Çarşamba, Ekim 14, 2026

Mizahın Fiyat Tarifesi

Akbaba’nın 3 Mayıs 1962 tarihli bir ilanında, derginin yazar ve çizer kadrosuyla bir reklam servisi kurulduğu duyuruluyor. Müşterinin, anlatmak istediği fikri bir notla iletmesi yeterli olacakmış: Resim çizilecek, metin yazılacak, baskı klişesi hazırlanacak ve reklam dergide yayımlanacak. Hepsi bu kadar. Tam sayfa için istenen bedel 2.500 lira. İlan, hizmeti gayet açık anlatıyor: “Akbabanın eşsiz sanat kadrosu, zekâsını sizin için çalıştıracak.”

Önce o yıllarda yazılı basında yaşanan değişimden söz edeyim. Ellili yılların sonunda en çok satan gazetemiz yüz bin civarında satıyor. Hürriyet’ten söz ediyorum. Matbaalar günlük olarak bundan fazlasını basamayacak kadar eski ve demode. Üstelik, basılan gazeteleri tüm ülkeye dağıtabilecek yeterli bir ulaşım sistemi yok. Yollar kötü, aktüel bir yayını günbegün bir yere ulaştırmaya değecek bir karlılık da yok. Ama altmışlı yıllarla birlikte pek çok şey değişiyor. Gazetelere basın dışı sermaye ziyadesiyle ilgi göstermeye başlıyor. Matbaa teknolojileri yenileniyor ve asfaltlanan yollar artıyor.

Dergi ve gazeteler çok satmaya başlayınca reklam pastası da büyüyor. Akbaba’nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç’ın bu durumu görmemesi mümkün değil. Yeni döneme ayak uyduramayan bir önceki on yılın en önemli gazete ve dergilerin birer birer kapanmaya başladığını da biliyordur. Eskiden devletten aldığı aboneliklerle dergisini yaşatabilirken maliyetlerin arttığını, ayakta kalabilmek için büyümek gerektiğini de hesap etmiş olmalı.

Denemiş diyelim, ayak uydurmaya çalışmış… Sonuçlara bakılırsa hayal ettiği gibi reklam alamamış, çıkan sayılara bakılırsa büyük bir değişim yaratamamış.

Peki, 2.500 lira ne büyüklükte bir para? Dönemin ücretleriyle kıyaslayınca daha anlaşılır oluyor. Türk-İş’in 1962 tarihli derlemesinde İstanbul’daki basın mensupları için aylık asgari ücret 350 lira olarak belirtilmiş. Akbaba’nın tek bir tam sayfa reklam için istediği bedel, bu ücretin yedi katını biraz aşıyor. Burada ülke çapında geçerli tek bir asgari ücretten değil, belirli bir şehir ve meslek için saptanmış ücret tabanından söz ediyoruz. Elbette 2.500 liranın tamamı da çizerin cebine girmiyor; çizimden klişeye ve dergide ayrılan yere kadar bütün hizmetlerin toplam fiyatı bu.

Tüketici fiyatlarındaki artışla hesapladığımızda aynı tutar, Ağustos 2026 parasıyla yaklaşık 105 bin liraya, ekim başındaki kurla da 2.130 dolara karşılık geliyor. Bu rakam, o reklamı bugün aynı fiyata yaptırabileceğimiz anlamına gelmiyor; yalnızca paranın alım gücünü gözümüzde canlandırmaya yarıyor.

İlanın ilginç tarafı, yaratıcı emeğin nasıl tarif edildiği. Akbaba, okurun tanıdığı yazar ve çizerleri müşterinin hizmetine sunarken onların maharetini de bir satış gerekçesi yapıyor. Bize kalan fiyat tarifesi, derginin ne kazanmayı umduğunu gösteriyor, gerçekten ne kazandığını öğrenmek içinse başka belgelere ihtiyacımız var.

Ne diyelim Mıstık Abi, mizah tarihinin bir de böyle fiyat tarifelerine yazılmış tarafı varmış…

2 yorum:

  1. Reklamcılık açısından çok düşük bir meblağ bu. Satış düşüklüğüyle ilgili büyük ihtimal.

    YanıtlaSil