Çarşamba, Şubat 23, 2011

Olacakla Olmuşu Göstermek


Çizgi roman korkutur mu? Bir korku çizgi romanından söz ederken "hiç korkmadım" türü eleştiri ve serzenişlerde bulunulur. Bana kalırsa çizgi roman çocuklar hariç birilerini korkutmakta çok da başarılı değildir. En azından bu korkuyu okurken yaşamayız. Yaşadığımız görsel çağ nedeniyle okuduğumuz bir sahneyi kabuslarımızda canlı kanlı görebiliriz ama bu bilinçaltımız için bir vesile olmaktan öteye gitmez. Bir kaç kez yazdım, çocukluğumda Teks beni korkuturdu. Sonraki yıllarda korkutmak için neyi öne çıkarttığını anlamak adına sayfaları incelediğimi farkettim. Yakın yüz ifadeleri, çatlamış göz damarları, kurumuş eller, sivri çeneler, kahkaha ve çığlık efektleri vs...Karanlık düşüncesi bile çocuğu titretirken böylesi belirginleştirmeler korkmak için yetip de artmaz mı?...

Yetmişli yıllardan itibaren dünya çzigi romanında öldürme sahnelerinin daha çok resmedildiğini biliyoruz.

Bizim çizgi romanımızdaysa sert öldürme sahneleri vardır. Kafalar kopar, kılıç adamın karnında girer sırtından çıkar, kollar kesilir vs...Yakın zamanlarda dünyada, "gore" denecek türden sahnelerin dahi manstream anlatılara dahil olabildiğine de şahit olduk.

"Hiç korkmadım" iddiası için korku çizgi romanı denildiğinde hemen akla gelen EC Comics dergilerinden iki kapak seçtim. Biliyorsunuz çizgi roman ardışıklık ilkesine dayanır; okur, iki kare arasını kafasında tamamlar. Basit bir ilkesi var EC'nin... Kapaklarında ya olmuş olanı ya da olacağı bize gösteriyor. Adam elinde büyük bir baltayla kurbanın arkasındadır. Etraf karanlıktır vs...Baltayı vurmak üzere havaya kaldırdığını görürüz. Vuracak mı bilemeyiz, naif bir küçük karede bir elin tabancasıyla ateş ettiği de görülebilir eş zamanlı olarak. Katil o "son andaki" kurşunla vurulmuş ve o kurban (genellikle genç ve güzel bir kadındır) kurtulmuştur. Ya da makus talih, kadın suçluysa ölecektir. Kapak bize o gerilimli ayrımın arifesini gösterir. Veya katil baltayı indirmiştir. Katili ve kanlar içindeki kurbanı izleriz. Korkulan olmuştur, kurban (bu kez genellikle erkektir, ölümü hakettiği iddia edilmektedir hikayede) kanlar içinde yerdedir. Dehşetle izleriz sahneyi... Siyah kadar kırmızı da belli eder kendini...

Bu iki seçenek de hikayenin ana sahneleridir. İyi çizilmezse hikaye istediği etkiyi kuramaz.

Bu sahneler bana korkutmaktan çok tedirgin etmeye, bir tür dehşet hissi uyandırmaya yarıyor gibi geliyor hep. Hikayelerin arkaplanındaki ilahi adalet hissi ise katarsisi sağlar.

EC'nin yarattığı rahatsızlık, kan dökmeyi meşrulaştırması, iyi kötü dengesini bozması ve bu muğlaklığı normalleştirmesinde yatıyor. Psikologlara, ebeveynlere ve öğretmenlere "korkunç" gelen asıl bu normalleştirmeydi bence...

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails