Çarşamba, Haziran 04, 2014

Deliduman



On yedi yaşındaki Çağlar İyice konuşuyor. Kızkardeşi Çiğdem'i, onu meşhur etme ümitlerini, belediye başkanı dayısını, yakın arkadaşı Mikrop Cengiz'i, taşra muhabbetlerini, depresyonun eşiğindeki annesini, eski sevgilisini, hiç unutamadığı dedesini, hatırlarken kahrettiği babasını anlatıyor. 

Deliduman, dermansız ve güdük bir ilçeden haykırmaya başlıyor, İstanbul'a uzanıyor. Çocukluğumuzun, hatıralarımızın ve bütün sokaklarımızın üzerinden dangır dungur geçen imar ve para iştahına lanet! Riyakar dünyaya, Allahsız sermayeye, martılara, küçük bir kızın kalbini kıranlara isyan ediyor. Barikatların arkasında, soluk soluğa, yapayalnız, erken kaybeden bir delidumanın öfkesini çemkiriyor.

Emrah Serbes, zamanın ruhunu, Gezi'nin isyancılarını, hürriyetleri için öksürenleri, yerinde duramayanları, küfredenleri, ağlamayı unutmak için yumruğunu sıkanları resmediyor. 

Deliduman, büyük zamanın ve her zaman kenarda kalanların romanı.

Pazartesi, Haziran 02, 2014

Hopper Street

















Hayal Et Hikâyeleri


“ Malleus Maleficarum, abi. Eskiden, taa ortaçağda felan, cadıları öldürmek için kullanılan bi tür çekiçe derlermiş. Cadı Balyozu. Aynı zamanda bu kitabın da adı. Yani eskiden böyle cincilik yapanların kullandığı el kitabı felan gibi bi şey abi. İşte cadıları şuyundan buyundan tanırsınız, şöyle mıhlarsınız falan gibi muhabbetler var kitapta.”

Hayaletli BBG evleri; ruhunu satmaya çalışan huzurevi çalışanları; ameliyatla burç aldıranlar; ifritlerin ve devlerin gezindiği gece masalları; mutsuz kızıllıklar, çekmeceli Pazartesi; Birgün sineği ve Goya'nın güzelleri, 80 günde devr-i ölüm ve cadı avcısı Alamancı Demir usta...

Murat Başekim, karanlık, cayırtılı, cin böğürten ve güldüren hikâyeler yazıyor. Şîr'in pençesini vurduğu Şark gotiğini resmediyor.

Hayal Et Hikâyeleri, esrarlı, dumanlı, zifiri yerleri, çok uzakları ve çok yakını anlatıyor.

Pazar, Haziran 01, 2014

Seyrüsefer Defteri 47



+ Labor Day, güzel bir aşk filmi diyelim, insani ve sakin, forever Kate (31 Mayıs). + İstanbul yolculuğu (30 Mayıs). + Aşk Kırmızı, filmin ilk sözcüğü 'kocamm', bayık bir erotizm, çok fena diyaloglar. Andropoz eşiği sınavı (29 Mayıs). + Kusursuzlar'ı beğendim, yeni bir hikayesi var, yeniye yüzünü çevirmiş (28 Mayıs). + Enemy, Saramago olmasa ilginç film olacak, insanın aklı romana gidiyor, peh dedirtiyor (27 Mayıs). + Benim Dünyam, tam bir Hint filmi olmuş, uzun süredir bu kadar patetik ve melodramın dibi filmimiz olmamıştı (26 Mayıs). + Leopar (1963), ne büyük bir film, insanda seyretme ve okuma iştahı yaratıyor (25 Mayıs). + I Vitelloni (1953)- Fellini'nin Aylaklar filmi ilham vericiymiş (24 Mayıs). + The Immigrant ilginç, romance algısı ve işlenişi, bazen yüz yıl önce çekilmiş gibi, Bruno Weiss karakteriyle Phoenix döktürmüş...(23 Mayıs). + The Hunger Games Catching Fire, tefrika gibi uzattıkları için ilki kadar iyi değil, sonradan açılıyor (22 Mayıs). + Winter's Tale (2014), naif bir melekler-şeytanlar filmi, masalımsı (21 Mayıs). + Pompeii (2014), görsel tasarımı güzel, hikayesi vasat altı (20 Mayıs). + Monuments Men, büyük ve kalabalık Hollywood yapımlarını andırıyor ama hikayesi gerilimsiz, History Channel havasında (19 Mayıs). + Age Of Uprising: The Legend of Michael Kohlhaas, ilginç bir yavaşlığı var (18 Mayıs). + Nurse 3D, son zamanlarda gördüğüm en traş film (17 Mayıs). + The Nut Job, ortalama bir animasyon, güzel devamlılıklar göstermişler (16 Mayıs). + Child of God, Cormac McCharty uyarlamasıymış, ilginç (15 Mayıs). + Küf, aksak hikaye (14 Mayıs). + Point Blank, bir pulp aurası var ama kendine hayran olmayı seçerek hikayeyi unutmuş (13 Mayıs). + 3 Days to Kill, iyi aksiyon, mutlu son romantizmi olmasa iyi hikaye de olacakmış (12 Mayıs). + Yozgat Blues, ilginç bir kamerası var, maliyet düşüren, her zaman işe yaramasa da tarzı olan. Hikaye sempatik (11 Mayıs). + Bad Country, aksiyon gerilimini koruyamıyor, ağırlaşabilse bir şey olacakken vasatlaşıyor (10 Mayıs). + The secret Life of Walter Mitty, filme başlarken yeni bri Forrest Gump seyreceğimi sanmıştım, yanılmışım, ilginç bölümleri olmakla birlikte vasat (9 Mayıs). + Düğün Dernek, beklediğimden daha iyi komedi, hareket komiğine yüklenmeleri de ilginç (8 Mayıs). + The Physician (2013), Alman işi oryantal film, edebiyat uyarlaması, Amin Maalouf kadar iyi değil (7 Mayıs). + Dom Hemingway, skeç havası nedeniyle "eh işte hikayeli", ama güzel ve eğlenceli, Jude Law gösterisi, harika karakter ( 6 Mayıs). + Pan'ın Labirenti, uzuun bir seyredememe hikayesinden sonra nihayet (5 Mayıs). + Divorzio all'italiana, 61' yapımı eğlenceli bir hiciv, Marcello yine döktürüyor (4 Mayıs). + İşçi Sınıfı Cennete Gider, yıllar sonra seyrettim, haliyle tarihi vesika, o niyetle seyrediliyor (3 Mayıs). + Concussion, lezbiyen bir kadının "aile" ve "norm" dışına çıkması, "gündüz güzeli" çeşitlemesi diyelim (2 Mayıs). + Ettere Scola'nın Özel Bir Gün'ü ne kadar güzel bir filmmiş, nasıl seyretmemişim bugüne kadar (1 Mayıs).



Related Posts with Thumbnails