Perşembe, Aralık 29, 2016

Son Okuduklarım 9


Tuhaf Kütüphane'yi beğenmedim, hayal kırıklığı desem abartmış olmam. Masal deniyor, masalsı deniyor ama çok da bir yere varamamış. Okurunu üzecek bir kitap çıkmış. Clichy'de Sessiz Günler okuyunca bir kez daha anladım ki, taklit edilen bir yazar Henry Miller. Liste çıkartsak epey bir yazarı sıralarız alt alta. İşte Van Gogh'u bu serinin Warhol kitabıyla kıyaslarsam, iç metni daha güzel, iç görsel tasarımı daha başarısız demem gerekiyor. Van Gogh'un esrik bir coşkusu, delirmeyeceğim diyen şen şakrak yükselişleri vardır. Görsellik onu verememiş, insan ona hayıflanıyor. Baudelaire, şaraba methiyeler düzüp esrarı öteliyor, şairane kestirimleri var, sarhoş olun diyor mesela...Bir şekilde sarhoş olun!


Sıkı Kontrol Edilen Trenler, merak ettiğim bir novellaydı, nefsimi köreltmiş oldum. Çarpıcı, hele finaliyle birarada düşünürsem ironik tutumu  şahane. Yavaşlığı ve saplantısı, tek kelimeyle neşeli. Savaş sırasında gündelik hayatın devam ettiğini pek hatırlamayız, herkes savaşa odaklanmış sanırız, o harala gürele içinde genç bir adamın kıpırdanışları gülümsetiyor.  Rasputin, Zweig havasında edebi bir biyografi. Akıcı bir gevezeliği var kitabın. Rasputin zaten sanıyorum, geçtiğimiz yüzyılın en tuhaf karakterlerinden biri. Capa, ünlü savaş fotoğrafçısı hakkında bir grafik roman. Çizgilerde güç kaybetmiş, metin günlüklere dayanıyor ki onlar zaten çok çarpıcıdır. Savaşın ve türlü olağanüstülüklerin içinde dolanıp duran bir fotoğrafçının hayatını temel alan bir çalışmadan insan daha yüksek bir görsellik bekliyor. Yıllık İzin, albüm formatı ve hikaye olarak dikkat çekici bir çalışma. Bu tür denemeler neredeyse hiç yapılmıyor, o bakımdan üreticileri de yayınevini de takdir etmek gerekiyor. Minimal öyküsü nedeniyle söylemiyorum bunu, Erman Çağlar'ın dili bu minimalliği kurtaran bir akışkanlıkta çünkü. Asıl zorlayıcı olan uzak kurulmuş sahneleri, yaklaşmamayı tercih etmeleri.


Herkesin Yeats okuması gerekiyor, uçarılığı, sakinliği, aşırılıklar çağında, bütün o gürültünün içinde muzipliği, başka türlü bakabilmesi insanı etkiliyor. Cevat Çapan çevirisiyle seçmeler yapılmış. İntihar Üzerine Notlar, başarılı bir deneme kitabı, edebiyat ile popüler felsefe arasında güzel salınıyor, rahat okunan, akıllı bir metin. İntihar meselesini farklı yerlerden girerek anlatıyor, böyle kitaplar kolay çıkmıyor Türkçede. Utku Özmakas çevirmiş. Parantez, otobiyografik bir grafik roman. Benim gibi hafıza işleriyle derdiniz varsa, etrafınızda yaşlılarınız, günbegün artarak unutmaya başlayanlarınız varsa hikaye size dokunacaktır. Durand, gencecik yaşında başına gelenleri, hastalığını ve iyileşmesini anlatıyor. Hayat zor dedirtiyor, türlü türlü dertler var. Partilerde Kızlarla Nasıl Konuşulur, tipik bir Gaiman hikayesi, dildeki şairanelik olmasa tek bir ilginçliği yok. İkizler güzel çizmişler, daha iddialı hikayeler çizmeleri gerekiyor. Bu hikayeyi Ergün Gündüz, tur bindirerek daha iyi çizerdi. Hoş, hikaye filme de uyarlanmış, medyatiklik böyle bir şey. Popüler olanın kuyruğuna takılıp etinden sütünden faydalanayım istiyor vasatlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder