Pazartesi, Nisan 28, 2014

Bozkırda Altmışaltı


Yeni bir yazar, iyimser, sıcak...taşradan, şeker gibi, mahalleden, uzaktan, evden, sokaktan... İletişim'den...

Aziz Nesin ve Kör Salih






1972 yılından bir çizgi roman. Gırgır'ın ilk yıllarında derginin en önemli hikayecisi Aziz Nesin'di. Hem yeni hem de eski hikayeleri dergide kullanılıyor, kimileri çizgi romana uyarlanıyordu. İlk sayıda çıkan Usulen'i Oğuz Aral çizmişti hatta. Sonraları ta Markopaşa'da kader ortaklığı yaptığı Mim Uykusuz bu işi üstlenecek ve Nesin hikayelerini o çizecekti. İlk hikayeler, hikayeye çizilen karelerden oluşuyordu. Balon kullanılsa da aslolan metindi, çizgiler metnin okunurluğunu kolaylaştırmak adına kullanılıyordu. Popüler bir örnek olduğu için belirtelim, Kara Murat tarzı uyarlamalardı diyelim. O yıllarda Haldun Simavi, kendi yayınlarında, tefrikaları bu biçimde kullanmak istiyordu diye ekleyelim.

Yukarıdaki sayfalar, balon-kareler arası ardışıklık gibi ilkeler çerçevesinde dergide çıkan ilk Nesin uyarlaması çizgi romana ait. Ondan önce epeycesinde imza kullanmasa da yine Uykusuz tarafından yapılan başka uyarlamalar var. Meraklısı için ilk sayıdan itibaren Usulen (1), Misafir Gelecek (1-2), Eğlenelim Arkadaşlar (2), Yanlış Kapı (3), Gözüne Gözlük (3), Kız Ucuza Gitti (4), Herkes Kazanıyor (4-5), Meydan Saatleri (6), Yeşil Şapkanın Evrakı (6-7), Neden Az Gelişmiş...(7-8), İhanete Uğrayan Kocalar Kulübü (8-9), Yağma mı Var (9), Bay Düdük (10), Strirtiz Basri (10), Ruhun Duymaz (10), Bizim Köyün Delileri (11-12) Bir Şaheser Doğuyor (12)... yayınlanıyor.

Kimi ne Talih..Kimine Kör Salih ise 13.sayıda çıkıyor. Bu sayıdan sonra uyarlamanın niteliği değişiyor diyemem. Aralıklarla yine alt yazılı-metin ağırlıklı uyarlamalar görüyoruz. Nesin ve Gırgır ilişkisine fırsat buldukça devam edeceğim.

Pazar, Nisan 27, 2014

Cumartesi, Nisan 26, 2014

Faydalı Bilgiler Ansiklopedisi 4


Yüz yıl önce, köy kalkınırsa Türkiye'nin kalkınacağına inanılırdı. Mizah dergilerinde tarım politikalarına modernleşme bahsinde sıkça değinilirdi. Pek dökümü yapılmaz ama Avrupa'ya gönderilen ilk öğrecilerimiz-dolayısıyla ilk "Fransızca" öğrenen Genç Türkler, Ziraat eğitimi almak için giderler gurbete. Ziraatçi olacaklardır... [biliyorsunuz sonraki tatrihlerde mühendis olmaya giderler, 1980'den sonra İktisat-İşletme...27 Mayıs'tan sonra da Anayasa okumak isteyen öğrencilerimiz meşhurdu...]

"Köylü milletin Efendisidir" sözü, hem siyasette hem de mizah dergilerinde aralıklarla hatırlanır ve tartışılır bu sebeple...Türkiye'nin büyümesi, köye giderek, köy'den başlayarak sağlanabileceğine ilişkin güçlü bir inanç vardır. Yukarıdaki karikatür, 1934 yılından, Avrupa dönüşü, Ankara'ya giden genç adam, trende Köylü'yle konuşuyor: "Köylerde çalışmak için Ankara'ya iş istemeğe gidiyorum" diyor. Hangi köyler diye soruyor Köylü, espri de orada zaten: Kadıköy, Erenköy, Çengelköy diyormuş meğerse genç adam...Bildiğin İstanbullu...Ankara vurgusu bilerek eklenmiş bu yüzden...


İkinci kapak, 1966 yılından, aslında aynı espri yineleniyor. Bir farkla, "köy" dendiğinde Doğu gelmeye başlamış insanların aklına. Biri soruyor, dünyadan bihaber: "Doğu köyleri neresidir?" Diğeri cevaplıyor "Kadıköy, Erenköy, Çengelköy...."

Tabii, bu esprileri bulan Yusuf Ziya Ortaç'ın, İstanbul dışına çıkmadığını, Büyükada ile Cağaloğlu arasında yaşadığını, 1950 Seçimlerinde Ordu Milletvekili seçilmek için, bölgesine, seçmenlerinin yaşadığı yere gitmek zorunda kaldığında nasıl kahırlandığını, İnönü ve CHP'ye nasıl kızdığını da hatırlatayım. 1950 öncesinde Milletvekilleri, vekili oldukları şehre hiç gitmeden seçilebiliyorlardı. 


Bu güzel bir kapak, Münif Fehim çizmiş, tarzının dışında bir çalışma. Köy Enstitülerinin açılışıyla ilgili, propaganda nitelikli bir kapak. Köylüler "gözümüz aydın" diyorlar. Hasan Ali Yücel, elinde meşale taşıyor, 1940 yılından. Galiba, arkada görülen Ankara Kalesi.


Siyasetin değişimiyle ilgili bir kapak. Akbaba, DP'yi destekliyor. Menderes rakamlarla tarlaya tohum ekiyor. İnönü, laflar, nidalar atıyor vs...Kapak şu bakımdan ilginç, propaganda işine genellikle "ekme" ya da "şırınga" teorileriyle yaklaşmışızdır hep..Bunu iyi anlatıyor...


Son iki karikatür 1957 Seçimleriyle ilgili. Köylü, önünde eğilen siyasetçilere "Köylü Milletin Efendisidir" sözünü hatırlatıyor: "Üleeen...Atatürk'ün dediği otuz yl sonra çıktı be!"... "Üleeen" vurgusu komikleştirmek için kullanılmış, köylüler bunu demeden lafa girmiyor diye düşünülüyor olmalı ki...konuşmalar ekseriyetle böyle başlatılıyor. Benim ilgimi çeken, bir aksesuar var, o da köylünün sağ eliyle tuttuğu cüzdan. Yeşilçam'da da gördüğümüz bir ayrıntı bu aslında. Tütün ve para cüzdanı-kesesi diyelim buna... Köylü klişesi-karikatürü onsuz çizilmiyor.

Philip Barlow
















link

Cuma, Nisan 25, 2014

Büyük Fotoğraflar

Ruth Orkin, American Girl in Italy

Robert Frank, Premiere in Hollywood

Dorothea Lange, The Next Big Thing

Eddie Adams

Josef Koudelka, Valencia, Spain

Irving Penn

Related Posts with Thumbnails