Cumartesi, Ekim 23, 2010

Forsa Halil

Aralıklarla bana yöneltilen bir sorudur: Edebiyattan yapılan çizgi roman uyarlamaları başarılı mıdır ? Büyük oranda başarısız bulduğumu, çizgi roman dünyasında bu türden uyarlamaların esamisi okunmadığını söylerim. Elbette şunu eklemek gerekiyor. Bütünüyle aksiyona-eyleme dayalı romanlar vardır, muktedir kahramanın yapıp eylediklerini okuruz. Durup düşünmeye vakitleri yoktur, dünya tehlike altındadır vs…Bu tür ucuz romanlar kolaylıkla çizgi romana uyarlanabilir. Tarz ve anlatım biçimi olarak aynı mecradan beslenmektedirler. Örneğin James Bond uyarlamaları gerçekten başarılıdır. Oysa İnce Memed uyarlanırsa o bir serüven romanına indirgenmiş olur. Bir eşkıya hikâyesi anlatmak için İnce Memed’e başvurulması abestir, ticari olarak düşünüldüğü için İnce Memed’e zarar bile verir. Lafı sık rastladığım bir başka örneğe getireceğim. Reşat Ekrem Koçu, meseleleri ilgi çekici bir yerinden tutup “kanırtan” üslubu, zihniyetten çok eyleme yoğunlaşması, kıyafete, usule, otantizme yüklenmesi nedeniyle popüler bir tarihçidir. Okunan, ilgi gören, takip edilen bir tarihçi olması büyük ölçüde gazeteci mantığını taşımasından da kaynaklanır. Bilirsiniz çizgi roman da gazetecilik sanatıdır. Tarih meraklıları bana Koçu’nun kitaplarının çizgi romana epeyce malzeme çıkartacağını söylerler, konuşuruz. Kuşkusuz, ilginç hikâyeler anlatır Koçu; üstelik hiç de dokunulmamış bir mecra değildir. Selahattin Duman, Burakbey dizisinde faydalanmıştır yazdıklarından. Koçu, yazdıklarında kendisini çok öne çıkartan, bu Tanrı anlatıcılığı nedeniyle de gerilimi düşüren, entrikaya ve doğrusu cinselliğe obsesif ölçüde takılan bir yazar. Anlattıklarından özet olarak faydalanmak ve başka türden bir senaryo çıkartmak gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Forsa Halil adlı romanını/anlatısını okudum. 16.yüzyılda geçen bir suç şebekesini anlatıyor. Tipik bir suç hikâyesi demek gerekiyor, ne zaman yazıldığı belirsiz olsa da kırklı yıllarda yazıldığını tahmin ediyorum. Seriyal filmlerini, gangster hikâyelerini andıran bir yapısı var. Koçu, meseleyi tarihi İstanbul dekorunda anlatınca ilginçleşiyor elbet. Belgesel havasında betimlemeler var, Koçu varlığını sürekli hissettiriyor. Romandan çok Koçu’nun ne anlatacağını-nasıl söyşleyceğini merak ediyoruz. Örneğin bu kitaptan iyi bir uyarlama çıkarılabilir, çünkü edebiyat değil yapılan. Koçu olduğu için de Koçu’yu ayıklayarak hikâyeyi kurmak gerekiyor elbet.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails