Salı, Ağustos 05, 2014

İnsaflı Ankara


1944 yılından, Cumhuriyet'te rastladım. Cemal Nadir, uskumrunun pahalılığından şikayet etmiş. Asıl derdi için vesile etmiş diyelim, Ankara'da balığın daha ucuza satıldığını öğrenen ve safça bir soru sorarak final esprisine "derin bir pas atan" adam şöyle diyor: "Nasıl olur, orada deniz yok ki?". Diğeri cevaplıyor, "deniz yok amma insaf var".

Tipik bir Ankara-İstanbul karşılaştırması ve abartılı bir Ankara romantizmi yapılmış gibi gözüküyor ama bence sadece bu değil.

Bir ters köşe yapalım: Otuzlu yıllarda İstanbul'un modernliğine, kozmopolitliğine, kapitalizme olan yakınlığına ilişkin buna benzer çok sayıda espri üretilmiştir. Aradan bu kadar sene geçmiş, niye yenileniyor peki bu espri?

Yeknesaklık, kişisel bir espri tıkanması vs olabilir mi? Olabilir ama sanmıyorum

Bence, Cemal Nadir katıksız bir İnönü hayranı... Yeni Ankara'nın eskisinden daha iyi olduğuna inanıyor. Onun eskisi 1938 öncesi...1923 öncesi değil. İnsaflı bir Ankara derken o başka bir yeni Ankara'dan söz ediyor, belki de aslına rücu eden bir Ankara'dan...Atatürk'ün yakın çevresinde olup da İnönü döneminde çalışmaya devam eden var mı ki...

Her dönemin gözdeleri, öne çıkan, yıldızı yükselen, popülerleşen isimleri oluyor. Siyasetçiler, gazeteciler, gazeteler, edebiyatçılar, şairler, yazarlar... Kimbilir belki karikatürcüler de...

Cemal Nadir çalışmalı...

Özel not: Bir Ankaralı olarak iyi bildiğim bir nakarattır, "Ankara nasıl güzel olabilir ki, orada deniz yok..." Espri yancısının "orada deniz yok ki" sözleri beni bu yüzden güldürdü.



Yazıyı yazdıktan sonra bu iki karikatüre rastladım, 1943 yılından. Ankara methiyesi devam ediyor. Amcabey'in iyimserliği güzelmiş, ajit-prop desek, abartmış olmayız. Yanındaki öfkeli, söyleniyor, kahırlanıyor, "atı alan Üsküdar'ı geçti" diyor. Amcabey, Üsküdar'ı geçtiyse daha iyi, Ankara'da yakayı ele verir diyor...

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails