Cumartesi, Şubat 14, 2026

Hayat Kısa...



Resim 1920’lerin ikinci yarısından. Hiç görmediğim, anne tarafından dedemin (öl. 1959) ilkokul “resmi”. Muhtemelen birkaç sınıf bir araya toplanıp fotoğraf çektirmiş, Ankara'da tek öğretmenli bir okul. O yıllar için fotoğraf neredeyse mucizevi bir şey,  çocukların günler öncesinden heyecanlandıklarını tahmin etmek zor değil. “Yarın fotogıraf çektireceğiz, iyi kıyafetlerle gelin” denmiştir. Denmemiş olması mümkün değil.

Öğretmenin kadraj dışına kayan bakışı, çocukların kameraya kilitlenmiş gözleri… Çocuksu ifadeler, asker taklitleri, erkenden edinilmiş büyük adam pozları.

Evkaf veznedarı Halil Bey’in oğlu olan dedemin kıyafetleri hayli modern. Beyaz geniş yakası ve bel üstü kalın kemeriyle adeta safariye çıkan Jungle Jim gibi. Ailenin seçtiği “Hız” soyadı bile modernliğe duyulan iştahı ele veriyor.

Bu fotoğraftan sonraki otuz yıl içinde evlenecek, üç çocuk sahibi olacak, iş hayatında tökezleyecek, kendi kendine romanlar yazacak, resimler çizecek, lüzumsuz harcamalar yapacak ve zamansız bir kalp kriziyle ölecek. Hız’la yaşamış ve hızla gitmiş sayılabilir.

O küçük çocuk bu fotoğrafta ne düşünüyordu? Ne olmayı hayal ediyordu? Hangi hayatı mümkün sanıyordu?

Nereye varacağımızı bilmiyoruz. Hayat kısa ama malumunuz mesele süresi değil, yönü.

Geçen yıl benim için “ne yaptıysam olmadı” duygusuyla mutsuz geçti. Küçük büyük tatsızlıkların bir kısmı hâlâ sürüyor. Bir yerde hata yaptım ki yaşadım diye düşünüyorum, dramatize edecek değilim. Hayat düz bir çizgi değil, iniş çıkış hep olacak. Mutsuzluk bazen oksijen gibi: varlığı hemen hissediliyor. Mutluluksa geriye dönüp bakınca fark ediliyor,  “meğer iyiymiş” dedirtiyor.

Neyse, işi wellness vaazına çevirmeyeyim. En büyük tesellim yazmaya devam etmek oldu. Ben çalışarak kendini tamir edenlerdenim. Yazarak geçinebilmemi hayatın bana verdiği en büyük lütuf sayıyorum. Bazen sıkılıp duraksayınca bile aynı yere dönüyorum: iyi ki bunu yapabiliyorum. Başka bir hayat ihtimalinde banka müdürü de olabilirdim; o ihtimalin bana ne getireceğini ve ne “yazacağını” zerre merak etmiyorum doğrusu.

Rica ediyorum gülme Mıstık abi…



3 yorum:

  1. “I get knocked down, but I get up again - you’re never gonna keep me down.”
    — Tubthumping, Chumbawamba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep sabrettim, "Kader" dedim / Acılarla, çilelerle / Bugünüme böyle geldim / Yokluklara göğüs gerdim
      -Yıkılmadım, Mahsun Kırmızgül

      Sil
  2. Döndüm baktım içeri
    Olmuyor yok ki bunun kaçarı
    Bulamadım ilacı sende
    Merhem elimdeymiş
    Melike Şahin

    YanıtlaSil