Cumartesi, Mayıs 30, 2015

Çarşamba, Mayıs 27, 2015

İrem'i Beklerken


Kafa dergisinin Haziran sayısında yeni bir çizgi roman dizisine başladık. Ben yazıyorum, Gürdal çiziyor. Bakalım nefesim yettiğince sürdüreceğim...Bir aşk hikayesi anlatıyoruz diyelim. Deli dolu bir yazar adayı genç kadınla (İrem), ona tutkuyla aşık olan Atom'un serüvenleri de denebilir...Böyleyken böyle...

Ay.!















Pazartesi, Mayıs 18, 2015

Mutlu Aile Fotoğrafı


Dün babam verdi bu fotoğrafı, tarasan şunu dedi...Seviyormuş bu resmi, tam toparladığım, tam yoksulluktan yırttığım zamanlardı diye konuştu...Annem, 1974 olmalı, on yıllık evliydik bu resmi çektirdiğimizde dedi...

Kendime baktım, kolumdaki saatim fotoğrafta çıkmadı diye üzüldüğümü hatırladım. Galiba, Ulus'ta, Foto Aile'de çektirmiştik bu resmi...Ciciler giyilmişti filan..Bence 1975 olmalı, sonra okula başlamıştım, yaz ayları, Ağustos ya da Eylül başı...(Abim resme baktığında neyi hatırlar kim bilir?)

Bu resimler olmasa o kadar çocuk olduğumu hatırlamıyorum aslında, bölük pörçük anılar var sadece...

Fotoğraf çekilecek önemli, üstünü kirletme sakın, önemli... Kolda sünnet saati olmalı, önemli...Mutluyuz, mutlu olduğumuzu hatırlayalım, önemli...

Fotoğraflar hatırlamımızı sağlıyor, çekim anını önemli kılıyor, başkalaştırıyor, rutin dışına çıkarıyor, hafıza için belirginleştiriyordu... Öyleydi, kesin bir ifadeyle çook önemliydi, şimdi değil mi?

Selfie çağındayız, her şeyin resmini çeken, her anını paylaşan insanlar var artık...Fotoğraf nadide değil, pahalı değil, biricik değil, birilerinin tekelinde değil...

Fotoğrafçılık öldü, stüdyo fotoğrafı diye bir şeyi çocuklar anlamayacaklar, resimdeki tişörtlerin az bulunduğunu, kol saatinin fiyakasını filan kavramayacaklar...

Başka bir hayat, başka bir nostalji, başka bir teşhir istifi var artık...

Bugün önemli olan şeyler, yarın nasıl algılanacak bilmiyoruz...Mutlu Aile Fotoğrafları, Feysbukta yaşıyor..

Albümler, defterler açılınca değil beğen butonuna tıklayınca yaşayan fotoğraflarımız var artık...

Güzeller

Enrico Pasquali

Federico Patellani

Gabriele Basilico

Giuseppe Leone

Nino Migliori

Piergiorgio Branzi

Cumartesi, Mayıs 16, 2015

Domuz Vesilesiyle


Türkiye'de İslamcılar, on yıllarca Diyanet'in kapatılmasını istediler, bunu uzun uzun tartıştılar...Birazcık hafızası olanlar bunu hatırlar, gazete arşivleri de ortada...Nerden çıktı şimdi derseniz eğer...

Sosyal medyada gördüm bu kapağı...İşin içine domuzu da katmışlar...Bu işte bir domuzluk var demişler! Mesele, ne söylendiği değil kimin söylediğiymiş meğer mi demeli...

Ben üniversitede çalışırken, bazı hocalar, toplantılarda filan, çalıştıkları bölümle ilgili şikayetlerde bulunur, akademik olarak yetersiz olduklarını iddia eder, öfkeyle "kapatılmalıyız" sonucuna varırlardı. Bu kadar iştahla bağıran, büyük laflar eden, ateşi yükselen, sesi Namık Kemalleşen biri ister istemez ilgimizi çeker...Benim de ilgimi çekerdi, koca profesör, dersler kötü, tezler kıfayetsiz, diploma anlamsız filan diyor...İlla ki kapatılsın bu bölüm filan iştahlanıyor, gaza basıyor...

