Cuma, Mart 15, 2024

Burun

O tarihte en uzun ömürlü mizah dergimiz olan Karagöz'ün 27 Mayıs sonrası yorumu, Mim uykusuz çizmiş, Karagöz ile Hacivat, Menderes ile Bayar'ı konuşuyorlar falan... Esprinin ne olduğunun bir önemi yok... Benim ilgimi Menderes'in burnu çekiyor, evet Bayar da büyük ölçülü, komikleştirilmiş bir burunla çizilmiş ama Menderes'in burnu bir boy daha büyük istiflenmiş.

Mesele şu ki, Menderes'in burnunu büyük çizen bir tek Uykusuz değil...

O yıllarda otuzlu yaşlarını yaşayan bir karikatürist kuşağımız var, 27 Mayıs'la birlikte ilk kez büyük bir siyasi kaosla karşılaşmışlar, bir askeri darbe olmuş, o günlerin moda deyişiyle "ikinci cumhuriyet" kurulmuş, Kurtuluş Savaşı benzetmesi yapılmaya başlamış vs. Hasılı, güçlü bir iyimserlikle reaksiyoner bir romantizm yükselmiş... Etkilenmeyeni yok. Menderes karşıtı olmamak mümkün değil...

Doğru-yanlış tartışması yapmıyor, siyasi bir auradan söz ediyorum. Şöyle anlatayım, 27 Mayıs sürecini en iyi anlattığı düşünülen kitap Şevket Süreyya Aydemir'in Menderes'in Dramı'dır. Kitabı dikkatle okuyup, günün gazetelerindeki Demokrat Parti ve Menderes eleştirilerine bakarsanız şunu fark edebiliyorsunuz... Aydemir, devrin gazetelerinin bütün klişelerini ve Menderes betimlemelerini kitabına almıştır. Akıllıca derlemiştir filan değil o siyasi auradan etkilenerek yazmıştır diyorum. Bugün, ona atfedilerek anlatılan açıklamalar, pek çok gazete köşesinde çok daha önce belirtilmiştir.

Karikatürler de böyle,  eleştirellikleri ve espri klişeleri tek bir zihinden çıkmışcasına benzeşiyor. Ben burun vurgusunu karikatürün doğası gereği kanırtılan bir grotesk belirginleştirme olarak göremiyorum. Ya da  sadece burnu havada olmak gibi bir kibir eleştirisi sayamıyorum. Abdülhamid'in burun karikatürlerini ziyadesiyle andırdığını ve yinelendiğini düşünüyorum. 

Meseleyi uzun uzadıya tartışan bir yazı yazmayı hayal ediyorum diyelim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder