin Yeğeni dedi ki...

Şurada, şurada ve şurada sa ilginç şeyler var.

Related Posts with Thumbnails