E derdim içimden, iki yıl evvel sen burada yöneticiydin, ne oldu da bu kadar illet, bu kadar lüzumsuz oldu burası...

Mesele şuydu, güç bende değilse hiç olmasın istiyordu profesörümüz...

Ona özgü müydü bu haleti ruhiye? Hayır, örnek vereyim, dekan olup da seçimi kaybedince görevine devam eden çok az insan gördüm...O dekanların hepsi mutlaka ya emekli olurlar ya da başka fakültelere göç ederler vs vs...Emri altında olan öğretim üyeleriyle aynı "seviyeye" inmeye katlanamıyorlar işte...Hiyerarşiye ve güce tapıyor insan teki.

Sen uzun yıllar, uzuun uzuun diyaneti kapatmayı iste...Bunu İslamcı muhalefetin hedeflerinden biri olarak say...Sonra iktidara gelince, senin yıllarca tekrar ettiğin görüşü kim yineliyor, söylüyorsa artık, onu domuzlukla, gavurlukla özdeşleştir...

E güç sende artık...Hiç olmasın diyebilir misin peki?

İslamcılar, epeyce bir zamandır mizah dergisi çıkarmaya çalışıyorlar, ticari olarak başarısız denemelerde bulunuyorlar. İlgi çekici yönleri, yaptıkları mizahın entelektüel bir derinliği olduğunu şairane cümlelerle iddia etmeleri.

Oysa yapıp ettikleri gazetecilik ve partizanlık...Niye gazetecilik? İslamcılıkla ilgili bir geçmişe dair bir derinlikleri yok çünkü... Niye partizanlık? Aleni biçimde iktidarı destekliyorlar çünkü...

Bu ay çıkan Lacivert dergisinde mizah dosyası yapılmış, belli isimlerle defaatle tekrar edilen, muhafazakar mizahın akideleri konuşulmuş, bana artık ilginç de gelmiyor söyledikleri, iddia üstüne iddia, mecazlar, heyecanlı laflar...

E bu kadar laftan sonra ortaya çıkan nedir? Domuz!! Hangi entelektüel okura hitap etmek için seçiliyor peki bu domuz?

Yıllarca laiklik elden gidiyor dendi, şimdi de din elden gidiyor deniyor...Elden giden gidene...

Oysa ele gelen de giden de para...

Mizahçının asıl muhalefeti paraya, kapitalistleredir...Lacivert'te Koç'u, Sabancı'yı, Aydın Doğan'ı kimse çizemedi, biz çiziyoruz demişler... Doğru değil tabii, sırf kendi arşivimden, onlarca kapak ve karikatür çıkartırım... Ama velev ki doğru, niye sadece onları hesap ediyorsun, bugün ihaleleri onlar mı alıyor? Kim bu yeni zenginler? Kapitalist, Müslüman olursa iyi mi oluyor?

İnsanlar istedikleri partiye oy verirler, partizanlık yapabilirler... Diyanetin kapatılmasına karşı çıkabilirler, kapatılmasını isteyene gavur diyebilir ve onu domuz yiyen gayri-müslim de sayabilirler... Bunlar siyasetin içinde var...Aklı başında olan insan, ayıbı, nezaketi, abartıyı bilen insan, neyin ne olduğunu anlar...İlk defa bu vasatlıkla karşılaşıyor değiliz.

Seçim havasında olduğum sanılmasın...Ben bu tebessüm, neşe, zekanın zekatı, kırmadan dökmeden türü laflardan sıkıldım...

Bu dergileri çıkartan arkadaşlar lütfen şu İslamcı mizah iddialarını, entelektüel derinlik pozlarını bıraksınlar. İler tutar yanı yok çünkü. İstedikleri kadar evirip çevirsinler partizan bir dergi çıkartıyorlar, partizan bir dergi çıkartmaları da isteniyor. Okur da bunu istiyor, içinde bulundukları kapitalist ağ da...
Related Posts with Thumbnails